Logo

16. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen gün ve saatte temyiz eden taraftan gelen olmadı. Aleyhine temyiz istenilen ... geldi. Gelenin yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Yargıtay bozma ilamında özetle; “davacı 26.02.2014 tarihli duruşma tutanağına yansıyan beyanında; kök murisin mirasçılarının kendi aralarında yaptıkları taksim sonucu dava konusu taşınmazın yarı hissesinin babası ...’a isabet ettiğini, önceki celselerde tarafına verilen süre gereği miras şirketine mümessil tayini ya da diğer mirasçıların muvafakati hususunda gerekli işlemleri yapamadığını, bu halde babasına kalan payın miras hissesi uyarınca adına tescilini talep ettiğini beyan etmiştir. Bu beyan nazara alındığında davacı, çekişmeli taşınmazın tarafların kök miras bırakanı ...'ın mirasçıları arasında paylaşıldığını kabul etmiş olup böylesi bir durumda kök miras bırakan ...'ın mirasçıları olan davacının murisi ...'in elbirliği mülkiyeti halindeki terekesi ile davalının murisi ...terekesinin birbirlerine karşı üçüncü kişi konumunda olduğu kuşkusuzdur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 640. maddesi uyarınca, tereke adına davaların ya tüm mirasçılarca birlikte açılması, ya da mirasçılardan biri tarafından açılan davaya tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması veya davanın terekeye mümessil tayin edilerek sürdürülmesi zorunludur. Somut olayda; davacı murisinin kendi beyanı ile diğer mirasçıların muvafakatini almadığı gibi terekeye mümessil de tayin ettirmediğini belirtip kendi miras payı uyarınca adına tescil isteminde bulunmuş ise de ... mirasçısı olmayan ...mirasçılarına karşı açılan davada mirasçılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunup birlikte hareket etmeleri gerekeceği göz önüne alındığında davacının kendi miras payı talebiyle tek başına açtığı davanın görülmesi mümkün bulunmamaktadır. Her ne kadar davalının kabule ilişkin beyanı bulunmakta ise de usule ilişkin dava şartının maddi hukuka ilişkin kabul beyanından önce değerlendirilmesi zorunlu olup bu aşamada davalı tarafın kabul beyanının varlığı davacıya tek başına dava açma ve lehine hüküm elde etme hakkı vermez. Hal böyle olunca; davanın aktif dava ehliyeti bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu" belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda davacının aktif dava ehliyetinin bulunmamasından dolayı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan temyiz itirazlarının reddiyle usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz edenden alınmasına, 29.06.2016 gününde oybirliği ile karar verildi.

***