Logo

16. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kullanım kadastrosu sonucunda, ... İlçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan ... ada 46 parsel sayılı 5.191,86 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın ... oğlu ...ve ...’in kullanımında olduğu şerhi yazılarak tarla vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiş, 2009 yılında yapılan güncelleme çalışmalarında ise taşınmazın tapu kaydındaki mevcut şerh “taşınmazın ... oğulları ... ve ...’in kullanımında olduğu” şeklinde düzeltilmiştir. Davacı ..., dava konusu taşınmazın kendi fiili kullanımında olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, dava konusu 242 ada 46 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesindeki mevcut kullanım şerhinin iptaline, taşınmazın davacının kullanımında olduğunun şerhine, taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatın aidiyetine ilişkin talebin hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece, dava konusu taşınmazın 1970’li yıllardan itibaren davacı tarafın kullanımında bulunduğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Kullanım kadastrosu sonucunda, dava konusu 242 ada 46 parsel sayılı taşınmaz, ... oğlu ... ve ...’in kullanımında olduğu belirtilmek suretiyle Hazine adına tespit ve 09.07.1996 gününde tescil edilmiş, bilahare 2009 yılında yapılan güncelleme çalışmalarında ise taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine ... oğulları ... ve ...’in kullanımında olduğuna dair şerh verilmiştir. Davacı ..., dava konusu taşınmazın kendi fiili kullanımında bulunduğunu, taşınmazda evi ve ağaçları olduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve davacı tanıkları, taşınmaz üzerinde bulunan evin ve ağaçların davacıya ait olduğunu, davacının kalan bölümleri de hububat ekmek suretiyle 1970’li yıllardan beri kullandığını beyan etmişlerdir. Bu hali ile davanın, tespitten önceki nedene dayalı olarak açıldığı kuşkusuzdur. Davanın açıldığı 08.04.2015 tarihi itibari ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde düzenlenen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçirilmiş olması nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerekirken, esasa girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davalılara iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20.02.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***