"İçtihat Metni"
Mahkemesi :... 12. Asliye Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan eksik ve ayıplı işler bedeli ile değer kaybı ve kira tazminatının tahsili istemlerine ilişkindir. Mahkemece kısmen kabule dair verilen 17.11.2009 tarihli karar taraf vekillerince temyiz edilmiş Dairemizin 07.04.2011 tarih, 2010/1046 Esas, 2011/2119 Karar sayılı bozma ilamına mahkemece uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiş Yargıtay Yüksek 23. Hukuk Dairesi’nin 21.04.2014 tarih, 2014/530 Esas, 2014/3107 Karar sayılı bozma ilamına mahkemece uyularak yapılan yargılama sonunda 3.407,91 TL eksik iş bedeli, 59.280,00 TL gecikme tazminatı toplam tutarının yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılar A.. B.. Mirasçılarına miras hisseleri oranında ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilerek hüküm kurulmuş karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacılar arsa sahibi mirasçıları, davalı yüklenicidir.
Davacı vekili, arsa maliki müvekkili ile davalı yüklenici kooperatif arasında 24.10.1994 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve sonrasında tadil sözleşmeleri düzenlendiğini, inşaatın öngörülen sürede tamamlanmadığını, imalâtın teknik şartnameye uygun yapılmadığını, eksik ve kusurlu imalât bulunduğunu ileri sürerek, her bir bağımsız bölüm için değer kaybı için 15.000,00 TL’den 1.305.000,00 TL, geç teslim nedeniyle kira
Okundu.
kaybı için 85.500,00 TL, kusurlu ve eksik işler için 439.156,00 TL olmak üzere toplam 1.826.656,00 TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 21.06.2006 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tazminini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece az yukarda anılan bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada mahallinden keşif yapılmış ve 26.09.2016 tarihli bilirkişi heyet raporunda eksik iş bedelinin 3.975,90 TL olduğu belirtilmiş mahkemece gerekçede; “davacı A.. B..' nın yargılama devam ederken 18.04.2013 tarihinde dul olarak vefat ettiği, geriye mirasçı olarak eşi Feride den doğma cocukları ..., H.. B.., S.. B.., H.. B.. ve İ.. B.. yı bıraktığı, çocuklarından Hakkı Basmacının 01.10.2008 tarihinde kendisinden önce vefat ettiği, ... dan geriye S.. B.., T.. B.. ve Güliz Seda Basmacı'nın mirasçı olarak kaldıkları, A.. B..'nın toplam mirasının 21 pay olduğu her bir çocuğuna üçer hisse düştüğü, torunlarının her birine birer pay düşmüş olduğu, dosyaya ibraz edilen veraset ilamından anlaşılmış olup, ayrıca davacılar S.. B.., T.. B.. ve ...Kayalı yönünden davanın müracaata bırakılması ve bu davadan ayrılarak ayrı bir esasa kaydedilmesine süresi dolduğunda yenilenmemesi ve ek karar yazılması şeklinde karar verilmesi kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” denilmiş ise de davacı S.. B.. gerek karar başlığında gerekse gerekçe de gösterilmiş ise de hükmün birinci fıkrasında; davacı S.. B.. hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir.
Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nın 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.
HGK'nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "Yasa'nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik
Okundu.
ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur." Bu unsurları taşımayan bir gerekçe, görünüşte gerekçe olup, yasada belirtilen unsurlara uygun yasayolu denetimini mümkün kılan gerçek anlamda bir gerekçe değildir.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, az yukarda açıklandığı üzere davacı S.. B.. hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamış olması hatalı olup, bu durumda verilen karar HMK'nın 297/1-c maddesindeki unsurları içermediğinden verilen karar bu maddenin ihlali niteliğindedir. Gerekçe ile hüküm ararındaki bu çelişki adil yargılanma hakkına aykırıdır. Kanun'un emredici düzenlemesine uygun biçimde, gerekçe ile hükmün birbiri ile uyumlu olduğu bir karar verilmelidir. Böylece tarafların adil yargılanma hakkını ihlâl etmeyen, temyiz denetimine elverişli bir karar verilmek üzere, kararın bozulması uygun bulunmuş ve bozma nedenine göre diğer temyiz itirazları incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.06.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.