Logo

15. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, sözleşmeden kaynaklanan iş bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen hüküm davacı vekilince temyiz olunmuştur.

Davacı vekili, davalı ... ile müvekkili vakıf arasında imzalanan 27.02.2008 tarihli protokol uyarınca, “Sosyal Kültürel Tesis” inşasının gerçekleştirilmesine yönelik ortak proje bakımından ... 9501 ada 2 numaralı parselde bulunan 4282 m2’lik alana müvekkili ... Vakfı Merkezine, ... Belediye Meclisinin aldığı 04.02.2008 gün ve 76 sayılı kararı uyarınca 25 yıl kullanım hakkı verildiğini, bahse konu protokol uyarınca teslim edilen taşınmazla ilgili olarak teslim tarihinden itibaren müvekkili vakfın 3 ay içerisinde gerekli proje onaylarının yaptırılarak inşaat ruhsatının alınması ve nihayetinde 1 yıl içerisinde inşaatı bitirmesi ve aylık 1.480,00 TL kira ödenmesinin kararlaştırıldığını, mücbir sebepler halinde kullanım bedelinin bu sürenin bitiminden itibaren başlatılacağının hüküm altına alınıp, protokolde öngörülen zaman içerisinde proje onay ve inşaat ruhsatını alan vakfın inşaatı başlatmasına rağmen, inşaatı alan yüklenicinin vefatı ve Belediye ile karşılaşılan hukuki problemler sebebiyle protokolde öngörülen sürede tamamlanamadığını, açılan ... 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/552 Esas sayılı ve ... 13. İcra Ceza Mahkemesi'nin 2009/82 Esas sayılı dava dosyaları devam ederken taşeron firma tarafından inşaatın işgal edildiğini, bunun üzerine müvekkil tarafından ... 13. Asliye Hukuk Mahkemesinde men’i müdahale davası açıldığını, bu duruma muttali olan davalı ... Meclisinin 01.06.2010 tarih ve 393 sayılı kararla protokolün yeniden düzenlenmesi için karar alıp, Belediye Başkanı’nın yetkili kılındığını, buna rağmen belediyenin yetkili organlarının harekete geçmediğini, müvekkili tarafından yapılan imalâtın protokole ve projeye uygun

olarak yapılmasına karşın imalâtı habersiz bir şekilde yıkılarak var olan temel üzerine inşaat yapmak yoluna gittiğini, davalının haksız olarak el atıldığını ileri sürerek, 10.000,00 TL zararın davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili ise, davacı tarafın imzalanan protokol uyarınca üzerine aldığı edimini süresi içerisinde yerine getirmediğini, müvekkili idareye bu konuda atfedilecek bir kusur bulunmadığını, protokolün feshedildiği tarih dikkate alındığında alacağın zamanaşımına uğradığını, inşaatın tamamlanma oranının%5-6 aralığında kaldığını, idarece kurulan teknik komisyonca inşaatın imar durumuna ve projeye aykırılıklar bulunduğunu, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, inşaatın 24.02.2012 tarihinde tanzim edilen rapor ile belirlendiği üzere mevcut durumu ile imar mevzuatına aykırılık teşkil ettiği, çekme mesafelerine uyulmadığı, atıl vaziyetteki malzemelerde bozulma olduğu, bu nedenle belediyece sözleşmenin haklı olarak feshedildiği ve dava tarafından yapılan inşaatın imar planına ve projeye aykırılık oluşturduğundan bahisle davacının tazminat talebinin yerinde olmadığından bahisle dava reddedilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince; taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık davacının yapmış olduğu imalâtın yasal olup olmadığı, miktarı ve davalıdan tahsili gerekip gerekmediği konusunda toplanmaktadır. Davacı ile davalı arasında yapılan protokol uyarınca davacının bir takım imalâtlar yaptığı uyuşmazlık konusu olmamakla birlikte davalı taraf imalâtın imar mevzuatına uygun olmadığını savunmuş olup, mahkemece yapılan araştırma bu haliyle yetersizdir. Şöyleki, davacı yapılan imalâtın davalı ... tarafından yıkılıp temel kısmının üzerine yeniden davalı tarafından imalât yapıldığını bildirildiğine göre, mahkemece bu doğrultuda araştırma yapılmalı, maddi gerçeğin ortaya çıkması açısından deliller tam olarak toplanmalı, projeler getirtilerek mahallinde uygulanmalı ve değişik iş dosyası getirtilerek davacının yapmış olduğu imalâtın yasal olup olmadığı tam olarak belirlenmelidir. Bu noksanlıklar açıklığa kavuşturulmadan alınan bilirkişi raporunda ve ek raporunda inşaatın yapılan kısmının statik ve betonarme yönünden kullanılmasına engel bir durum tespit edilemediği, belediye elemanlarınca yapılan tespit ve düzenlenen raporda ise, sadece binanın çekme mesafelerine uygun yapılmadığı belirtildiğini, ancak betonarme ve statik yönden herhangi bir olumsuz görüş bildirilmediği, yapılan imalât bedelinden belediyenin sorumlu olduğu, ek raporlarda da, çekme mesafelerindeki kaymaların plan değişikliği ile mevcut yapının yasal hale getirilebileceği, belediyesince imalât aşamasında gerekli kontroller yapılarak tespit edilmediği, bu itibarla plan değişikliği yapılarak inşaatın devamının sağlanabileceği bildirilmiş olmasına karşın, mahkemece belediyece plan değişikliği yapılıp

yapılmadığı ve inşaatın yasal hale getirilip getirilmediği konusunda araştırma yapılmamıştır. Öte yandan plan değişikliği yapılmamış olsa dahi davacı şirketin temel inşaatının mevcut haliyle kullanılıp kullanılmadığı da araştırılmamış olup, eksik araştırmayla karar verilmesi doğru olmamıştır.

Bu nedenlerle mahkemece yapılacak iş, tüm deliller toplanıp, aralarında mimar ve inşaat mühendisinin bulunduğu bilirkişi heyeti oluşturulup, mahallinde yeniden keşif yapılmalı, belediyeden imar durumu ve varsa plan değişikliği ile ilgili tüm kayıtlar getirtilerek incelenmeli ve davacının yapmış olduğu imalâtın yasal hale getirilip getirilmediği belirlenmeli, yasal hale getirilmişse, çekme mesafeleriyle ilgili gerekli düzeltmeler yapılmış ise imalât bedeline hükmedilmeli, temel konusunda da, değerlendirme yapılmalı, davacının yapmış olduğu temelde değişiklik yapılıp yapılmadığı üzerinde durulmalı ve önceki raporlar irdelenerek karar verilmelidir.

Karar bu nedenlerle bozulmalıdır.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 18.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***