"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince inceleme yapılarak hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve bozmanın şümulü dışında kalarak kesinleşen cihetlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün olmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı, eşi...'nın dava dışı kooperatife üyeliğinin bulunduğunu, Kooperatif Yönetim Kurulu Başkanı olan davalı ...'ün aynı zamanda yüklenici de olduğunu, dairelere yapılacak bir kısım işler için 2008 yılı Aralık ayında masraf isteminde bulunduğunu, bu amaçla nakit ödemeler de yaptığını, ancak bakiye 17.000,00 TL miktar için çek vermek istediğini, davalının çeki eşi ... adına düzenlenmesini istediğinden bahse konu çeki güven ilişkisine dayalı olarak ... adına düzenlediğini, ancak işlerin yapılmadığını ileri sürerek 17.000,00 TL'lik çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiş, 20.07.2011 tarihli celsede ise, davaya istirdat davası olarak devam ettiklerini bildirmiştir. Davacı taraf delil listesinde 03.09.2008 tarihli imzalı belgeye de dayanmış, mahkemece ibraz edilen sözleşmedeki imzaya davalı yanca itiraz edilmesi üzerine, bu kez 12.09.2012 tarihli ara kararıyla 300,00 TL avans yatırmak üzere davalı tarafa iki haftalık kesin süre verilmiş, avansın yatırılmaması üzerine bu kez 29.05.2013 tarihli celsede toplam 230,00TL avans yatırmak üzere iki haftalık süre verilmiş, verilen süre içerisinde avansın yatırılmadığından bahisle davanın kısmen kabulü ile bilirkişi raporu doğrultusunda 16.350,00 TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmiş, kararın davalılar tarafından temyiz edilmesi sonucunda Dairemizin 2014/1041 Esas – 2014/6767 Karar ve 24.11.2014 günlü
kararı ile, dosya içerisinde bulunan 19.06.2013 tarihli makbuz ile delil avansının süresinde yatırıldığı anlaşıldığından, sözleşmedeki imzanın davalı ...'e ait olup olmadığı konusunda rapor alınması, sözleşmedeki imzanın adı geçen davalıya ait olduğunun anlaşılması halinde götürü bedel üzerinden tarafların anlaştığı gözetilerek (BK'nın 365), gerçekleşen fiziki oran saptanarak götürü bedele uygulanmak suretiyle davalı alacağının bulunması, aksi halde BK'nın 366. maddesi uyarınca, yapılan imalatın yapıldığı tarihteki serbest piyasa fiyatlarıyla bedeli hesaplattırılarak fazla ödeme varsa davalılardan birlikte tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmuş, bozma kararı sonrasında davalı ...’ün imza örneklerinin alınarak sözleşmedeki imza ile karşılaştırılması için ... ... Kurumu’ndan rapor alınmış, 13.04.2017 tarihli rapordan 03.09.2008 tarihli belgedeki imzanın davalı ...’ün eli ürünü olduğu tespit edilmiş, mahkeme tarafından bozma kararından önce alınan bilirkişi raporu dayanak alınarak resen yapılan hesaplama sonucunda 6.897,84 TL fazla ödemenin davalılardan tahsiline karar verildiği anlaşılmıştır.
Davalı yüklenici tarafından imzalandığı anlaşılan 03.09.2008 tarihli eser sözleşmesinde iş bedeli 23.400,00 TL olarak kararlaştırılmış olmakla niteliği itibariyle sözleşme ve dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 365. maddesi uyarınca götürü bedelli sözleşmedir. Buna göre davalı yüklenici kararlaştırılan bu bedelle sözleşmede yer alan üstlendiği işleri yapmak, davacı iş sahibi de iş bedelini ödemek durumundadır.
Götürü bedelli sözleşmede, iş sahibinin fazla ödemesinin bulunup bulunmadığı fiziki oran yöntemi ile başka bir ifadeyle yüklenicinin, sözleşme kapsamında gerçekleştirdiği imalâtların eksik ve ayıpları da dikkate alınarak işin tamamına göre fiziki oranı tespit edilip, bulunacak bu oran götürü iş bedeline uygulanarak saptanmalı ve bulunacak bu rakamdan kanıtlanan ödemeler düşülerek hesaplanmalıdır.
Mahkemece bozmadan önce alınan bilirkişi raporuna dayanılarak resen yapılan hesaplamada, davalı yüklenici tarafından yapılmayan işler bedeli 12.276,00 TL’nin yapılan işler bedeli 8.500,00 TL’ye oranlanarak fiziki gerçekleşme oranının %69,24 olduğu, bu oran sözleşme bedeli olan 23.400,00 TL’ye uygulanarak davalı yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin 16.202,16 TL olduğu, bu bedelin davacı iş sahibi tarafından yapılan 23.800,00 TL ödemeden düşüldüğünde davalıya 6.897,84 TL fazla ödeme yapıldığı gerekçesiyle bu bedele hükmedilmiş ise de yapılan bu hesaplama tarzının açıklanan kurala, Dairemizin bozma ve yerleşik içtihatlarına uygun olmadığı anlaşılmıştır.
O halde mahkemece yapılacak iş; bozma öncesi hükme esas alınan bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak 818 sayılı BK'nın 365. maddesi gereğince davalı yüklenicinin yaptığı işlerin, eksik ve ayıplarla birlikte tüm işe göre fiziki oranı bulunup; saptanan bu fiziki oran, sözleşme bedeli 23.400,00 TL götürü bedele uygulanmalı ve yüklenicinin sözleşme kapsamında hak ettiği iş bedeli bulunmalı, kanıtlanan ödemeler mahsup edilmeli, sonucuna göre davacı iş sahibinin fazla ödemesi saptanır ise, bu tutar üzerinden hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere 07.02.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.