"İçtihat Metni"
Davacı DSİ Genel Müdürlüğü ile davalılar ... vd. aralarındaki kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmaz malın idare adına tescili davasına dair Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 21.11.2012 günlü ve 2011/686-2012/1357 sayılı hükmün bozulması hakkında Dairece verilen 24.12.2013 günlü ve 2013/16579-2013/18418 sayılı ilama karşı davalılardan ... Bozcu vekili tarafından karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
Bu isteğin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davalılardan ... Bozcu vekilinin karar düzeltme istemi üzerine tüm dosyanın yeniden incelenmesi ile, Anayasa Mahkemesinin kamulaştırma bedellerine yasal faiz uygulanması gerektiğine ilişkin kararı ve 6459 sayılı Kanunun 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine eklenen fıkra dikkate alınarak kamulaştırma bedeline faiz işletilmesi hususunun da bozma konusu yapılması gerektiği anlaşılmakla, davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulü ile, Dairemizin 24.12.2013 gün ve 2013/16579-18418 sayılı kararının kaldırılmasına karar verildikten sonra dosyadaki tüm bilgi ve belgelerin incelenmesi sonucunda;
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasal gerektirici nedenlere ve özellikle kanıtların takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre sair temyiz itirazları yerinde değildir.
Ancak;
1-Kamulaştırma Yasası’nın 4650 Sayılı Yasayla değişik 11. maddesinin birinci fıkrasının arazilere ilişkin (f) bendinde taşınmazın kamulaştırma (dava) tarihindeki mevki ve şartlarına göre olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir üzerinden değerinin belirleneceği öngörülmekte olup, taşınmaz üzerinde ona kapama bahçe niteliği verebilecek yaşta ve sayıda ağaç mevcut olması halinde bunların kaplayacağı alana göre kapama bahçe olarak değerlendirilmesi gerekir. Kamulaştırma evrak ekleri ile keşif sonucu alınan bilirkişi kurulu raporunun incelenmesinden; dava konusu 1463,86 m²'lik taşınmaz üzerinde verim çağında 164 adet asma, 11 adet elma, 4 adet erik, 1 adet incir ve 7 adet nar bulunduğu anlaşıldığından, kamulaştırılan alan ve üzerindeki ağaç sayısı gözetildiğinde taşınmazın bir bölümünün bağ, bir bölümünün karışık kapama meyve bahçesi olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Buna göre, değerlendirme yılı (2011) itibariyle dekar başına ortalama verimini, üretim giderlerini ve kg başına ortalama satış fiyatını gösteren resmi veriler gıda, tarım ve hayvancılık ilçe müdürlüğünden getirtilerek bu verilere göre getireceği net gelirinin % 5 oranında kapital faiz oranı da uygulanmak suretiyle hesaplanması ve kamulaştırma bedelinin saptanması gerekir. Bu şekilde yapılacak değerlendirme ile kamulaştırılan yerin tamamından uygun teknikle normal olarak sağlanabilecek gelir dikkate alınacağına göre, taşınmazın üzerinde bulunan diğer ağaçların gelirinin de artık zemin değerine bir katkısından söz edilemeyecek, başka bir deyişle taşınmaz üzerindeki diğer ağaçların değeri de kapama meyve bahçesi olarak bulunacak bedelin kapsamında kalacaktır.
Yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınmak suretiyle kamulaştırma bedelinin belirlenmesi gerekirken, bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda açıklanan ilkeler gözetilmeyerek taşınmazın açık tarım arazisi olarak değerlendirilip zemin üzerindeki ağaçlara da ayrıca değer verilip bedel belirlenmiş olması,
Doğru görülmemiştir.
Ayrıca;
2-Anayasa Mahkemesi 1. Bölümünün 19.12.2013 tarih ve 2013/817 sayılı kararında, kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davada uzun süren bir yargılama sonunda, dava tarihi itibarıyla belirlenen bedele hükmedilmesinin Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiği kabul edilerek mal sahibine tazminat ödenmesi gerektiği belirtilmiştir.Yasa koyucu da, bu hak ihlalini dikkate alarak, 6459 sayılı Kanunun 6. maddesiyle 2942 sayılı Kanunun 10. maddesine eklenen fıkrada (yürürlük tarihi 30.04.2013) kamulaştırma bedelinin tescili için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılmaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren faiz uygulanmasına ilişkin düzenleme getirmiştir.
Her ne kadar, getirilen bu faiz hükmü maddi hukuka ilişkin olup, aynı yasanın 29. maddesi gereğince yayımı tarihinden sonra açılacak davalara uygulanması gerekir ise de; 30.04.2013 tarihinden sonra açılacak davalar için yapılan bu düzenleme ile Anayasa Mahkemesi'nin makul süreyi aşan yargılamanın hak ihlali oluşturduğuna ilişkin kararı birlikte değerlendirildiğinde, 30.04.2013 tarihinden önce açılmış ve henüz kesinleşmemiş kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili davalarında öngörülen dört aylık yargılama süresinin makul süre kabul edilerek, hakkaniyet gereğince taşınmaz malikinin zararının giderilmesi amacıyla dava tarihinden itibaren dört aylık sürenin bittiği tarihten, karar tarihine kadar tespit edilen kamulaştırma bedeline faiz uygulanması gerektiğinden de hükmün bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, karar düzeltme harcının istek halinde düzeltme isteyene iadesine, 23.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.