"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
KANUN YOLU: TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacı ...,... Mahallesi çalışma alanında bulunan ve 1958 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında taşlık olarak tespit harici bırakılan taşınmazın bir bölümü hakkında, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 12.116,16 metrekare yüzölçümündeki bölümden imar yolu olarak gösterilen 1.856,35 metrekarelik kısım çıkartılmak suretiyle geri kalan 10.259,81 metrekare yüzölçümündeki bölümün davacı ... adına tesciline, davalı ...’na karşı açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerine dayalı olarak açılan tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olup, TMK'nın 713. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "tescil davasının, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılması gerektiğine" ilişkin düzenleme karşısında, davacı tarafından ilgili kamu tüzel kişiliği olarak Bitlis Belediye Başkanlığı’nı doğru olarak yasal hasım göstermesine rağmen mahkemenin Bitlis Belediye Başkanlığı’na husumet yöneltilemeyeceği yönündeki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır.
Bundan ayrı, mahkemece fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 12.116,16 metrekare yüzölçümündeki kısımdan Bitlis Belediyesi tarafından imar yolu olarak gösterilen 1.856,35 metrekarelik kısmı çıkartılarak geriye kalan 10.259,81 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümü üzerinde, davacı taraf yararına imar-ihya ve zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli değildir. Şöyle ki, dosyada mevcut jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmaz bölümünün tarımsal amaçla kullanılmadığı bildirilmiş olmasına rağmen, aynı raporun sonuç kısmında imar-ihya suretiyle tarımsal faaliyetin bulunduğu belirtilmiş; 1.keşif sonrasında zirai bilirkişi taşınmazın son 7-8 yıldan beri tarımsal faaliyete konu olduğu, öncesinde kullanılmadığı, hali hazırda ekili dikili olmadığı ve etrafında mera bitkilerinin bulunduğu yönünde rapor sunmuş, 2.keşif sonrasında sunulan zirai bilirkişi raporunda ise, taşınmazın 25-30 yıldan beri işlemeli tarım yapıldığı, devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olmadığı bildirilmiştir. Mahkemece, birinci ve ikinci keşif sonrası alınan ziraat bilirkişi raporları arasındaki çelişki ve jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi raporunun kendi içindeki çelişki giderilmemiş ve taşınmazın zemininde imar-ihya çalışması yapılıp yapılmadığı kesin olarak belirlenmemiştir. Bu şekilde eksik araştırma ve bir incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması usul ve yasaya uygun düşmemektedir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece, öncelikle çekişmeli taşınmaz bölümünün uygulama ve nazım imar planı kapsamında kalıp kalmadığı, kalmakta ise hangi tarihte imar planı kapsamına alındığı ve imar planının onaylanma tarihi ilgili belediye başkanlığından sorularak çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgeye ilişkin onaylı imar planı örneği getirtilmeli, dava tarihinden veya çekişmeli taşınmaz imar planı kapsamında kalıyor ise imar planının onaylandığı tarihten 15-20-25 yıl öncesine ait farklı tarihlerde çekilmiş en az üç adet stereoskopik hava fotoğrafı ile aynı tarihler arasında düzenlenen fotoplan, fotometrik ve fotogrametrik paftalar, hava fotoğrafları kullanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli yüksek çözünürlüklü uydu fotoğrafları temin edilmeli, çekişmeli taşınmaza komşu tüm taşınmazların kadastro tutanakları ve varsa dayanaklarının onaylı örnekleri getirtilerek dosyaya konulmalı ve dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile bir fen bilirkişisi, 3 jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisi ile 3 kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte dinlenilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıklarından, nizalı taşınmaz bölümünün öncesinin ne olduğu, taşınmazın ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar-ihya çalışmalarına ne zaman başlanıldığı ve bu çalışmaların ne zaman tamamlandığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin hangi tasarruflarla, kim tarafından ve ne şekilde sürdürüldüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, bilirkişi ve tanık beyanları arasında çelişki oluştuğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmesine çalışılmalı; ziraat mühendisi bilirkişi kurulundan, çekişmeli taşınmaz bölümünün eğimi, niteliği, toprak yapısı, bitki örtüsü, evveliyatı itibariyle mera, yaylak, otlak gibi kamu orta mallarından olup olmadığını, değil ise mera parselinden nasıl ayrıldığını, mera ile arasında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığını, imar-ihyanın hangi tarihte başlayıp tamamlandığını, ekonomik amaca uygun zilyetliğin hangi tarihten beri hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü ve çekişmeli taşınmazın kullanım durumunu kesin olarak belirleyen, komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğraflarını da içerir, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, önceki ziraat bilirkişi raporlarını irdeler ve çelişkileri giderir mahiyette ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri mühendisi kurulundan, yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğrafları üzerinde stereoskop aletiyle inceleme yaptırılarak, çekişmeli taşınmaz bölümünün hava fotoğraflarının çekildiği tarihlerdeki niteliğini, kullanım durumunu, tarımsal faaliyet yapılıp yapılmadığını, imar-ihya çalışması bulunmakta ise bu çalışmanın tamamlanıp tamamlanmadığını açıklayan rapor düzenlettirilmeli, sunulan raporda çekişmeli taşınmazın memleket haritası ve uydu fotoğrafları üzerindeki konumunun gösterilmesi istenilmeli; fen bilirkişisinden, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir ayrıntılı rapor ve kroki aldırılmalı; mahalli bilirkişi ve tanık beyanları, teknik raporlar ile komşu parsel tutanakları ve dayanak kayıtlarıyla denetlenmeli; imar-ihya çalışmalarının tamamlandığı tarihten dava tarihine veya çekişmeli taşınmaz imar planı kapsamında kalmakta ise imar planının onaylandığı tarihe kadar davacı taraf yararına 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. ve 17. maddelerindeki imar-ihya ve zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği duraksamasız şekilde saptanmalı, bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller değerlendirilerek sonucuna bir karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de; fen bilirkişisine imar planında kalan bölümü harflendirilerek yüzölçümü gösterilecek şekilde ifraz haritası düzenlettirilip, düzenlenen haritanın hükme esas alınması gerekirken ifraz haritası düzenlettirilmeden infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmesi dahi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.06.2020 gününde oybirliği ile karar verildi.
Gerçekleştirdiğiniz işlemde Hata Oluştu !