"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVACILAR : ... MİRASÇILARI ... VE MÜŞTEREKLERİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, Gündoğan Köyü çalışma alanında bulunan 151 ada 204, 275, 276, 282, 283, 286 ve 287 parsel sayılı 1.638.42, 7.561.19, 2.490,71, 16.105.30, 2.720.18, 2.313.23 ve 7.527,06 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, 1. derece arkelojik sit alanında kalmaları nedeniyle davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar ... ve arkadaşları, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, tapu iptali ve adlarına tescili istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece usule ilişkin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne çekişmeli 151 ada 204, 275, 276, 282, 283, 286 ve 287 parsel sayılı taşınmazların Hazine adına olan tapularının iptaliyle ... mirasçıları adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazlar üzerinde davacılar yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu kabul edilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Çekişmeli taşınmazlar hakkında 1993 yılında yapılan kadastro tespitinde Kültür ve Turizm Bakanlığı Taşınmaz Kültür ve Tabiat Varlıkları Yüksek Kurulu tarafından alınan 13.08.1987 tarih 2492 sayılı kararı ve ekinde bulunan haritası ile 1. derece arkeolojik sit alanı içinde kaldığı gerekçesiyle Hazine adına tespit işlemlerinin yapıldığı ve kesinleştiği, bilahare Kültür ve Turizm Bakanlığı Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.2003 tarih 2599 sayılı kararı ile ”13.08.1987 tarih ve 2492 sayılı karar ile 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilen alanda müdürlük uzmanlarınca yapılan incelemede yüzeyde 2863/3386 sayılı yasalar kapsamında kalan korunması gerekli herhangi bir arkeolojik kalıntıya rastlanmamış olması ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararının yanlış bir aplikasyon sonucu gerçekleşmiş olabileceği kanaatine varılmış olması nedeniyle” bu alandaki sit şerhinin kaldırılmasına karar verildiği ve kaldırılan bölgeye ait haritanın düzenlendiği, eldeki davanın da söz konusu kaldırma kararı üzerine davacılar tarafından miras yoluyla gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı olarak açıldığı anlaşılmaktadır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu'nun 11. maddesinin 30.05.2007 tarihli 5663 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değişik 2. cümlesinde, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazların zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği düzenlenmiş, yine 5663 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik geçici 7. maddesinde ise kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespiti işleri ile devam eden davalarda da bu Kanunun 11. maddesinin birinci fıkrası hükmünün uygulanacağı, sınırlandırma ve tespitleri henüz askı ilanına alınmamış taşınmazların kadastro tutanaklarının kadastro komisyonuna intikal ettirilmek suretiyle bu Kanun'un 11. maddesinin birinci fıkrasına uygun hale getirileceği, 27.07.2004 tarihinden itibaren yapılan kadastro çalışmaları sonucu zilyetlik şartları oluştuğu halde sit alanlarında kalması nedeniyle Hazine adına tespit ve tescili yapılmış taşınmazlardan, 1 ve 2. derece arkeolojik sit alanları dışında kalan sit alanlarındaki taşınmazların, kadastro tutanaklarında zilyet veya hak sahibi olarak belirtilen kişilerin veya mirasçılarının, Kanun'un yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde mahalli maliye kuruluşlarına müracaatları halinde maliye kuruluşunun talebi ile harca tâbi olmadan re'sen ilgilisi adına tescilleri yapılacağı belirtilmektedir.
2863 sayılı Kanun'un 11. maddesinin 30.05.2007 tarihli değişiklikten önceki 2.cümlesi ile "korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları ile bunların koruma alanlarının, sit alanlarının zilyetlikle iktisap edilemeyeceği"nin düzenlendiği ve eldeki davanın konusunu oluşturan çekişmeli taşınmazların tespitlerinin de söz konusu ikinci cümlenin değişmeden önceki haliyle yürürlükte olduğu süre zarfında yapıldığı açıktır.
Her ne kadar keşif sonucunda düzenlenen fen bilirkişi raporu ekinde çekişmeli taşınmazların paftaları ile sit haritası çakıştırılmak suretiyle (bir arada gösterir şekilde) düzenlenmiş harita bulunmamakta ise de, Kültür ve Turizm Bakanlığı Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 19.08.2003 tarih 2599 sayılı kararı ile taşınmazların "13.08.1987 tarih 2492 sayılı karar ile 1. derece arkeolojik sit alanı" olarak tescil edilen alanda (kararın ekinde bulunan haritanın kapsamında) kaldığı konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 19.08.2003 tarihli kararının gerekçesinde de belirtildiği üzere, 13.08.1987 tarih ve 2492 sayılı karar ile ekinde bulunan ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararının yanlış bir aplikasyon sonucu gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Diğer bir anlatımla; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle yanlış aplikasyon bulunup bulunmadığının tespiti gerekir. Zira, 13.08.1987 tarih 2492 sayılı karar ve bu karara uygun olarak düzenlenen bir haritanın bulunması halinde, artık bu bölgenin 1. derece arkeolojik sit alanı olduğu ve zilyetlikle kazanılamayacağı, sit alanı şerhinin kaldırılmasına ilişkin 19.08.2003 tarih 2599 sayılı kararın geçmişe dönük olarak hüküm ifade etmesi hukuken mümkün bulunmayıp, karar tarihinden sonrası için bağlayıcı olacağı açıktır. Ne var ki, Mahkemece bu yönde yapılmış bir araştırma bulunmadığından yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayanılarak hüküm kurulamaz.
Hal böyle olunca; Mahkemece, hükme esas raporu düzenleyen bilirkişiler dışında; konusunda uzman 3 arkeolog ve 3 harita mühendisi bilirkişisinin katılımıyla mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle 13.08.1987 tarihli 2492 sayılı karar ile ekinde bulunan ve bu bölgeye ilişkin sit tescili kararı zemine uygulanarak, kararın dayanağı bulunan haritanın karara aykırı olacak şekilde yanlış bir aplikasyon sonucu düzenlenip düzenlenmediği, karar ile harita arasında uyumsuzluk olup olmadığı hususlarında gerekçeli, denetime elverişli, çekişmeli taşınmazlar ile sit haritasını çakıştırılmış halde gösterir ve varsa yanlış aplikasyonun neden kaynaklandığını açıklayan rapor ve harita düzenlenmeli ve bundan sonra toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, yasal koşullar gerçekleştiğinde kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
09.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.