"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların ZMSS'si, maliki, sürücüsü olduğu aracın 02.12.2008 tarihinde müvekkillerinin yaya geçidi ve hız sınırı 50 levhası bulunan yerde karşıdan karşıya geçtiği sırada, müvekkillerine çarptığını ve kaza neticesinde müvekkilleri ... ve ...'ın yaralandığını belirterek,... için 1.000,00 TL Maddi(kalıcı işgöremezlik) tazminatın tüm davalılardan, her bir davacı için 20.000,00 TL olmak üzere 80.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılar Adalet ve ...'ten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... şirketi vekili davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, toplanan delillere dayanılarak davacı ...'ün maddi manevi, davacı ...'in manevi, davacı anne...'nin manevi tazminat taleplerinin reddine, davacı ...'ın manevi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Akif ve Adalet'ten alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Borçlar Kanunu'nun 47. maddesinde düzenlenen “Hakim, hususi halleri nazara alarak cismani zarara düçar olan kimseye yahut adam öldüğü takdirde ölünün ailesine manevi zarar namiyle adalete muvafık tazminat verilmesine karar verebilir” hükmünden de anlaşılacağı üzere cismani zarara uğrayan kimseye manevi tazminat verilebilecektir. BK'nın 47. maddesinin anlatım ve amacı itibariyle zarar görenin ancak ölümü halinde yakınlarına manevi tazminat ödenmesi öngörülmektedir.
Bununla birlikte genel bir nitelik taşıyan BK'nın 49. maddesi kişilik haklarına saldırı halinde manevi tazminat hükmedilmesini hüküm altına almıştır. BK 49. maddesinde “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir”. Maddede belirtilen kişilik haklarına, kişinin yaşamı, sağlığı, beden ve ruhsal bütünlüğü gibi varlıkların tümü girmektedir. Kişilik hakları, kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini koruyan haklar olduğu ve bunların fiziki, duygusal ve sosyal kişilik değerleri içerdiği gözetildiğinde, yakınların yaralanmasının, duygusal değerlere saldırı kapsamı içine girip girmediği konusu üzerinde durulmak gerekir. Duygusal kişilik değerler, kişinin toplum içindeki yeri, birlikte yaşadığı ailesi ve yakınlarının değer alanı içine giren haklardır. Bu haklar, kişinin bizzat şahsına bağlı olmayıp özellikle aile hukuku içinde yer alan değerlerdir. Bu bağlamda BK'nın 49. maddesindeki düzenleme itibariyle, kişinin bizzat değil de, yakınlarının (karı-koca, ana-baba ve çocukları) ağır yaralanması gibi somut olayın kendisine özgü ağırlığının ve özelliğinin zorunlu kıldığı olguların ortaya çıkıp kanıtlanması halinde duygusal değerlerin ihlal edildiği ve bozulduğu böylece Aile Birliği içinde korunması gereken gönül bağlılığının zarar gördüğünün kabulü gerekir.
Doktrinde ve yerleşik içtihatlarda da belirtildiği gibi cismani zarar kavramına ruhi bütünlüğün ihlali, sinir bozukluğu veya hastalığı gibi hallerin de girdiği, bir kimsenin cismani zarara maruz kalması sonucunda onun eşi, ana-babası veya çocukları gibi çok yakınlarından birinin de aynı eylem nedeniyle hukuken korunan ruhi ve asabi sağlık bütünlüğü ağır bir şekilde haleldar olmuşsa bu durumda yansıma yolu ile değil doğrudan doğruya zarara maruz kalmasının söz konusu olduğu ve manevi tazminat isteyebileceği kabul edilmiştir (YHGK., 2010/4-77 Esas, 2010/82 Karar; YHGK., 26.04.1995 tarih, 1995/11-122 Esas, 1995/430 Karar).
Somut olaya gelince, dosya kapsamında yer alan 25.03.2015 tarihli ATK raporunda davacılardan ...'ün sürekli maluliyetine yer olmadığı ancak iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayacağının belirtildiği anlaşılmaktadır. Yine taraflarca maddi tazminata ilişkin açılmış olan Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/149 esas, 2012/13 karar sayılı dosyasında alınan özürlü sağlık kurulu raporunda davacı ...'ın vücut fonksiyon kayıp oranının %7 olduğu anlaşılmaktadır.
Gerek BK 47. maddedeki cismani zarar kavramından, gerekse BK 49. maddedeki kişilik hakları kavramından yola çıkıldığında çocukların yaralanmasının hem kendileri hem de anne babaları için manevi zarar doğuracağı açık olduğundan kendisinin yaralanmasından dolayı davacı ...'ün ve iki çocuğunun yaralanmasından dolayı davacı anne babanın da bir miktar manevi tazminata hak kazanacağının kabulü gerekir. Bu nedenle davacılardan ... ile ... ve ...'ın yaralanmasından dolayı baba Mehmet'in ve anne Rahime'nin manevi tazminat istemlerinin reddi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine 03/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.