"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerle davacı vekilinin tavzih talebinin reddine ilişkin 01.02.2017 tarihli ek kararın süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
- K A R A R -
Davacı vekili; sigortalı ... ile ... Sigorta A.Ş arasında Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk sigorta poliçesi düzenlendiğini, sigortalının 16.08.2013 tarihinde yaptığı kaza sonucu vefat ettiğini, ölenin eşi ...'in ölüm nedeniyle eşinin desteğinden yoksun kaldığını, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla 30.000,00 TL nin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile haksız fiilin gerçekleştiği tarih olan 16.08.2013 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davanın kabulü ile davacı ... için 52.142,99 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 17/03/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiş, 26/01/2016 tarihli hüküm, taraflara en son 11/04/2016 tarihinde tebliğ olunmuş, "Tarafların kararı temyiz etmemesi üzerine hüküm 27/04/2016 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı vekili 17/06/2016 havale tarihli dilekçesi ile müvekkili davacı tarafından davalıya karşı ikame edilen tazminat (ölüm ve cismani zarar nedeniyle açılan) davasında verilen 2014/324 E. 2016/28 K. Sayılı 27/04/2016 kesinleşme tarihli kararında hüküm kısmının 2.
fıkrasında "...mahsubu ile bakiye 3.383,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına," şeklinde sehven hüküm kurulmuş olduğunu, müvekkiline Anamur Vergi Dairesi'nden söz konusu harca ilişkin ödeme emrinin gelmesi üzerine fark edildiğini, bakiye harcın davayı kaybeden davalıdan alınması gerektiğinden "davacıdan" ifadesinin "davalıdan olarak değiştirilmesi sureti ile HMK madde 305 ve devamı maddeleri uyarınca tavzihini, tavzih edilen karar uyarınca harç tahsil müzekkeresi yazılarak müvekkili aleyhine tahakkkuk ettirilen harç bedelinin iptali ile, söz konusu harcın davacıdan tahsil edilmesini talep etmiş, mahkemece hükmün, temyiz edilmeden 27/04/2016 tarihinde kesinleştiği, HMK'nun 305/2 maddesi uyarınca " Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez" hükmü nedeniyle davacı vekilinin tavzih talebinin reddine karar verilmiş, ek karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma zararının tazmini istemine ilişkindir.
6100 Sayılı HMK'nun (HUMK m.455 vd.) Hükmün Tavzihi hakkındaki 305. maddesinde “(1)Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. (2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.” hükmüne yer verilmiş olup, Tavzih Talebi ve Usulü başlığı altındaki 306. maddesinde de “(1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadar nüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin bir nüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap, tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur. (2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosya üzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir. (3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğü takdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.” hükmüne yer verilmiştir. (HUMK.md.455 vd.)
Buna göre; tavzih yoluyla hüküm değiştirilemeyeceği gibi, hakim tavzih yoluyla hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükme ekleyemez ve hükmü değiştirecek şekilde çıkarma da yapamaz. Mahkemece bir davanın esası hakkında nihai karar verilmekle işten el
çekilmiş olunur ve artık bu karar Yargıtay'ca bozulmadıkça dosya yeniden ele alınıp önceki hükmün değiştirilmesi şeklinde yeniden bir karar verilmesi söz konusu edilemez.
Dosya kapsamına göre davanın kabulüne karar verildiği, mahkemenin 26.01.2016 tarihli kararının hüküm fıkrasında "bakiye 3.383,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına," cümlesinde "davalı" olarak yazılması gerekirken "davacı" olarak yazılmasının maddi hata mahiyetinde olduğu, bu maddi hatanın, 6100 sayılı HMK'nun 304. maddesine göre re'sen mahkemece her zaman düzeltilmesinin mümkün olduğu gözetilerek; davacı vekilinin buna yönelik talebinin kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 01.02.2017 tarihli ek kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 17.10.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.