"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK
MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın bozulmasına ilişkin yukarıda belirtilen ilamın karar düzeltme yolu ile incelenmesi ... mirasçıları ve diğerleri tarafından süresinde istenilmekle; inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, .... Köyü çalışma alanında bulunan 151 ada 199, 202, 232, 300, 346, 349, 371 ve 470 parsel sayılı 18.707.47, 285.89, 4.681.44, 596.48, 7.201.60, 690.57, 39,54 ve 332,37 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, taşlık, çamlık ve çalılık niteliğindeki devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu ve 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı belirtilerek Hazine adına tespit ve tescil edilmişlerdir. Davacılar ... ve arkadaşları, vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazların Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile miras payları oranında davacılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından yargılama giderleri yönünden, davalı Hazine vekili tarafından ise esas yönünden temyiz edilmiş ve Dairemizin 29.05.2018 tarih 2017/2853-2018/3615 Esas, Karar sayılı ilamıyla, "Mahkemece, davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, davanın, 1993 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü'nün 03.07.1987 tarih ve 3492 sayılı kararı ile 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığı gerekçesiyle çamlık, çalılık ve taşlık niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilen taşınmazlar hakkında kadastro öncesi sebebe dayalı tapu iptal ve tescil davası olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi kapsamındaki bu tür davalarda uyuşmazlığın, tespit tarihi itibariyle mevcut olan hukuki duruma göre çözümlenmesi gerektiği belirtilerek; tespit tarihi itibariyle çekişmeli taşınmazların 1. derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığı sabit olup, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 11'inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi 30.05.2007 tarihinde yürürlüğe giren 5663 sayılı Kanunla değiştirilmiş ve buna göre kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği hükmünün getirildiğine ve bu değişikliğin kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespiti işleri ile devam eden davalarda da uygulanacağının 2863 sayılı Kanun'a eklenen Geçici 7. maddede belirtilmiş olmasına göre mahkemece bu yasal düzenleme nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının isabetsizliğine" değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, bu kez bozma ilamına karşı davacılar vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Çekişmeli taşınmazlar hakkında 1993 yılında yapılan kadastro tespitinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu tarafından alınan 13.08.1987 tarih 2492 sayılı kararı ve ekinde bulunan haritası ile 1.derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit işlemlerinin yapıldığı ve kesinleştiği, bilahare Kültür ve Turizm Bakanlığı Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.2003 tarih 2599 sayılı kararı ile "13.08.1987 tarih ve 2492 sayılı karar ile 1.Derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen alanda müdürlük uzmanlarınca yapılan incelemede yüzeyde 2863/3386 sayılı yasalar kapsamında kalan korunması gerekli herhangi bir arkeolojik kalıntıya rastlanmamış olması ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararının yanlış bir aplikasyon sonucu gerçekleşmiş olabileceği kanaatine varılmış olması nedeniyle" bu alandaki sit şerhinin kaldırılmasına karar verildiği ve kaldırılan bölgeye ait haritanın düzenlendiği, eldeki davanın da söz konusu kaldırma kararı üzerine davacılar tarafından 10 yıllık hak düşürücü süre içinde vergi kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 11.maddesinin 30.05.2007 tarihli 5663 sayılı Kanun'un 1.maddesi ile değişik 2.cümlesinde, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği düzenlenmiş, yine 5663 sayılı Kanun'un 2.maddesi ile değişik Geçici 7. maddesinde ise, kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespiti işleri ile devam eden davalarda da bu Kanun'un 11'inci maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanacağı, sınırlandırma ve tespitleri henüz askı ilanına alınmamış taşınmazların kadastro tutanaklarının kadastro komisyonuna intikal ettirilmek suretiyle bu Kanun'un 11'inci maddesinin birinci fıkrasına uygun hale getirileceği, 27.07.2004 tarihinden itibaren yapılan kadastro çalışmaları sonucu zilyetlik şartları oluştuğu halde sit alanlarında kalması nedeniyle Hazine adına tespit ve tescili yapılmış taşınmazlardan, 1 ve 2'nci derece arkeolojik sit alanları dışında kalan sit alanlarındaki taşınmazların, kadastro tutanaklarında zilyet veya hak sahibi olarak belirtilen kişilerin veya mirasçılarının, Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde mahalli maliye kuruluşlarına müracaatları halinde maliye kuruluşunun talebi ile harca tâbi olmadan re'sen ilgilisi adına tescilleri yapılacağı belirtilmektedir.
2863 sayılı Kanun'un 11.maddesinin 30.05.2007 tarihinde değişiklikten önceki 2. cümlesi ile "korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarının, sit alanlarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceği"nin düzenlendiği ve eldeki davanın konusunu oluşturan çekişmeli taşınmazların tespitlerinin de, söz konusu ikinci cümlenin değişmeden önceki haliyle yürürlükte olduğu süre zarfında yapıldığı açıktır.
Her ne kadar keşif sonucunda düzenlenen fen bilirkişi raporu ekinde çekişmeli taşınmazların paftaları ile sit haritası çakıştırılmak suretiyle (bir arada gösterir şekilde) düzenlenmiş harita bulunmamakta ise de, Kültür ve Turizm Bakanlığı Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.2003 tarih 2599 sayılı kararı ile taşınmazların 13.08.1987 tarih ve 2492 sayılı karar ile 1. Derece arkeolojik sit alanı" olarak tescil edilen alanda (kararın ekinde bulunan haritanın kapsamında) kaldıkları konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.2003 tarihli kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere 13.08.1987 tarih ve 2492 sayılı karar ile ekinde bulunan ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararının yanlış bir aplikasyon sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Diğer bir anlatımla; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yanlış aplikasyon bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Zira, 13.08.1987 tarih 2492 sayılı karar ve bu karara uygun olarak düzenlenen bir haritanın bulunması halinde, artık bu bölgenin 1.derece arkeolojik sit alanı olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı, sit alanı şerhinin kaldırılmasına ilişkin 19.08.2003 tarih 2599 sayılı kararın geçmişe dönük olarak hüküm ifade etmesinin hukuken mümkün bulunmayıp, karar tarihinden sonrası için bağlayıcı olacağı açıktır. Ne var ki, Mahkemece bu yönde yapılmış bir araştırma bulunmadığından yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yetkili bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; Mahkemece, hükme esas raporu düzenleyen bilirkişiler dışında; konusunda uzman 3 arkeolog ve 3 harita mühendisi bilirkişinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle 13.08.1987 tarihli 2492 sayılı karar ile ekinde bulunan ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararı zemine uygulanarak, kararın dayanağı bulunan haritanın karara aykırı olacak şekilde yanlış bir aplikasyon sonucu düzenlenip düzenlenmediği, karar ile harita arasında uyumsuzluk olup olmadığı hususlarında gerekçeli, denetime elverişli, çekişmeli taşınmazlar ile sit haritasını çakıştırılmış halde gösterir ve varsa yanlış aplikasyonun neden kaynaklandığını açıklayan rapor ve harita düzenlettirilmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilmek ve Dairemizce yapılan geri çevirme sonucunda Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca 31.05.2017 tarih 5531 sayılı kararıyla çekişmeli 151 ada 232 parsel sayılı taşınmazın bir kısmının 3.derece arkeolojik sit alanında kaldığının bildirildiği de göz önünde bulundurulmak suretiyle bir karar verilmelidir. Bu durum karşısında, Dairemizce hükmün, az yukarıda belirtilen şekilde araştırma ve incelemeye dayalı olarak bozulması gerekirken, maddi hataya dayalı olarak yukarıda 1.paragrafta belirtilen gerekçelerle bozulduğu anlaşılmakla, Dairemizin 29.05.2018 tarih 2017/2853-2018/3615 Esas, Karar sayılı bozma ilamının ortadan kaldırılmasına ve hükmün az yukarıda belirtilen değişik gerekçe ile BOZULMASINA, peşin yatırılan karar düzeltme harcının istek halinde ilgilisine iadesine, 02.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.