Logo

16. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sonucu, ... İlçesi Yolgeçen Köyü çalışma alanında bulunan 107 ada 122 parsel sayılı 4.858.809,06 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı ..., irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, taşınmazın 27 dönümlük bölümüne ilişkin olarak tapu iptali ve adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli 107 ada 122 parsel numaralı taşınmazın, fen bilirkişisinin 30.05.2016 havale tarihli raporuna ekli krokisinde (A) harfi gösterilen 28.242,81 metrekarelik kısmının davalı adına olan tapu kaydnın iptali ile davacı ... adına, aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, ziraat mühendisi bilirkişi raporunda taşınmazın temyize konu (A) bölümü üzerinde hali hazırda ekin ekili olduğunun ve taşınmazın uzun yıllardan beri işlenen tarım arazisi vasfında olduğunun belirtildiği; yapılan gözlemde taşınmazın etrafının büyük taşlarla çevrili olduğunun belirlendiği, jeodezi mühendisi bilirkişinin raporunda da taşınmazın 1985 yılında çekilen hava fotoğraflarında kültür arazisi vasfında görüldüğünün belirtilmiş olduğu, buna göre çekişmeli taşınmaz bölümünde davacı yararına TMK'nın 713/1 ve 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesindeki şartların oluştuğunun anlaşıldığı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki, bir taşınmazın niteliğinin, kullanım süresinin ve (imar-ihyaya muhtaç yerlerden ise) taşınmaz üzerinde imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihin belirlenmesinde en önemli delil hava fotoğrafları olduğu ve bu amaçla tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemde çekilmiş en az üç adet hava fotoğrafı üzerinde incelemesi yaptırılması gerektiği halde, sadece 1985 tarihli hava fotoğrafı üzerinde inceleme yaptırılmış ve yapılan inceleme sonucu düzenlenen teknik bilirkişi raporunda da sadece taşınmazın “kültür arazisi vasfı taşıdığı” belirtilmekle yetinilmesine rağmen bu rapor hükme esas alınmış, denetime esas olmak üzere çekişmeli taşınmaz bölümünün fotoğrafları çekilip dosyaya eklenmemiş,

mahkeme gözleminde taşınmazın ortasında iki yığın halinde taş biriktirildiği belirtildiği halde bu bölümün neresi olduğu ve zirai faliyete konu olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulamaz.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için mahkemece, öncelikle dava konusu taşınmazın bulunduğu yeri de gösterecek şekilde tespit tarihinden 15-20-25 yıl öncesi dönemlere ilişkin en az 3 adet hava fotoğrafı Harita Genel Komutanlığından tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalı ve bundan sonra, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi, üç kişilik ziraatçı bilirkişi kurulu ve fen bilirkişisi ile yerel bilirkişiler ve tanıkların katılımı ile yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak bu keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilerek dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla uydu ve hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle haritaların ait oldukları yıllara göre taşınmazın niteliğini, imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisinden keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı; belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; davacı, açıkça taşınmazın 27 dönümlük bölümünün adına tescilini istediği halde, hukuka aykırı şekilde talep aşılmak suretiyle 28.242,81 metrekarelik bölümün hüküm altına alınması dahi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***