"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın onanmasına ilişkin yukarda belirtilen ilamın karar düzeltme yolu ile incelenmesi ... tarafından süresinde istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sütçüler İlçesinde 07.04.1989 tarihinde yapılan kadastro sırasında, ... Köyü çalışma alanında bulunan 1806 parsel sayılı 24175 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tutanağın edinme sebebinde 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı belirtilerek ve beyanlar hanesinde ...’in zilyetliğinde bulunduğu şerh verilmek suretiyle kargir ev ve tarla vasfıyla Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduğundan malik hanesi açık bırakılarak tespit edildikten sonra, 01.11.1993 tarihinde hükmen beyanlar hanesindeki şerh korunarak Hazine adına tescil edilmiş ve 11.06.2013 tarihinde 6292 sayılı Yasa gereğince yapılan satış işlemi ile kayden davalı ...’e intikal etmiştir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazın bir bölümünün kendi fiili kullanımında bulunduğu iddiasıyla tapu iptali ve tescil istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 18.06.2019 tarih 2016/12911-2019/4552 Esas-Karar sayılı ilamıyla hükmün onanmasına karar verilmiş, bu kez onama ilamına karşı davacı vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Dosya içeriğine, mahkeme kararında belirtilip, Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre davacının sair karar düzeltme talepleri yerinde değildir. Ne var ki; Mahkemece, 6292 sayılı Yasa uyarınca belirlenen süreler içinde davacının taşınmazı satın almak için herhangi bir başvurusunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, taşınmaz başında yapılan keşifte alınan beyanlara göre, taşınmazın öncesinde davacının kayınbabasına ait iken davacıya kaldığı ve davacının taşınmazı eklemeli zilyetliğe dayalı olarak 25-30 yıldır kullandığı anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca; davacının dava sebebinin 1989 yılında yapılan kadastro tespitinden önceki sebeplere dayalı olduğu, tespitin yapıldığı 1989 yılı ile eldeki davanın açıldığı 2015 yılı arasında 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, kaldı ki, taşınmazın adına kullanıcı şerhi verilen davalı tarafından, 6292 sayılı Yasa uyarınca Hazineden satın almak suretiyle adına tapu kaydının oluştuğu, bu haliyle davalı aleyhine açılan tapu iptal ve tescil davasının dinlenemeyeceği, ancak öncelikle dava şartı olan hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle davanın reddi gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması isabetsiz olup Dairemizin 18.06.2019 tarih 2016/12911-2019/4552 Esas-Karar sayılı onama ilamının ortadan kaldırılarak sonucu itibariyle doğru olan hükmün gerekçesinin belirtilen şekilde DÜZELTİLMEK suretiyle hükmün ONANMASINA, 10.12.2019 gününde oybirliği ile karar verildi.