Logo

16. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Davacı ..., ... İlçesi Seki Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1968 yılında yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmaz hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, hükme esas alınan 20.02.2014 tarihli bilirkişi raporunda (B) harfiyle gösterilen 11.255,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümü ile (C) harfiyle gösterilen 725,70 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı adına tesciline, fazlaya ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro çalışmaları sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddeleri ile, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713. maddesi uyarınca tescili istemine ilişkindir. Mahkemece, temyize konu taşınmaz bölümlerinde davacı lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenine dayanarak çekişmeli taşınmazın adına tescili isteğinde bulunmuş olup, mahallinde yapılan keşif anında beyanlarına başvurulan mahalli bilirkişi ve tanıkların taşınmazın evveliyatı hakkındaki beyanları arasında çelişkiler olduğu halde bu çelişkiler giderilmediği gibi, beyanlarında davacının taşınmaz üzerindeki zilyetliğinin hangi sebebe dayalı olduğu, zilyetliğin davacıya miras bırakanından intikal edip etmediği, davacının zilyetliğinin kendi adına mı olduğu, kendi adına ise taşınmazın davacıya nasıl geçtiği ve zilyetliğini ne sebeple sürdürdüğü hususları da açıklanmamasına rağmen, bu hususlar davacıdan sorulmak suretiyle davacının aktif dava ehliyeti olup olmadığı açıklığa kavuşturulmamıştır. Öte yandan taşınmazın evveliyatını, kullanım süresi ile niteliğini ve varsa üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde, mahkemece hava fotoğraflarından yararlanılmamış, ziraatçi bilirkişinin taşınmaz bölümlerinin niteliğini belirtmekten uzak, yetersiz ve soyut içerikli raporuna itibar edildiği gibi, ziraat mühendisi bilirkişi raporu ekinde yer alan ve çekişmeli taşınmazın imar ve ihyasının tamamlandığı bölümleri gösteren basit kroki ile, fen bilirkişisi tarafından dosyaya sunulan ölçekli kroki çeliştiği halde bu çelişki giderilmeden, fen bilirkişisi tarafından ibraz edilen kroki esas alınmak suretiyle hüküm kurma cihetine gidilmiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.

Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece öncelikle davacıdan çekişmeli taşınmaz bölümlerinin kendisine miras bırakanından intikal edip etmediği hususunda açıklama istenmeli; şayet taşınmaz muristen intikal etmiş ise, bu kez intikalin dayanağı sorulmalı ve taksim, bağış, satın alma vs. gibi nedenlerden birine dayanması durumunda, bu hususu kanıtlaması içim kendisine için süre ve imkan verilmeli; bu şekilde davacının aktif dava ehliyeti bulunduğu sonucuna varılması halinde, çekişmeli taşınmaz bölümlerine ait temin edilebilen ortofoto ve uydu fotoğrafları, tespit tarihinden geriye doğru 15-20-25 yıllık süreye ilişkin hava fotoğrafları, dava konusu taşınmaz bölümlerine komşu taşınmazların kadastro tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtilip dosya arasına konulmalı, dosya bu şekilde ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları ile ziraat fakültelerinden temin edilecek 3 kişilik ziraat bilirkişi kurulu, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ve fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşif sırasında yerel bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmaz bölümlerinin geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, imar-ihyaya konu edilip edilmediği, imar-ihyaya konu edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, davacının açıklayacağı dava sebebi de dikkate alınarak taşınmaz bölümlerinin evvelinde beri davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığı, şayet taşınmaz davacıya miras bırakanından intikal etmiş ise, paylaşım, satın alma, bağış ya da başka yolla davacıya geçip geçmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu taşınmazların dayanak kayıtlarının dava konusu taşınmaz bölümlerinin yönünü ne okuduğu belirlenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanakları ile denetlenmeli, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmaz bölümlerinin toprak yapısını ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini, taşınmaz bölümleri üzerindeki bitki örtüsünü komşu parsellerle karşılaştırmalı olarak değerlendirmeyi ve hangi fotoğrafın hangi taşınmaz bölümüne ait olduğu hususunda gerekli açıklamayı içerecek şekilde taşınmaz bölümlerinin değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisinden, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişme konusu taşınmaz bölümlerinin hava fotoğraflarında gösterilmeleri istenilmeli ve taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliğinin,imar-ihyaya muhtaç olup olmadığının, imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise imar-ihyasına ne zaman başlanıldığının ve hangi tarihte tamamlandığının belirlenmesine çalışılmalı; fen bilirkişisine, keşfi ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli; böylelikle zilyetlikle kazanma şartlarının davacı lehine oluşup oluşmadığına ilişkin olarak tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***