"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 9.10.2018 Salı günü davalı ... geldi. Davacı ile diğer davalı tarafından gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı ... dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu ... hakkında takip başlatıldığını, takibin semeresiz kaldığını, mal kaçırma amacı ile dava konusu taşınmazını 22.04.2011 tarihinde davalı ...'ye devrettiğini belirterek, bu tasarrufun iptalini istemiştir.
Davalı ... vekili, davanın görülmesi için gerekli aciz belgesinin sunulmadığını, dava konusu taşınmazın öncesi müvekkiline ait iken borç ödenince geri alınmak koşulu ile 11.07.1997 tarihinde borçluya düşük bedel ile kredi alabilmek için satıldığını, borç ödenince borçlunun müvekkiline devir yaptığını, satışların gerçek olmadığını 1997 yılından beri taşınmazı müvekkilinin kullandığını belirterek haksız açılan davanın reddi gerektiğini belirtmiştir.
Davalı ... vekili, borcun kredi kartından kaynaklandığını ancak taşınmazın 22.04.2011 tarihinde satılmasına rağmen kredi kartını 2012 mayıs ayından beri ödemediğini borcun bu tarihten sonra doğduğunu belirtmiştir.
Mahkemece, alınan bilirkişi raporuna göre borçlunun tasarruf tarihinde kredi kartı borcu olmadığı borcun 2012 mayıs ayından sonra doğduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
1-... ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu davaların görülebilmesi için, diğer dava koşullarının yanında tasarrufun iptali istenilen işlemin borcun doğumundan sonra gerçekleşmiş olması gerekmektedir.
Somut olayda, davacı alacaklının alacağı 12.04.2004 tarihinde düzenlenmiş sözleşme ve kredi kartından kaynaklanmaktadır. Tasarruf ise bu tarihten sonra 22.04.2011 tarihinde gerçeklişmiştir.Mahkemece, borcun doğumunun tasarruf tarihinden sonra ödenmemiş kart borcunun doğum tarihi olarak kabul edilmiş ise de borçlu ile alacaklı arasındaki kredi sözleşmesi 12.04.2004 tarihinde imzalanmış ve bu tarihten itibaren sürekli yenilenen bir borç ilişkisi meydana gelmiştir. Bu nedenle borcun doğumunu yenilenen ilişki tarihi değil sözleşmenin imza tarihidir.Dairemiz ve giderek ...'ın yerleşmiş görüşüde bu yöndedir.
Bu durumda, tasarruf borcun doğumundan sonra gerçekliştiğinden mahkemece, işin esasına girilerek taraf delilleri toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, aksi düşüncelerle reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykıdır.
2-Kabule göre ise, dava ön koşul yokluğundan reddine karar verildiğine göre karar tarihindeki AAÜT'nin 7/2 maddesine göre maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsiz olmuştur.
SONUÇ:Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile sair yönler incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, duruşmada vekille temsil olunmayan davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 09/10/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.