"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan temyize konu 1859 parsel sayılı 6.252,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın ... kızı ...’nün 1980 yılından beri narenciye bahçesi olarak kullanımında olduğu şerhi yazılarak; 1860 parsel sayılı 2.495,16 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı, taşınmazın...oğlu ...’nün zeytin bahçesi olarak kullanımında olduğu şerhi yazılarak Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı ..., taşınmazların murisi olan babasından geldiğini ve taşınmazlarda kendisinin de hakkı olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, 1859 ve 1860 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin iptaline, taşınmazların Hazine adına tesciline, 1859 parselin beyanlar hanesine "6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır." ve "Taşınmazın 1/4 payı davacı ..., 3/4 payı davalı ...' nün narenciye bahçesi olarak kullanımlarındadır", 1860 parselin beyanlar hanesine ise "6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır." ve "Taşınmazın 1/4 payı davacı ..., 3/4 payı davalı ...'nün zeytin bahçesi olarak kullanımlarındadır" şerhlerinin yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalılardan ... ve ... vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ..., dava konusu taşınmazların, davalılar ile kök murisleri olan babası ...’den geldiğini, taşınmazlarda kendisinin de miras payı olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Davalılar ise, taşınmazların...’den geldiğini, ancak murisin sağlığında taşınmazlarını paylaştırdığını, davacı ...’ya da taşınmaz verildiğini ancak davacının bu yeri ...’ye sattığını, dava konusu taşınmazların ise kendilerine verildiğini ileri sürerek, davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece de dava konusu taşınmazların, tarafların kök murisi olan ...’den geldiği ve murisin terekesinin yöntemince taksim edilmediği kabul edilmek suretiyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişiler, murisin sağlığında dava konusu taşınmazları çocuklarına hibe edip etmediğini bilmediklerini, ancak taşınmazların davalı tarafça kullanıldığını beyan etmişler; davalı tanığı ... ise, muris ...tarafından 30 yıl önce taşınmazların çocukları arasında paylaştırıldığını, dava konusu taşınmazların davalı tarafa düştüğünü, davacıya düşen taşınmazın ise davacının eşi tarafından senetle kendisine satıldığını, ancak taşınmazın parsel numarasını hatırlayamadığını beyan etmiştir. Buna göre, dava konusu taşınmazların önceki zilyedinin tarafların kök murisleri olan...olduğu hususunda ihtilaf bulunmamaktadır. İhtilaf, dava konusu taşınmazların kullanım hakkının murisin sağlığında davalı tarafa verilip verilmediği noktasında toplanmaktadır. Ne var ki, Mahkemece bu yönde yeterli araştırma yapılmaksızın, keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıkların yetersiz beyanlarına dayalı olarak hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, taşınmazı iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte dinlenilecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazların kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı; kök muris Ahmet'in, zilyedi olduğu taşınmazlarını çocuklarına, bu arada davacıya da hibe yoluyla devredip devretmediği, devretmiş ise ne şekilde devredildiği, zilyetliğin de fiilen devredilmiş olup olmadığı, davacıya verilen taşınmaz var ise bu taşınmazın akıbetinin ne olduğu, hususunda maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, çelişkinin giderilmemesi halinde hangi beyana üstünlük tanındığının gerekçesi karar yerinde açıklanmalı; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye elverişli rapor alınmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'ye iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
16.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.