Logo

19. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vek. Av. ... ile davalı vek. Av. ...'nın gelmiş olmalarıyla, duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, müvekkilinin keşideci davalının lehtar olarak yer aldığı bir adet 180.000 sterlin bedelli bonoya dayalı olarak davalı tarafından müvekkili aleyhine takip başlatılmış ise de müvekkilinin davalıyı tanımadığını, müvekkilinin vekili olarak hareket eden davadışı ...'ün hile ile bu bonoyu müvekkiline imzalattırdıktan sonra davalıya verdiğini, bono nedeniyle davalıya bir borcu bulunmadığını belirterek, senet nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline ve %40 oranında tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, bono nedeniyle müvekkilinin davacıdan alacaklı olduğunu, davacı iddialarının doğru bulunmadığını bildirerek, davanın reddini savunmuş ve %20 oranında tazminatın davacıdan tahsilini istemiştir.

Mahkemece, bono nedeniyle alacaklı olduğuna dair ispat yükünün davalıda olduğu, taraf beyanları tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davalının alacaklı olduğunu ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının bono nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacının tazminat isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.

Dava bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava dilekçesinde imzanın davacıya ait olmadığı ve hile ile alınmış olabileceği ileri sürülmüş, cevaba cevap dilekçesinde ise açıkca hile iddiasına da dayanılmıştır.

Menfi tespit davalarında birbiriyle çelişmeyen birden çok sebebe dayanılabilir. Mahkemece senet üzerinde imza incelemesi yaptırılmış ve keşideci imzasının davacıya ait olduğu saptanmıştır. Hile iddiası yönünden ise taraflar dinlenmiş, ancak dinlenen taraflar senedin hile ile alındığı konusunda görgüye dayalı beyanlarda bulunmamışlardır. Böylece hile iddiası da kanıtlanamamıştır. Kaldı ki senedin tanzim tarihiyle dava tarihi arasında bir yıldan fazla süre geçmiş ve böylece dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 s. TBK 39/1 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre nedeniyle senedin onanmış sayılacağı sonucuna varılması gerekmiştir.

Öte yandan somut olayda ispat külfeti senede karşı bu yönde iddialarda bulunan davacıda olup yerel mahkemenin ispat külfetinin davalıda olduğu ve davalının alacağını kanıtlayamadığı yönündeki gerekçesinde de isabet bulunmamaktadır.

Hal böyle olunca usul ve yasaya aykırı görülen hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davalı yararına takdir edilen 1.350,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin harcın istek halinde iadesine, 20/01/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***