Logo

15. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Mahkemesi:Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)

Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davacı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:

- K A R A R -

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıp nedeniyle bedel indirimi ve kazanç kaybının tahsili istemine ilişkin olup, mahkemenin davanın kabulüne dair kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 23.01.2017 tarih, 2016/1142 Esas, 2017/241 Karar sayılı bozma ilamına mahkemece uyularak yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davacı iş sahibi, davalı yüklenicidir.

Davacı iş sahibi vekili, müvekkili ile davalı arasında prefabrik tavuk kümesi inşaatı ile ilgili sözleşme akdedildiğini, davalının sözleşme, yapı ön bilgi formu ve mimari projeye göre inşaat tekniklerine aykırı olarak ayıplı imalât yaptığını, bu ayıplı imalâtların müvekkilinin tavuk çiftliği için hayati olumsuzluklar ihtiva ettiğini beyan ederek ayıplı imalât sebebiyle müvekkilinin kullandığı seçimlilik haklarından bedel indirimi ve işletme kârı mahrumiyetinin sözleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı yüklenici vekili davacının sözleşme bedeli dışında ödeme yapmadığını, ayrıca ayıbın açık ayıp niteliğinde olduğunu işi teslim alan davacının eseri kabul etmiş sayılacağını, açık ayıplara ilişkin yapılan ihtarın süresinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece ayıbın açık ayıp olduğu, “6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 474. maddesi hükmü gereği ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 359. maddesi hükmü gereği açık ayıplarda eserin tesliminden sonra işlerin akışına göre imkân bulur bulmaz eserin gözden geçirilip makul süre içerisinde yükleniciye ayıp ihbarında bulunulması zorunludur.” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Yasa'nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur." Bu unsurları taşımayan bir gerekçe, görünüşte gerekçe olup, yasada belirtilen unsurlara uygun yasayolu denetimini mümkün kılan gerçek anlamda bir gerekçe değildir.Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece davanın reddine karar verilmiş ise de, hükmün gerekçesinde, “Tüm dosya kapsamında ve ayrıca Mahkememiz son celsesinde davacı vekilinin açıkça belirttiği gibi eser yüklenici tarafından bitirilmediğinden ve dolayısıyla teslim şartı hiç gerçekleşmediğinden açık ayıba karşılık yüklenicinin ayıba karşı tekeffül borcu da doğmamıştır. Bu sebeple Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda dava konusu eserdeki ayıbın açık ayıp olduğu ve fakat ayıp ihbarına ilişkin yasanın açık hükmü karşısında usul ve yasaya uygun ayıp ihbarı yapılmadığı kanaatine varılmakla davacının davasının aşağıdaki şekilde reddine dair hüküm kurulmuştur.” denilmekle, eserdeki ayıbın açık ayıp olduğu ancak teslim şartı gerçekleşmediğinden ve ayıp ihbarı yapılmadığından bahisle karar verilmiş olup bu haliyle gerekçe çelişkili olup, bu durumda verilen karar HMK'nın 297/1-c maddesindeki unsurları içermediğinden verilen karar bu maddenin ihlali niteliğindedir. Gerekçeli kararın kanundaki unsurları içermemesi adil yargılanma hakkına ve bu kapsamda kalan gerekçeli karar isteme hakkına aykırıdır. Kanun'un emredici düzenlemesine uygun biçimde, yeterli unsurları ve görünürde değil gerçek gerekçe içeren, böylece tarafların adil yargılanma hakkını ihlâl etmeyen, temyiz denetimine elverişli bir karar verilmek üzere, kararın bozulması uygun bulunmuş ve bozma nedenine göre diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan, 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden taraflara iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 06.05.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***