Logo

16. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Kadastro sırasında Mutluca Köyü çalışma alanında bulunan 956 parsel sayılı 30.200 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bağışlama ve kazandırcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle eşit payla davalılar ... adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine çekişmeli taşınmazın tespitinin iptali ile adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen 194,11 ve 80,57 metrekare yüzölçümündeki bölümlerinin tespitlerinin iptali ile Hazine adına, kalan kısımların tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 141/3 maddesi “mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak" yazılmasını zorunlu kıldığı gibi; bu zorunluluk, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297 ve 298. maddelerinin de amir hükmüdür. Adil yargılanma hakkının garantileri arasında yer alan "aleni yargılanma ilkesi" ve "hukuki dinlenilme hakkı" da, kararların gerekçeli olmasını zorunlu kılar. Bu prensiplerin amacı, yargılama sürecini ve kararın verilişini kamu denetimine açık tutmak suretiyle adaletin yerine getiriliş biçimini görünür kılmak, kamu eliyle karar verme sürecini denetleyerek kişinin adil yargılanma hakkını güvence altına almak ve adalete güveni korumaktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297/1-c maddesi uyarınca gerekçenin; "tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri" göstermesi gerekir. Bir başka anlatımla; gerekçe, hüküm fıkrasında yazılı sonuçlara nasıl varıldığının tereddüte yer bırakmayacak şekilde açıklanmasıdır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup uyumlu bulunması zorunlu olduğu gibi, duruşmada tefhim edilen hüküm sonucuna nasıl ulaşıldığını açıklamayan ifadelerin gerekçe olarak kabul edilmesi de mümkün değildir. Somut olayda mahkemenin kararı incelendiğinde, kararın gerekçe bölümünde, dava konusu taşınmazın tarıma elverişli kültür arazisi niteliğinde, özel mülkiyete konu olabilecek arazilerden olduğu, Hazine adına tespiti gerekli yerlerden olmadığı, tüm dosya kapsamı ile dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunması gerekli yerlerden olduğuna dair başkaca bir durumun bulunmadığı anlaşılmış olmakla ispat edilemeyen davanın reddine karar verildiği belirtildikten sonra, hüküm kısmında davanın kısmen kabulüne karar verilerek çekişmeli taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfleri ile gösterilen 194,11 ve 80,57 metrekare yüzölçümündeki bölümlerinin tespitlerinin iptali ile Hazine adına, kalan kısımların tespit gibi davalılar adına tapuya tesciline karar verilmek suretiyle hüküm ile gerekçeli karar arasında uyumsuzluk yaratılmış, hükmün infazında tereddüt oluşturulmuştur. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup uyumlu bulunması zorunludur. Gerekçe ile hüküm arasındaki uyumsuzluk, adalete güven ilkesini zedelediği gibi Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı prensibine, usul ve yasa hükümlerine de aykırılık teşkil eder. Açıklanan nedenlerle temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 14.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***