Logo

17. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki işyeri sigorta poliçesine dayalı rücuen tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, ticari paket sigorta poliçesi ile sigortalı olan işyerinde 29.08.2009 tarihinde meydana gelen LPG tüpünün patlaması ve çıkan yangın sebebi ile 53.322,62 TL'lik hasar meydana geldiğini, hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, hasarın davalıya ait firmadan alınan LPG tüpünden çıktığını, tüp değişiminin satıcı firma tarafından yapılması gerektiği halde değişimin çalışanlarca yapıldığını ve davalının sorumluluğunun bulunduğunu ileri sürerek 53.322,62 TL'nin 19.10.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir.

Davalı vekili, davalının kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, LPG tüpü değişiminin zarara uğrayan işyeri çalışanlarınca yapıldığı, işletmelerdeki uygulama gereği işyerlerine yedek tüp bırakıldığı, hasara uğrayan işyerinin tüpün bitmesinden sonra işyerine tüp tedarik eden davalıyı aramayarak işyeri çalışanlarınca tüp değişimi ve gaz akışı sağlanması olayının gerçekleştirildiği, bunun sonucu olarak gaz kaçağı meydana gelip parlama sonucu yangın çıktığı, bu durumda davalıya ihbar gelmediğinden ve tüpün değiştirilmesi istenilmediğinden tüpün bitmiş olduğundan haberi olmasının mümkün olmadığı ve yangının meydana gelmesinde herhangi bir eyleminin ya da kusurlu eylemsizliğinin bulunmadığı, yangının meydana gelmesinde kusurlu olanın sigortalı işyeri çalışanları olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 25/06/2012 tarih 2011/4163-2012/10850 sayılı ilamı ile "davalının bağlantısını yapmadan yedek tüp teslim etmesi ile sigortalının da davalıya haber vermeden kendi insiyatifiyle tüp bağlantısı yapmasının müterafik kusur teşkil edebileceği gözönünde bulundurularak değerlendirme yapılması gerektiği" gerekçesiyle karar bozulmuş, yine Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 21/11/2012 tarih 2012/14356-2012/18746 sayılı ilamı ile davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin reddine karar verilmiştir.

Yerel mahkeme tarafından, bozma ilamına karşı direnilmiş ve direnme kararının da davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 11/05/2016 tarih 2014/11-925-2016/593 sayılı ilamı ile karar bozulmuş ve mahkemece bozma ilamına uyulmuştur.

Bozma sonrası yapılan yargılama sonrasında mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 13.330,66 TL'nin 19/10/2009 tarihinden işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve kararda yazılan diğer gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 13,00 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 18.12.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***