"İçtihat Metni"
Mahkemesi :Ticaret Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış, eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmâl edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Asıl ve birleşen dava, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, asıl dava bakiye iş bedelinin tahsili, birleşen dava ise menfi tespit, teminat mektubunun iptâli ve alacak istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Asıl davada kurulan hükme yönelik tarafların temyiz itirazları yerinde görülmemiş, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre onanması gerekmiştir.
2-Birleşen dava yönünden, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı yüklenicinin birleşen davaya yönelik tüm temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
Davacı taşeronun birleşen davada verilen hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Taraflar arasında imzalanan 29.07.2002 tarihli sözleşmenin eki ”Fason Kazak Şartnamesi”nin teminat başlıklı 4. maddesinin 2. bendinde “iş teminatı: İhale üzerinde kalan firmadan 60.000 TL’lik iş teminatı alınacaktır.” hükmüne, 3. bendinde ise “mal bedeli teminatı: Kazakların imalâtında kullanılmak üzere firmaya verilecek beher kilo iplik bedeline karşılık 11,00 TL/kg, takviye kumaş için ise 1m kumaş bedeline karşılık 3,00 TL/m teminat alınacaktır” hükmüne yer verilmiştir. Davacı taşeron tarafından sözleşme uyarınca davalıya 60.000,00 TL bedelli 29.08.2002 tarihli kesin teminat mektubu verildiği, davalı yüklenici
tarafından birleşen davanın açılmasından sonra teminat mektubunun nakde çevrilerek 31.892,89 TL’sinin 06.08.2003 tarihinde tahsil edildiği, kalan miktarın davacıya iade edildiği, yine sözleşme eki “fason kazak şartnamesi”nin 4. maddesinin 3. bendi uyarınca mal bedeli teminatı (nakdi teminat) olarak davacı tarafından 30.000,00 TL’ye karşılık olmak üzere 18.250,00 $’ın davalı yükleniciye verildiği, davalı tarafından bu miktarın da birleşen davanın açılmasından sonra 07.08.2003 tarihinde davacıya iade edildiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Sözleşme eki şartname uyarınca nakdi teminat kesintisinin 30.000,00 TL olarak yapıldığı konusunda taraflar arasında ihtilâf bulunmamaktadır. Nitekim birleşen davada 13.10.2003 tarihinde verdiği cevap dilekçesinde davalı yüklenici “…Sözleşme gereğince davalı şirkete 30.000,00 TL’ye karşı gelmek üzere 18.250,00 $ nakdi teminat verildiği…” şeklinde beyanda bulunmuştur. Sözleşme eki “fason kazak şartnamesi”nde mal bedeli teminatı (nakdi teminat) TL cinsinden kararlaştırılmıştır. Nakdi teminat sözleşmede yabancı para cinsinden kararlaştırılmadığından davacı taşeron nakdi teminat olarak verdiği 30.000,00 TL’nin tamamını Türk Lirası olarak isteyebilir. Nakdi teminatı yabancı para olarak (dolar cinsinden) ödemiş olsa dahi teminatın iadesinin davacıya TL cinsinden yapılması zorunludur. Zira davalı da 18.250,00 $‘ın 30.000,00 TL’ye karşı gelmek üzere nakdi teminat olarak verildiğini açıkça beyan etmiştir.
Bu durumda davalı tarafından iade edilen 18.250,00 $’ın iade tarihindeki TL karşılığı 30.000,00 TL’yi karşılamadığından aradaki farkın (18.250,00 $’ın davacıya iade tarihindeki TL karşılığı ile 30.000,00 TL arasındaki farkın) hesaplanıp bulunacak miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken davacının bu konudaki talebinin hatalı değerlendirmeyle kur farkı olarak nitelendirilerek reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Birleşen davada mahkemece dava kısmen kabul edilerek kesin teminat mektubunun davalı yüklenici tarafından nakde çevrilerek tahsil edilen tutarı olan 31.892,89 TL’nin davalıdan alınmasına, fazlaya ait istemin reddine karar verilmiştir. Asıl davada yapılan inceleme ve kurulan hükme göre davacı taşeronun yükleniciye borcunun bulunmadığı ve teminatların iadesi koşullarının gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Birleşen davanın açılmasından sonra gerek nakdi teminatın gerekse kesin teminatın bir kısmı davanın devamı sırasında davacı taşerona iade edilmiştir. Bu nedenle bu kısım talepler yönünden “konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına”, iade edilmeyen nakde çevrilen kesin teminat miktarı yönünden istirdada karar verilmesi gerekir. Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hükmeder (HMK md 331/1).
Bu durumda birleşen davada, davacı taşeron davayı açmakta tamamen haklı olduğundan birleşen dava değeri üzerinden davalının yargılama gideri, harç ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru olmamıştır.
Kararın açıklanan nedenlerle bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle asıl davada kurulan hükme yönelik taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile asıl davada kurulan hükmün ONANMASINA,
2. bentte açıklanan nedenlerle birleşen dava yönünden davalının temyiz itirazlarının reddine, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile birleşen davada kurulan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 16,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen dosya davacısından, 3.137,70 TL temyiz ilam harcının temyiz eden asıl ve birleşen dosya davalısından alınmasına, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteminde bulunulabileceğine 10.07.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.