Logo

19. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, davalı banka tarafından müvekkilinin kefil sıfatı ile imzalamış olduğu kredi kartı üyelik sözleşmesine istinaden borçlu olduğu gerekçesiyle, asıl borçlu yanında icra takibi başlatıldığını, takibe dayanak kredi kartı sözleşmesinin geçersiz olduğunu, sözleşmede kefalet miktarı belirtilmediğinden müvekkilinin borçtan sorumlu tutulamayacağını, ayrıca davalı tarafından asıl borçluya başvurulmadan kefile başvurulamayacağı kuralının da ihlal edildiğini, davalının asıl borçluya karşı daha önce yapmış olduğu bir icra takibinin bulunmadığını, alacağın müvekkili yönünden zamanaşımına uğradığını, takibin bu nedenlerle geçersiz olduğunu belirterek, borçlu olmadığının tespitini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davacının kredi kartını kullanan Veysi Özcan'ın imzalamış olduğu sözleşmede kefil olduğunu, sözleşmeye ek olarak davacının imzaladığı garanti taahhütnamesi ile limitle bağlı olmaksızın kefilliği kabul ettiğini, sözleşmenin, yapıldığı tarihte yürürlükte olan hükümlere uygun olduğunu, zamanaşımının 20 yıl olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece yapılan yargılama, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre; alacaklı tarafın öncelikle asıl borçluyu takip ederek yapılan işlemin semeresiz kalması halinde kefile yönelmesi gerektiği, dosyada mevcut takip dosyasına göre borçlu ile birlikte doğrudan davacı kefil hakkında da icra takibi başlatıldığı, ilgili yasal şartın yerine getirilmediğinin anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davalı ile dava dışı ... arasında düzenlenen kredi kartı üyelik sözleşmesinin davacı "Garanti Taahhütnamesi" başlıklı kısmını imzalamıştır. Bu durumda uyuşmazlığın, Borçlar Kanunu 110. maddesinde düzenlenen 3. kişinin fiilini taahhüt niteliğindeki garanti sözleşmesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Garanti sözleşmesinde kefalette olduğu gibi limit belirleme koşulu bulunmamakta ise de belirsizliğin garantisi de olmaz. Bir başka deyimle sözleşme kurulduğu anda garanti edenin neyi garanti ettiğini bilmesi ya da bunu belirlemeye elverişli bilgilerin sözleşmede yer alması gerekir. Sözleşmede herhangi bir limit bulunmamaktadır.

Somut olayda hesabın kat tarihinin 13.06.2001 olduğu ve sözleşmenin de bu tarihten önce düzenlendiği anlaşılmakla mahkemenin somut olayda uygulama yeri bulunmayan 4077 sayılı yasaya göre karar vermesi doğru değildir.

Diğer yandan kabul şekliyle de uyuşmazlık kredi kartı üyelik sözleşmesinden kaynaklanmış olduğu dikkate alınarak özel yasa olan 5464 Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununun uygulanması gerektiğinden 24/son maddesindeki adi kefalete ilişkin hükümlerin gözetilmemesi de uygun değildir. Bu durumda davanın açıklanan gerekçelerle kabulü gerekirken yazılı gerekçe ile kabulü isabetsiz ise de bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden kararın gerekçesi düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün gerekçesi düzeltilerek ONANMASINA, 12/02/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***