"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Tapulama sırasında Toplamalar Köyü çalışma alanında bulunan 1 parsel sayılı 1076100 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz 12.10.1951 tarih 4 nolu tapu kaydı, 1937 tarih 27 nolu vergi kaydı nedeniyle hudutları tevsie müsait görüldüğünden vergi miktarı olan 8 hektardan fazlasının ... adına sınırlandırıldığı belirtilmek suretiyle toplamda 12800/172176 hissesi .... ve müşterekleri adına, 159376/172176 hissesi ... adına olmak üzere tespit edilmiştir. İtirazı Kadastro Komisyonunda reddedilen davacı ...., tapu kaydı, vergi kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı ... hissesinin iptali istemiyle dava açmıştır. Mahkemece diğer tespit malikleri de davaya dahil edilerek yapılan yargılama sırasında, müdahil Şıh ... farklı tapu ve vergi kaydına dayanarak davaya katılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda çekişmeli 1 parsel sayılı taşınmazın 07.07.2010 tarihli bilirkişi raporunda (A), (B) ve (C) harfleri ile gösterilen toplam 193785 metrekarelik kısmının tutanakta belirtilen hisseleri oranında tespit malikleri adına, geriye kalan kısmın yeni parsel numarası verilerek ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, müdahil mirasçıları ... ve ... ile davalı ... vekili ve davaya dahil edilen tespit maliki Muki ... mirasçısı dahili davacı ... vekili tarafından (katılma yolu ile) temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre müdahil Şıh ... mirasçıları ... ve ...'ın yerinde olmayan temyiz itirazlarının REDDİNE, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden müdahillere iadesine,
2- Dahili davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazlarına gelince; mahkemece, davacı dayanağı tapu ve vergi kaydının çekişmeli taşınmaza uyduğu ancak hudutları değişebilir ve genişletilmeye elverişli olduğundan kayıtların miktarıyla geçerli olacağı, ayrıca kayıt kapsamında kalan kısımlar dışında kalan bir kısım taşınmaz bölümünde de murislerinden intikalen davacı ve müşterekleri şahıslar lehine kazandırıcı zamanaşımı ile kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle, 07.07.2010 tarihli bilirkişi raporunda (A), (B), (C) harfleri ile gösterilen toplam 193785 metrekarelik kısmın tutanakta belirtilen hisseleri oranında tespit malikleri adına, geriye kalan kısmın yeni parsel numarası verilerek ... adına tapuya tesciline karar verilmiştir. Ne var ki, Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmadığı gibi varılan sonuç da kısmen dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır.
Tapu kaydı ve vergi kaydının aynı sınırları ihtiva etmesi halinde, bunlardan yüzölçümü büyük olana değer verilmesi gerekir. Somut olayda davacı dayanağı 12.10.1951 tarih 4 nolu tapu kaydı ve 1937 tarih 27 nolu vergi kaydı aynı yere ait olup, miktar itibariyle tapu kaydının, vergi kaydı kapsamında kaldığı, başka bir ifade ile vergi kaydının yüzölçümünün daha büyük olduğu kuşkusuzdur. Bu durumda vergi kaydı miktarına itibar edilerek buna göre hüküm kurulması gerekirken, bilirkişi raporunda vergi kaydı miktarınca belirlenen (B) harfi ile gösterilen 80000 metrekare yer haricinde ayrıca (A) harfi ile gösterilen 13785 metrekare yerin de tapu kayıt miktarı olarak tesciline karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, miktar fazlası yönünden yapılan zilyetlik araştırması da hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taşınmaz başında 1986 ve 2010 yıllarında keşif yapılmış, 2010 yılında yapılan keşif sonrası sunulan ziraat bilirkişi raporunda taşınmazın tamamının tarım arazisi olarak kullanıldığı belirtilmiş ise de aynı keşifte mahalli bilirkişi Halil Erol, 1950'li yıllarda dava konusu taşınmazın tamamının sürülmediğini, taşınmazın yüksek yerleri sürülebilirken alçak yerlerin sürülemediğini belirtmiş, 1986 yılında yapılan keşifte ziraat bilirkişisi bulunmadığından taşınmazın o zamanki kullanım durumu belirlenmemiştir.
O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için kayıt kapsamının (B) harfi ile işaretli 80000 metrekarelik bölüm olduğu dikkate alınmak suretiyle kadastro tespitine kadar en az 20 yıl süre ile ekonomik amaca uygun olarak nizasız fasılasız zilyetliğinin bulunması halinde müşterek maliklerin her birinin kayıt miktarına ek olarak kadastro tepit tarihi itibarı ile ayrı ayrı 100 dönüme kadar yer edinebileceği de göz önüne alınarak temyiz edenin miras bırakanı Muki ... ile hükümde lehlerine tescil kararı verilenler lehine zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, bu amaçla varsa, tespit tarihi olan 1963 yılından 15-20-25 yıl öncesine ait stereoskopik hava fotoğrafları getirtilerek dosyaya konulmalı, bundan sonra 3 ziraat mühendisi ile jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiler de hazır bulundurularak mahallinde yeniden, dava konusu taşınmazı bilen elverdiğince yaşlı, yansız mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile keşif yapılmalı, dava konusu taşınmaz üzerinde zilyetliğe kim tarafından, ne zaman, ne şekilde başlandığı ve sürdürüldüğü detaylı olarak, olaylara dayalı şekilde sorulup saptanmalı, önceki keşif beyanları da nazara alınarak mahalli bilirkişi, taraf tanıkları ile tespit bilirkişi beyanları arasında çelişki bulunduğu takdirde çelişki giderilmeye çalışılmalı, jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişiye hava fotoğrafları yorumlatılmalı ve denetime elverir şekilde çekişmeli taşınmazı hava fotoğrafları üzerinde de göstermesi istenmeli, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu vasıtasıyla önceki ziraat bilirkişi raporunu da irdeler şekilde, taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı, taşınmazın ekonomik amaca uygun tarım arazisi olarak zilyetliğine ne zaman başlanıldığı, kadastro tespitinin yapıldığı tarih itibarı ile taşınmazın hangi bölümleri üzerinde zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiğinin belirlenmesine çalışılmalı bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve hükmü temyiz etmeyenler yönünden ... lehine kazanılmış hak oluştuğu da göz önünde bulundurularak sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre; kadastro hakiminin infazı kabil karar verip, sicil oluşturmakla yükümlü olması nedeniyle lehine tescil hükmü kurulan kişilerin ve paylarının kararda açıkça gösterilmesi gerekirken, Hazinenin de tespit maliki olduğu, diğer tespit maliklerinin ölmüş olduğu göz ardı edilerek “tespit malikleri adına tutanakta belirtilen hisseleri oranında tesciline” şeklinde hüküm kurulması da isabetsiz olup, dahili davacı ... vekili ve davalı ... vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 06.10.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.