"İçtihat Metni"
Mahkemesi :... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen kararın temyizen tetkiki davalı ile fer'i müdahiller vekillerince duruşmalı olarak istenmiş, duruşma talebi kabul edilerek 05.03.2019 tarihinde yapılan duruşmaya davacı vekili Avukat ... ve fer'i müdahiller vekili Avukat Alperen Odabaşı geldi. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava, adi yazılı şekilde düzenlenen arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan imalât bedeli alacağının tahsili talebinden ibarettir. Davacı yüklenici, davalı arsa sahibidir.
Davacı yüklenici vekili, taraflar arasında adi yazılı şekilde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ilişkisi kurulduğunu, davalının sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini ve yapılan imalât bedelinin ödenmediğini belirterek 1.070.049,00 TL imalât bedelinin tahsilini talep etmiştir.
Davalı arsa sahibi vekili; davacının sözleşmenin gereklerini yerine getirmediğini, imalâtı yaptığına dair hiçbir delil sunmadığını, imalâtın 3. kişi tarafından yapıldığını, ayrıca yaptırılan tespitte eksik ve ayıpların giderim bedeli olarak belirlenen 919.729,00 TL'nin takas ve mahsubuna karar verilmesini talep ettiklerini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, verilen kararın davalı arsa sahibi ve fer'i müdahil vekillerince istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 09.02.2017 tarih, 2017/87 Esas, 2017/73 Karar sayılı kararı ile davalı arsa sahibi ve fer'i müdahiller vekillerinin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiş, verilen karar, davalı arsa sahibi ve fer'i müdahiller vekili tarafından yasal
süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b bendinde “b-Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1-İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2-Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3-Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a/6 bendi kapsamında ise ön incelemede, mahkemece tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması anlaşılırsa bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verebilecektir.
HGK’nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “Yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.” Kararın gerekçesi ile hüküm sonucu çelişkili ise tarafları, adalete uygun karar verildiği, ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilip, yazılmış yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması; Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Dairemizin 11.01.2017 tarih 2016/4164 Esas 2017/118 Kararı). Belirtilen nedenlerle gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratılmaksızın hüküm kurulmalıdır.
Bu açıklamalar ve yasa hükümleri ışığında somut olay incelendiğinde; ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce verilen kararın davalı arsa sahibi ve fer'i müdahiller vekillerince istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, HMK 352. maddede düzenlenen 5 hal ve 353/1-a da düzenlenen 6 bent yönünden dosyayı incelemiş ve fer'i müdahiller ile arsa sahibi arasında imzalanan ... 6. Noterliği'nin 17.10.2014 gün ve 7199 yevmiye sayılı "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi'nin" 2/1. maddesinde yeni yüklenici olan fer'i müdahillerin davacı yüklenicinin imalât yaptığını kabul ettiği, davalı arsa sahibince ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2012/185 D. iş dosyasında alınan ve davacının yaptığını iddia ettiği imalâtlara ve bedellerine yönelik rapora arsa sahibince itiraz edilmediği, tespit raporunun mahkemece alınan rapor ile örtüştüğü ve davalının takas mahsup talebi olarak ileri sürdüğü alacak kalemlerinden bir kısmının, geçerli bir sözleşmenin varlığı, sözleşmenin aynen ifa edilmesi veya inşaatın kabul edilebilirlik oranında tamamlanması halinde talep edilebileceği, bir kısmının da arsa sahibi tarafından yapıldığının ispat olunamadığı, ruhsat
yenilenmesi giderlerine ilişkin davalı arsa sahibinin takas-mahsup talebinin de, ... 6. Noterliği'nin 17.10.2014 gün ve 7199 yevmiye sayılı Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Yapım Sözleşmesi'nin 2/7. maddesindeki "Temel ruhsatından iskan müsaadesi alınıncaya kadar inşaatlarla ilgili tüm ücret, harç, resim, masraflar yükleniciler tarafından ödenecektir." şeklindeki düzenleme de gözetilerek talep edilemeyeceği böylelikle davalının takas mahsup savunmasına da itibar edilmeyerek, davalı ve fer'i müdahiller vekillerinin istinaf başvurularının HMK.nın 353/(1)-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararında; davalı arsa sahibinin takas ve mahsup talebinin hiç incelenmediği, takas ve mahsup talebinin mahkemece incelenmemesi nedeni ile de davalı arsa sahibinin kararı istinaf ettiği, ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce takas ve mahsup talebinin değerlendirilerek reddine karar verildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda; HMK'nın 353/1-a/6 bendi gereğince ilk derece mahkemesinin davalının takas ve mahsup talebini değerlendirmeden karar vermiş olması nedeni ile ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce esas incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilmesi ya da davalı arsa sahibi ve fer'i müdahillerin istinaf talebi kabul edilerek ilk derece mahkemesince verilen hükmün kaldırılıp değerlendirme sonucuna göre yeniden hüküm kurulması gerekirken ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan bahisle HMK'nın 353/1-b/1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış aynı zamanda gerekçeli kararda ilk derece mahkemesince hiç değerlendirilmeyen takas ve mahsup talebinin Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesine karşın hükümde ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğuna kanaat getirilerek istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmesi de gerekçe ile hüküm sonucu arasında çelişki oluşturmuştur. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması gerekmiştir
O halde mahkemece yapılacak iş; gerekçe ile hüküm çelişkisi yaratılmadan Yargıtay denetimine elverişli hüküm kurmaktan ibarettir.
Bozma nedenine göre sair temyiz itirazları incelenmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı arsa sahibi ve fer'i müdahillerin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalı arsa sahibi ve fer'i müdahillerin sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay'daki duruşmada vekille temsil olunan davalı arsa sahibi ve fer'i müdahillere verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harçlarının istek halinde temyiz eden davalı ile fer'i müdahiller'e geri verilmesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne, karardan bir örneğinin ise ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 14.03.2019 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.