"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic.Mah.Sıf.)
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, müvekkilinin 2004 yılında davalı şirketten 35.000-Euro bedelle makine satın aldığını ve ödeme için davalıya 35.000-Euro bedelli ve vade tarihi boş bir bono verdiğini, bu bono bedelinin 2004 yılında davalıya ödenmesine rağmen, davalı tarafın bedelsiz kalan senedin vade tarihi 30.03.2010 olarak doldurmak suretiyle toplam 106.123,33 TL alacağın tahsili için müvekkili aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlattığını belirterek, ... İcra Müdürlüğü'nün 2012/9569 sayılı dosyasında takibe konu edilen söz konusu bono nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespiti ile bononun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya 70.000 Euro bedelle makina satıldığını ve karşılığında 2 adet 35.000 Euro bedelli senet alındığını, bu senetlerden birinin ödendiğini, takibe konu senet bedelinin ödenmediğini, davacı tarafın ödeme iddiasına ilişkin belgelerinin takip konusu bonoya karşılık olduğunu yazılı belge ile ispatlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen 24.05.2013 tarihli bilirkişi raporuna göre; davalı şirketin davacı adına düzenlediği faturada yer alan makinenin davacıya 70.000 Euro bedelle satıldığı, 35.000 Euro davacı ödemesinin 30.03.2005 vade tarihli, 24.000 TL' lik ödemenin de ödeme günündeki döviz alış kuru üzerinden Euro'ya çevrilmek suretiyle takip konusu 30.03.2010 vadeli senet bedelinden düşürülmesi durumunda davacı tarafın dava konusu bono nedeniyle takip tarihinde 49.710,41-TL asıl alacak, 7.689,89-TL işlemiş faiz borcunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacı tarafın dava konusu bonodan dolayı bunun dışındaki miktar yönünden borçlu olmadığının tespitine, davalının takipte kötüniyetli olduğu belirlenemediğinden davacı lehine kötüniyet tazminatı taktirine yer olmadığına karar verilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı taraf, kendisine ait ticari defterlerde yazılı olan alacak miktarından fazla alacak istemiyle davacı aleyhine icra takibi başlatmış olduğundan, İİK'nun 72/4 maddesi uyarınca kötüniyetli olduğu kabul edilerek, yerel mahkemece kabul edilen kısım yönünden davacı yararına tazminata hükmedilmesi gerekirken, tazminat isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21/01/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.