Logo

19. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muarazanın men'i ve alacak (asıl), istirdat (birleşen) davalarının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı-birleşen dosya davalısı vekilince duruşmasız, davalı-birleşen dosya davacısı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı-davalı vek. Av. ... ile davalı-davacı vek. Av. ...’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

-KARAR-

Davacı vekili, müvekkilinin davalıya verdiği borç karşılığında verilen bonoya dayalı icra takibi yaptığını, davalının icra Hukuk Mahkemesinde imzaya itirazı üzerine dava kabul edilerek takibin iptaline karar verildiğini, bonodaki imzanın davalıya ait olduğunu iddia ederek bonodaki imzanın davalıya ait olduğunun ve senet bedeli kadar alacaklı olduklarının tespitine, İcra Hukuk Mahkemesince hükmedilen tazminat ve para cezalarının iptali ile davalının bu konuda çıkardığı muarazanın gönderilmesine bono bedeli olan 65.000 TL’den şimdilik 5.000 TL’nin faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı cevap dilekçesinde, yetkili ve görevli mahkemenin Erdemli mahkemeleri olup, davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süreden sonra açıldığını, davacıya borcu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Birleşen dava da davacı vekili, icra takibine karşı senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığından İcra Hukuk Mahkemelerinde imza itirazında bulunduklarını, teminat yatırılamadığından tedbir kararının infaz edilemediğini ve icra baskısı ile müvekkilinin 75.000 TL davalıya ödemek zorunda kaldığını iddia ederek, ödenen bedelin faizi ile birlikte istirdadını talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde, bir yıllık hak düşürücü sürede davanın açılmadığını, davacının ihtirazı kayıt koymadan parayı ödediğini, davacının bonodaki imzanın kendisine ait olduğunu ikrar ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece iddia, savunma ve toplanan delillere göre, her ne kadar İcra Hukuk Mahkemesince dava konusu senet altındaki imzanın davalıya ait olmadığı kabul edilerek bir karar verilmiş ise de, icra mahkemelerinden verilen kararların kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği, davalının savcı huzurundaki ifadesinde açıkça senedi imzaladığını bildirdiği, ikrarından dönmediği, bu aşamalardan sonra yeniden imza incelemesi yaptırılmasına gerek bulunmadığı senet altındaki imzanın davalıya ait olduğunun kabulü gerektiği, başka mahkemece verilen ve kesinleşen karar ile hükmedilen para cezası ve tazminatın kaldırılması (iptalinin) düşünülemeyeceğinden davacının buna dair talebinin reddi gerektiği, dava konusu bonoya dayalı icra dosyasının davalı tarafından ödenerek kapatıldığı bu nedenle davacı vekilinin bono bedeline ilişkin alacak talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

1-Davalı vekilinin temyizi yönünden her ne kadar mahkemece davalının Cumhuriyet Savcılığında dava konusu senetteki imza yönünden ikrarı bulunduğu kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da savcılıktaki ifadenin ikrar olarak değerlendirilmesi yanılgıya dayalıdır. Zira ifadelerin tümü birlikte değerlendirildiğinde davalının beyanlarının açık ikrar olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, dava konusu senetteki imzanın davalının eli mahsulü olup olmadığı yönünden usulüne uygun şekilde imza incelemesi yaptırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

2- Davacı vekilinin temyizine gelince; İİK’nun 170. maddesi hükümleri gözetilmeden hüküm kurulması doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına hükmün BOZULMASINA, vekilleri Yargıtay duruşmasında hazır bulunan taraflar yararına 1.480’er TL duruşma vekalet ücretinin bir diğerinden alınarak yek diğerine ödenmesine, peşin harçların istek halinde iadesine, 30/03/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***