Logo

19. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki asıl ve birleşen menfi tespit davalarının itirazın iptali davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde asıl ve birleşen davada davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili asıl ve birleşen davada, müvekkili şirket aleyhine 5 adet çeke dayalı olarak takip başlatıldığını, çekler üzerindeki keşideci imzalarının müvekkili şirket yetkililerine ait olmadığını ileri sürerek müvekkili şirketin borçlu olmadığının tespitini ve %40 tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili asıl ve birleşen davada, takibe konu çeklerin müvekkili bankaya ciro yoluyla geçtiğini, müvekkilinin iyi niyetli 3. kişi olduğunu savunarak davanın reddini ve %40 tazminat istemiştir.

Mahkemece iddia, cevap ve toplanan deliller doğrultusunda , asıl davanın reddine ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olup Dairemizin 30.04.2014 tarihli kararı ile bozulmuştur. Hükmüne uyulan 2014/3341 E. - 2014/8153 K. sayılı bozma ilamında " Yerel mahkeme kararının gerekçe bölümünde ''Mahkememizce asıl davanın kabulü gerekip birleşen davanın reddi gerektiği halde sehven aşağıdaki hüküm kurulmuş” denildiği halde, hüküm fıkrasında 1. bendinde “Asıl davanın reddine” 5. bendinde ise “Birleşen davada davacıların ...7. İcra Müdürlüğünün 2006/14849 esas sayılı dosyada takibe konu 12.03.2006 keşide tarihli 23.000 USD, 30.04.2006 keşide tarihli 9.000 USD, 30.01.2003 keşide tarihli 9.000 USD bedelli çekler yönünden borçlu bulunmadıklarının tespitine” şeklinde hüküm kurularak kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmış olup, bu durum HUMK'nun 381 ve 388 (HMK'nın 294 ve 297 ) maddelerine aykırı olduğundan hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir." denilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, çeklerin keşide tarihi itibariyle davacı şirket yetkilisinin ... olduğu, ...'ında şirket müdürlüğüne seçildiği ve münferit imzası ile temsil yetkisine sahip olduğu, 15.07.2006 tarihli 30.000.TL bedelli çek ile 30.06.2006 keşide tarihli 9.000.-TL bedelli çek üzerindeki keşideci imzalarının ...'ın elinden çıkmayıp takliden sahte olarak atıldıkları, bu imzaların ...'ın elinden çıktığını gösterir bulguların bulunmadığı, 23.000.USD, 9.000.USD ve 9.000.USD bedelli çeklerdeki keşideci imzalarının ...'ın elinden çıktığının tespit edildiği asıl davada davaya konu edilen çeklerdeki imzaların davacı şirket temsilcisine ait olmayıp birleşen davadaki dava konusu çeklerin keşideci imzalarının davacı şirket temsilcisine ait olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine, % 40 tazminat talebinin İİK.nın 72. Maddesindeki koşulları oluşmadığından reddine karar verilmiş, hüküm asıl ve birleşen davada davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, asıl ve birleşen davada davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 30.05.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***