"İçtihat Metni"
Mahkemesi:... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davalı vekili tarafından duruşmalı olarak istenmiş, duruşma talebi kabul edilerek 16.04.2019 tarihinde yapılan duruşmaya davacı vekili gelmedi. Davalı vekili Avukat ... geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
- K A R A R -
Dava; eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili istemi ile başlatılan ilamsız icra takibine vâki itirazın iptâli, takibin devamı ve icra inkâr tazminatı istemlerine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilinin yaptığı istinaf başvurusunun bölge adliye mahkemesince esastan reddine dair verdiği karar üzerine davalı vekili tarafından yasal süresi içinde temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin, davalı şirketin yükümlendiği ... ... Sanayi Sitesinde inşası planlanan tesisler kapsamında beton prefabrik niteliğindeki kapalı fabrika inşasının müvekkil şirket tarafından yapılması hususunda anlaşmaya varıldığını, müvekkil şirket edimini noksansız olarak yerine getirdiği halde düzenli olarak davalıdan ödeme alamadığını, alacağın tahsili için ... ... 17. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17523 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçilmiş ise de itiraz üzerine takibin durduğunu belirterek davalının itirazının iptâline ve %20 inkâr tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkili şirketten bir alacağının bulunmadığını savunarak davanın reddine ve %40 tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından yargılama sonunda davanın kısmen kabulü ile ... 17. İcra Müdürlüğü'nün 2015/17523 Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın kısmen iptâli ile takibin 77.952,00 TL üzerinden takip tarihinden itibaren değişen ve değişecek avans faiz oranları uygulanmak suretiyle devamına, davacının alacağı likit olduğundan %20 inkâr tazminatının davalıdan tahsiline, dair karar verilmiş. Karar, davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde
istinaf edilmiş ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2017/1080 Esas, 2018/1298 Karar ve 16.10.2018 günlü kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiş ve karar davalı vekilince yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Davacı dava dilekçesinde davalı ile aralarında akdî ilişki bulunduğunu iddia etmiş ise de, davalı akdî ilişkiyi inkâr etmiş davacı buna ilişkin yazılı bir belge sunamamıştır. Kurulduğu iddia edilen temel hukuksal ilişki TBK'nın 470. maddesinde tanımlanan eser sözleşmesidir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Ancak, sözlü yapılan sözleşme inkâr edildiği takdirde, sözleşmenin yapıldığı zamandaki miktar veya değeri HMK'nın 200. maddesindeki miktardan fazla ise akdî ilişkinin anılan Yasa hükmü gereğince davacı tarafından yazılı delille kanıtlanması zorunludur. HMK’nın 202. maddesindeki yazılı delil başlangıcı bulunmaması ve 203. maddesindeki tanıkla ispatı mümkün olan hallerin varlığının da ileri sürülüp kanıtlanmaması halinde tanık beyanı ile akdi ilişkinin varlığının ispatı mümkün değildir. Davacı tarafça akdi ilişkinin varlığı yasal delillerle ispatlanmamıştır. davacının ticari defterleri HMK 222/3 maddesi gereğince tek başına iddiasını ispata yeterli değildir. Davacı tarafça açıkça yemin deliline de dayanılmadığından yemin teklifi hakkının hatırlatılmasına da gerek bulunmamaktadır. 20.01.2017 havale tarihli bilirkişi raporu ve mahkeme kararı gerekçesinde davalı şirketin muavin defter kayıtlarında davacı şirketin alacaklı olduğu belirtilmiş ise de; mahkemece hükme esas alınan 20.01.2017 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli muavin defter kayıtlarının davalı şirkete değil davacı şirkete ait olduğu ve bilirkişi kurulu ve mahkemece yanılgılı olarak davalı şirketin ticari defterlerine dayalı muavin kayıtları şeklinde yazıldığı anlaşılmış olup davalı şirketin muavin defter kayıtları da bulunmadığı ve davalının muavin defter kayıtları dosyaya ibraz edilmediğinden, davacıya ait olan muavin defterlerindeki kayıtların davalı aleyhine değerlendirilmesi ve delil olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece kanıtlanmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken davalının muavin defter kayıtları sunulmamış olup davacı tarafın lehine delil olma vasfı bulunmayan ticari defter ve muavin kayıtlarına itibar edilerek davanın kabulü ile davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulması ve davalının istinaf başvurusunun reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin HMK’nın 373/1. maddesine göre istinaf isteminin reddine ilişkin kararın kaldırılarak ilk derece mahkemesi hükmünün davalı yararına BOZULMASINA, 2.037,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay'daki duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 176,60 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’ne gönderilmesine, 29.04.2019 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.