"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 03.03.2020 gün ve saatte temyiz eden ... vekili Avukat ... ile aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat ...geldiler. Gelenlerin yüzlerine karşı duruşmaya başlandı. Tarafların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sumbas İlçesinde 1995 yılında yapılan kadastro sonucunda, Yeşilyayla Köyü çalışma alanında bulunan 114 ada 38 parsel sayılı 34.681,33 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 6831 sayılı Yasa'nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı belirtilerek, beyanlar hanesine taşınmaz üzerindeki ahşap evin davacı ve davalıların murisi ...'e ait olduğu şerhi verilmek suretiyle Hazine adına tespit ve hükmen tescil edilmiş, 2011 yılında yapılan güncelleme çalışmalarında da aynı şerhler korunarak taşınmazın davacı ve davalıların murisi ... kullanımında olduğu belirtilmiştir. Davacı ..., çekişmeli taşınmazın 30.000 metrekare yüzölçümündeki bölümünün 2002 yılından beri kendi kullanımında olduğunu öne sürerek, bu bölüm için adına zilyetlik şerhi verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı ve davalıların murisi ...'in zilyetliğinin tapu kaydında yazılı olduğu ve tapu sicilindeki kayıtların aksinin kesin deliller ile ispatlanabileceği dikkate alınarak keşif ara kararından dönüldüğü ve davacının başka delil de ileri sürmediği, bu kapsamda davasını ispatlayamadığı gerekçe gösterilmek suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmediği gibi yapılan inceleme ve araştırma da hüküm vermeye yeter bulunmamaktadır. Dava konusu 114 ada 38 parsel sayılı taşınmaz, 1995 yılında yapılan kadastro çalışmaları sonucunda 2/B niteliği ile Hazine adına tespit ve 1998 yılında hükmen tescil edilmiş, beyanlar hanesine de davacının murisi ...'in kullanımında olduğu yazılmış, 2011 yılında yapılan güncellemede de mevcut durum korunmuştur. Davacı, kadastrodan sonra güncelleme işlemlerinden önce 2002 yılında murisinin zilyetliği terk etmesi üzerine, o tarihten itibaren taşınmaza kendisinin zilyet olduğunu öne sürerek adına zilyetlik şerhi verilmesi istemiyle dava açtığına göre, temyize konu davanın güncellemeye itiraz niteliğinde bulunduğu kuşkusuzdur. Daha önce yapılan kadastro tespitleri sırasında fiili kullanıcı tespiti yapılan taşınmazlarda, güncelleme çalışmaları sırasında değişiklik yapılabilmesi için, sonraki zilyetlerin bu zilyetliklerini tapu kaydında yazılı fiili kullanıcıdan yasal bir yolla (akdi ya da irsi) devraldıklarını kanıtlamaları zorunlu ise de, dosyada bulunan delillere göre davacının murisi olan şerh sahibi ..., 2002 yılında Milli Emlak Müdürlüğü'ne verdiği dilekçe ile taşınmazın zilyetliğini terk ettiğini bildirmiş olup, dilekçesi üzerine yapılan idari tahkikatta, gerçekten zilyetliğin terk edildiği ve taşınmazın boş olduğu tutanağa bağlanmış, bundan sonra da davacı aynı yıl taşınmaza zilyet olma iradesini gösterir dilekçe vererek ecrimisil ödeme isteğini beyan etmiştir. Kadastro tespiti ile güncelleme çalışmaları arasında önceki zilyedin zilyetliği terk etmesi ve bu durumun gerçekliğini gösterir tutanağın varlığı karşısında, zilyetlik şerhine yönelik ilk tespitin hükmünün kalmadığının kabul edilmesi ve bu terkten sonra kadastro ile güncelleme arası bir tarihte zilyetliği terk edilmiş çekişmeli taşınmazda, davacının zilyetliğe başladığını iddia ederek, eski zilyed lehine yapılan güncelleme işlemine itirazla adına zilyetlik şerhi verilmesi istemini içeren davasının dinlenmesi gerekir. Zira ilk zilyet zilyetliği terk ettiğine göre, davacının artık zilyet olmadığı sabit olan ilk zilyetten ırsi veya akdi bir yolla zilyetliği devralma imkanı hukuken kalmamıştır. Aksinin kabulü, taşınmaza fiilen zilyet olduğu halde, ilk zilyedin zilyetliği terk etmesinin külfetini sonraki zilyede yükleyecek ve 6292 sayılı Yasa'nın öngördüğü düzenlemelerden fiili kullanıcının mahrum kalması sonucunu doğuracaktır.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, Mahkemece mahallinde keşif yapılmak suretiyle davacının iddialarının araştırılması ve toplanacak delillere göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 2.540,00 TL vekalet ücretinin aleyhine temyiz olunan taraftan alınarak, duruşmada kendisini vekil ile temsil ettiren davacı tarafa verilmesine, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacıya iadesine, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.