Logo

19. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

Asıl ve birleşen davaların davacısı Türkiye Vakıflar Bankası ... vekili Av. ... ile asıl davada davalılar 1-... 2- ... Gümrük Müşavirlik Ltd. Şti. vekili Av. ... birleşen davada davalılar 1-... 2- ... Dış Tic. Ltd. Şti. vekili Av. ... 3- ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti. vekili Av. ... 4-... arasında görülen dava hakkında İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nden verilen 2016/417 esas ve 2018/156 karar sayılı ve 07.02.2018 tarihli hükmün onanmasına ilişkin Dairemizin 2018/2864 esas ve 2019/1449 karar sayılı ve 06.03.2019 tarihli ilamına karşı asıl ve birleşen davaların davacısı vekili tarafından süresi içinde karar düzeltme yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

- K A R A R -

1-Asıl dava ile birleşen İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/330 esas sayılı davanın konusu aynı takip dosyası olup takip tarihi 18.05.2019’dur. Bu takipteki asıl borçlu ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti.’dir. Davacı Bankanın ...,... Şubesi tarafından verilen 26.11.2008 tarihli ibranamede kredi borçlusu ... Gümrük Müşavirliği Ltd. Şti.’nin takip hesaplarında izlenen ... vb. (ve benzeri) riskin ... Gümrük Müşavirlik Ltd. Şti. tarafından defaten kapatılarak mevcut risk tahsil edilmiş denmektedir. Bu itibarla mahkemece asıl dava ile birleşen İstanbul 38. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/330 esas sayılı davanın reddedilmesine ilişkin gerekçesine ek olarak belirtilen hususların ilavesiyle asıl ve birleşen iki davaya ilişkin hükmün Dairemizce onanmasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

2-Birleşen İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2011/333 esas sayılı dosyasında, davalı borçluların, dava dışı kredi müşterisi ...’nin davacı Bankadan kullandığı krediden dolayı kefil olarak imzaları alınmış ise de İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza (Ümraniye 5. Asliye Ceza) Mahkemesinin 2010/723 esas sayılı dosyası üzerinden yapılan ceza yargılamasında davacı Banka müdür yardımcısı ...’in Bankayı da bağlayıcı ikrarından davalı kefillerin imzalarının sözleşmeye atılmış vaziyette olduğu, kefalet limiti ve benzer yerlerin takip öncesinde bu şahıs tarafından doldurulduğunun anlaşılmasına göre davalıların kefalet sorumluluğunun ve imzalarının aldatılarak alındığına yönelik kabul ve bu kabule dayalı olarak yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde ve Dairemizce davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle yerel mahkeme kararının onamasında isabetsizlik bulunmamaktadır.

SONUÇ: Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre ve özellikle, yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde belirtilen sebeplerle Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisine uymayan asıl ve birleşen davaların davacısı vekilinin karar düzeltme isteminin REDDİNE, takdiren 450,00 TL para cezasının karar düzeltme isteyen asıl ve birleşen davaların davacısından alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 09.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***