Logo

19. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, taraflar arasında 12.09.2011 tarihli taşınmaz satış sözleşmesinin imzalandığını,sözleşmeye istinaden davacı tarafından 100.000 TL bedelli teminat senedinin davacı tarafından düzenlenip davalıya verildiğini,senedin davalı tarafından icra takibine konulduğunu, taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin resmi şekilde düzenlenmemesi nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek, davacının davalıya senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, davalının davacıya 100.000 TL'den fazla ödemede bulunduğunu ancak taşınmazın kendisine devredilmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece toplanan delillere göre, tapu kaydının ancak resmi sözleşme ile karşı tarafa devrinin gerçekleşebileceği bu nedenle sözleşmeyle birlikte verilen senedin de geçersiz olduğu iddia edilmekte ise de, davalı tarafın sözleşmenin yapılacağı inancıyla ödemede bulunduğu ve devrin yapılmaması üzerine davaya konu olan bonoyu icraya koyduğu, zaten teminat senedinin davalıya veriliş amacının da devrin gerçekleşmemesi halinde davalının zararının giderilmesi için olduğu,davacı tarafın iş bu davayı açmakta haksız olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş,hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, icra takibine konu bonodan dolayı borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Dava konusu bononun taraflar arasındaki adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesi uyarınca verildiği anlaşılmaktadır. Satış sözleşmesi resmi şekilde yapılmadığı için geçersiz olmakla herkes aldığını iade etmekle yükümlüdür. Ancak davalı davacıya alınan teminat bonosu karşılığı ödeme yaptığını belirtmiş olup bu durumda davalı tarafından davacıya yapılan bir ödeme var ise bu ödemeler teminat senedi icra takibine konularak tahsil edilebilir. Davacı, davalının 52.500 TL ödeme yaptığını kabul etmiş, kalan ödemeleri ise kabul etmemiştir. Bu durumda davacının kabul etmediği ödemeler konusunda ispat yükü davalı alacaklıya aittir. Davalı ödeme yaptığını usulüne uygun delillerle ispatla yükümlüdür. Davacı ise almış olduğu 2.500 TL bedelli paraya karşılık 5000 TL çek verdiğini ileri sürmüş olup davacı da 5000 TL çek verdiğini ve bu çek bedelinin de ödendiğini ispatla yükümlüdür. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine, 02/10/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.

***