Logo

15. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm davalı vekili ile ihbar olunan tarafından temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... ve ihbar olunan asil ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

1-... tarafından verilen dilekçe ile yerel mahkeme kararının bozulması talep edilmiş ise de davada taraf ya da müdahil olarak yer almadığı gibi dilekçesi temyiz defterine kayıtlı olmadığı ve temyiz harcı da yatırmadığından ...'in dilekçesinin REDDİNE,

Davalının temyiz itirazlarına gelince;

2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle dayanak sözleşmenin davacı ile davalı şirket arasında imzalanmış olmasına, davalı iş sahibi davaya karşı cevap dilekçesi vermemiş olup 16.03.2015 tarihli duruşmada sözleşmede kararlaştırılan dairenin 13.11.2013 tarihinde davalının gözetimi ve bilgisi dahilinde davacının eşi ...'e devredildiğini savunmasına rağmen bu savunmasını yasal delillere karşılayamamış olmasına, davalının ihbar edilen ...'i davacının yetkili temsilcisi ya da ticari vekili olarak hareket ettiğine dair savunması olmadığı gibi, olduğu kabul edilse dahi ticari vekil ya da temsilcinin yükleniciye devredilmesi gereken bağımsız bölümü tapuda kendi adına tescil ettirmesi ticari vekillik ve yetkili temsilcilik görevinin aşılması niteliğinde olup iş sahibince vekil ya da temsilcinin yetki ve görev sınırlarını aştığını bilmesinin gerekmesine göre yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay'daki duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 9.248,50 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 29.05.2019 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

-MUHALEFET ŞERHİ-

Davacı taraf; aralarında bulunan sözleşme ilişkisi gereğince, asansör imalâtı ve montajını yaptığını ancak davalı tarafından bedelinin ödenmediğini belirterek 180.520,93 TL’nin tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davalı taraf ise daire devri yaparak bedeli ödediğini, borcu bulunmadığını, aksine alacaklı durumda olduğunu ileri sürmüş olup, uyuşmazlık bedelin daire teslimi ile ödenip ödenmediği hususunda bulunmaktadır.Taraflar arasında 17.09.2012 tarihli sözleşme imzalanmış olup bu sözleşme gereğince davacının yapmış olduğu işlere karşılık 160.000,00 TL değerindeki dairenin 30.11.2013 tarihinde davalıya teslim edildiği, daire bedelinin 160.000,00 TL belirlenirken daire içerisinde yapılan özel işlerle birlikte 227.600,00 TL bedel belirlendiği, önceki bakiye, yapılan işler dikkate alındığında kalan bedelin 155.600,00 TL olduğu, davacı tarafından kesilen fatura bedelleri de 114.000,00 TL olarak düşüldüğünde, davacının 41.600,00 TL borcu kaldığı anlaşılmaktadır. Bu sözleşme altında davacının imzasının bulunduğu açık olup davacı sözleşmeyi ve altındaki imzayı inkâr etmemiştir. Sözleşme içeriğine yönelikte bir itirazı bulunmamaktadır. Yukarıda belirtildiği gibi bu sözleşme içeriğine göre daire içerisine yapılan işlerle birlikte dairenin değerinin 227.600,00 TL olarak belirlendiği, yine dairenin teslim tarihi 30.11.2013 tarihi olarak belirlendiği anlaşılmaktadır. Sözleşme altındaki imza inkâr edilmediğinden sözleşme içeriğinin davacı tarafından bağlayıcı olduğunu kabul etmek gerekir. Sözleşme konusu edilen daire, davacının kocası olan ...’e devredilmiştir. Dava konusu olan 17.09.2012 tarihli sözleşme konusu işler ve dava konusu olmayan taraflar arasında asansör kurulum ve bakımına ilişkin birçok sözleşme ilişkisinin bulunduğu ve bu faaliyetlerde de davacı adına ...’in işleri takip ettiği anlaşılmaktadır. Davacı ile ... evli olup davacıya ait firmanın faaliyetlerini fiilen kocası ... yürütmüştür. Dava konusu sözleşmenin ifasında ve birçok sözleşme ilişkisinin kurulması ve ifasında ... davacı adına hareket etmiş, davacının yapılan işlemlere karşı hiçbir itirazı olmamıştır. Bu yönüyle ...’in davacının temsilcisi olarak hareket ettiği TBK’nın 551. maddesi gereğince ticari vekil konumunda olduğu anlaşılmaktadır. TBK’nın 551. maddesi gereğince ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin kendisine ticari temsilcilik yetkisi verilmeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yönetmek için yetkilendirdiği kişidir. Davacı ile ... arasındaki ilişkiyi irdelediğimizde de bu şekilde hareket ettiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu anlaşılmaktadır. ...’in bu sıfatla yaptığı işlemler davacıyı bağlamaktadır. Şimdiye kadar dosyaya yansıyan bilgi ve belgelerden bu temsil durumunun yıllarca devam ettiği de anlaşılmaktadır. Davacının yıllarca devam eden temsil durumunu kabul edip yapılan işlemlere ses çıkarmazken dava konusu olayda sözleşme konusu edime karşılık dairenin kocası olan temsilciye devredilmesini kabul etmemesi hakkın kötüye kullanılması niteliğindedir. TMK’nın 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılmasını da hukuk düzeni korumaz. Taraflar hak ve borçlarını yerine getirirken HMK’nın 29. maddesi gereğince de dürüst davranmak yükümlülüğü altındadır. Taraflar arasında görülen ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/271 Esas ve 2014/272 Esas sayılı dava dosyalarında da ...’in davacının temsilcisi olarak hareket ettiği kabul edilerek açılan davaların reddine karar verilmiş ve Dairemizce de bu kararlar onanmıştır. ...’in yukarıda belirtildiği gibi ticari vekil olarak hareket ettiği ve bunun davacının yıllarca süren ticari ilişkisinde kabulünde olduğu dikkate alındığında, dava kosunu olayda olduğu gibi bu durumun davalı tarafından biliniyor olmasının neticeye etkisi bulunmamaktadır.Tüm bu hususlar dikkate alındığında, yerel mahkeme kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncemle sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmamaktayım.

***