Logo

15. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Mahkemesi: Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı olan Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi’nce verilen kararın temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

K A R A R -

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedelinin tahsili ile iş mahallinde kalan malzemelerin iadesi olmadığı taktirde bedelinin tahsili istemlerine ilişkindir. Davacı taşeron, davalılar ise yüklenici ve iş sahibidir. Davacı teşeron, davalı ... tarafından ihale edilen ... Kız Teknik Meslek Lisesi ve Anaokulu İnşaat yapımı işini davalı yüklenici ... Taah. İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. adına yaptığını, ancak gerekçe gösterilmeden şantiyeden uzaklaştırıldığını, şantiyede bulunan malzemelerin iade edilmediğini ve bakiye iş bedelinin ödenmediğini beyanla bakiye iş bedeli yönünden 250.000,00 TL, malzeme bedeli olarak ise 50.000,00 TL’nin davalılar yüklenici ve iş sahibi ...’nden tahsilini dava ve talep etmiş, davalı idare sözleşmenin ... Grup Taah. İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. ile akdedildiğini ve sözleşme gereğince taşeron çalıştırılamayacağını, çalıştırılmasına da onay verilmediğini davanın reddinin gerektiğini savunmuş, davalı yüklenici ise taraflar arasında sözleşme ilişkisi olmadığını beyan etmiş daha sonraki dilekçesinde ise tarafların 15.06.2017 tarihinde sulh sözleşmesi imzaladığını ve davacının davasından feragat ettiğini, feragat nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

İlk derece mahkemesince davacının ... tarafından ihale edilen ...Kız Teknik Meslek ve Anadolu Lisesi İnşaat yapımı işi için davalı idare ve diğer davalı yüklenici ile sözleşme ilişkisi olduğunu ispat edememiş olduğundan davanın reddine karar verilmiş, hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nin 13.05.2019 tarih 2018/650 Esas, 2019/434 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b bendinde “b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak; 1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine, 2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında, 3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında, duruşma yapılmadan karar verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Bu halde, esasa ilişkin olarak istinaf başvurusu hakkında duruşma yapılmaksızın karar verilebilmesi için ya yargılamada bir eksiklik bulunmaması ya da bulunan eksikliğin duruşma yapılmaksızın tamamlanmasının mümkün olması gerekir. Kanun, üç halde duruşma yapılmadan esas hakkında karar verilebilmesini mümkün kabul etmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde istinaf başvurusunun esastan reddine karar verebilecektir (HMK m. 353/1-b/1). Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma yapılmaksızın istinaf başvurusunun reddine karar verilebilmesi için dosyanın tekemmül etmiş bulunması, başka bir anlatımla, ilk derece mahkemesi tarafından toplanan delillere göre, istinaf başvurusunda bulunan taraf ya da tarafların itirazının incelenip denetlenerek bir kanaate varılmasının mümkün bulunması zorunludur. Bir başka deyişle, ilk derece mahkemesi kararında hiç bir eksiklik veya yanlışlık olmadığı duruşma açılmaksızın anlaşılabilecek kadar açık ve netse, bu kapsamda bir değerlendirme yapılabilecektir. Ayrıca, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında karar verilebilecektir. Diğer taraftan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b/3 bendi kapsamında delil olarak bir eksiklik tespit edilmesi ve bu eksikliğin duruşma yapılmadan tamamlanmasının mümkün olması halinde, bu eksikliğin giderilmesinden sonra ilk derece mahkemesi kararının hukuka uygun olduğunun anlaşılması halinde de, istinaf başvurusunun b/1 bendi kapsamında reddine karar verilebilecektir. Bu üç halde Bölge Adliye Mahkemelerine duruşma yapmaksızın davanın esası hakkında karar verebilme hak ve yetkisi verilmiş bulunmaktadır.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi kapsamında duruşma yapılmaksızın karar verilmesi mümkün görülen haller dışında istinaf incelemesi duruşma açmak suretiyle yapılacaktır (HMK m. 356). Buna göre, ön inceleme (HMK m. 352) veya ilk incelemede dosya üzerinden karar verilmesi mümkün olan haller (HMK m. 353) dışında Bölge Adliye Mahkemesi’nce duruşma yapılması gerekmektedir. Bir başka deyişle, istinaf yargılamasında kural, duruşma yapılmasıdır. Duruşma yapılmadan karar verilebilecek haller ise, Kanun tarafından açıkça yetki verilen haller ile sınırlıdır (HMK 352 ve 353. maddeleri).Bu açıklamalar ve yasa hükümleri ışığında somut olay incelendiğinde; davacı taşeron bakiye iş bedelini ve iş mahallinde kalan malzemelerinin iadesi, mümkün olmaması halinde bedelinin tahsilini istemiş, ilk derece mahkemesince taraflar arasında sözleşme ilişkisinin ispatlanamaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiş, verilen kararın istinaf edilmesi üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi’nce “...İlk derece mahkemesince dava sözleşme ilişkisi ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedilmiştir. Ancak mahkemece davalı ... Taah. İnş. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından verilmiş 06.08.2014 tarihli tutanak başlıklı davacı şirkete yapılmış ödemeyi düzenleyen belge değerlendirilmeden sonuca gidilmişse de, davacı ve davalı şirket arasında düzenlenen 15.06.2017 tarihli feragatnameye göre davacının davasından vazgeçtiği anlaşılmaktadır. Bu feragatnamenin tehditle ve zorla alındığı iddia edilmiş ise de, bu iddiaları ispatlamış değildir. Bu konuyla ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada takipsizlik kararı verilmiş olup, karara yönelik itiraz da ... 5. Sulh Ceza Hakimliği'nce reddedilmiştir. Davacı taraf delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanmamıştır. Dolayısıyla bu feragatname dikkate alındığında, davalı şirket yönünden de verilen ret kararı sonucu itibariyle doğrudur...” gerekçesiyle başvuru esastan reddedilmiştir.HGK’nın 24.02.2010 tarihli 2010/1-86 Esas ve 2010/108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “...Yasa’nın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir...” Kararın gerekçesi ile hüküm sonucu çelişkili ise tarafları, adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilip, yazılmış yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.

Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması; Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve Yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Örnek Yargıtay 15. Hukuk Dairesi 11.01.2017 Tarih 2016/4164 Esas 2017/118 Karar). Belirtilen nedenlerle gerekçesi ile sonucu arasında çelişki yaratılmaksızın hüküm kurulmalıdır.Bölge Adliye Mahkemesince ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin değiştirildiği halde HMK 353/1-b/2 bendine göre hüküm verildiği gerekçeden anlaşılmaktadır, ancak HMK 353/1-b/1 bendine göre hüküm verilmesi gerekçe ile hükmün çelişkisini ortaya çıkarmıştır. Gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratılarak HMK 353/1-b/1 maddesine göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu sonucunu doğuracak şekilde karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.O halde mahkemece yapılacak iş; gerekçe ile hüküm çelişkisi yaratılmadan Yargıtay denetimine elverişli hüküm kurmaktan ibarettir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, bozma sebebine göre davacının sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 5766 sayılı Kanun'un 11. maddesi ile yapılan değişiklik gereğince Harçlar Kanunu 42/2-d maddesi uyarınca alınması gereken 218,50 TL Yargıtay başvurma harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 6100 sayılı HMK 373. madde hükümleri gözetilerek dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi'ne, karardan bir örneğinin ise ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 08.10.2019 gününde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.

***