"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması neticesinde ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili,müvekkili banka ile dava dışı borçlular arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalının müteselsil kefil olarak imzasının bulunduğunu, borcun kat edilerek borçlulara ihtarname çıkarıldığını, borcun ödenmemesi üzerine davalı kefil aleyhine takip yapıldığını belirterek, takibe yönelik itirazın iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, temerrüt koşullarının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalının sözleşmede müteselsil kefil olarak imzasının olduğu, kefalet imzası bulunan genel kredi sözleşmesinde dava dışı kredi borçlusuna verilmiş veya verilecek çeklerden sorumlu olacağı hususunun düzenlenmediği, çek karnesi verilmesine dair başkaca bir sözleşme tanzim edilmediği bu nedenle davalınının gayrınakdi krediden sorumlu olamayacağı, davacı banka tarafından belirlenen %72 faiz oranının sektörde uygulanan faizlerin çok üzerinde olup iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı , bilirkişi tarafından belirlenen %34.08 oran üzerinden asıl alacak miktarının 59.575,24 TL olduğu, işlemiş faiz miktarının 11.764,20 TL olduğu gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan nakdi alacağın tahsili, gayrınakdi alacağın depo edilmesine ilişkin icra takibine yapılan itirazın iptaline ilişkindir. Mahkemece alınan bilirkişi raporuna karşı davacı vekili tarafından itiraz edilmiş ancak bu itirazlar mahkemece değerlendirilmediği gibi bu hususta herhangi bir ek rapor da alınmamıştır. Bilirkişi rapor ve ek raporunda, taraflar arasındaki sözleşmenin 53. maddesinde temerrüt faiz oranının belirtilmediği ileri sürülerek bir hesaplama yapılmış ise de yanlar arasındaki sözleşmenin 2. maddesinin “ alacaklı cari hesaplar borçlu bakiye verdiği takdirde, bu bakiye doğduğu tarihten itibaren bankaca bu dönemde en yüksek faiz oranı uygulanan kredi türünün faiz oranı uygulanmaya başlanır.Bakiyenin ödenmemesi için yapılacak ihbardan itibaren de temerrüt faizi ile ilgili hükümlere göre temerrüt faizi uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.Bilirkişi tarafından sözleşmenin bu hükmü değerlendirilip temerrüt faiz oranının belirlenmesi gerekirken dosyanın içeriğine ve sözleşme hükümlerine uygun düşmeyen gerekçeyle temerrüt faiz oranı ve miktarı hususunda hesaplama yapılması doğru görülmediği gibi davacının asıl alacak miktarı yönünden itirazı konusunda da bir değerlendirme yapılmaması yerinde görülmemiştir. Mahkemece tüm bu nedenler gözetilerek önceki bilirkişiden ek rapor alınması ya da ayrı bir bilirkişi raporu alınarak davacının itirazları ve sözleşme hükümleri değerlendirilmek suretiyle alınacak rapor sonucuna göre varılacak uygun sonuç dairesinde hüküm kurulması gerekirken yetersiz bilirkişi raporu ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin harcın istek halinde iadesine, 23/10/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.