"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tic. Mah. Sıf.)
SAYISI : 2015/1106-2016/55
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının usul bozmasına uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde taraflardan kimse gelmemiş olduğundan, onların yokluğunda duruşmaya başlanarak incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
- K A R A R -
Davacı vekili, davacının dava dışı final dersanesinde 2001-2011 tarihleri arasında öğretmen olarak çalıştığını, bu dönemde her yıl teminat niteliğinde 20.000 - 40.000 TL bedelli muhtelif senetler alındığını, 2012 yılında görevine son verildiğini, senetlerin imha edildiği bildirilip kendisine iade edilmediğini ancak 09.05.2013 tarihinde alacaklı kısmına aynı yerde öğretmen olarak çalışan halen de final okullarında müdür olan davalının isminin yazılarak aleyhine icra takibi yapıldığını, senet alacaklısı ile hiçbir alışverişinin bulunmadığını ileri sürerek, takip nedeni ile borçlu olmadığının tesbitine ve % 20 kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya borç para verildiğini ve karşılığında takibe konu senedin alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dinlenen tanık beyanlarına dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 13.Hukuk Dairesi’nin 2014/31180 esas ve 2015/22779 karar sayılı ve 02.07.2015 tarihli ilamı ile davanın ticari dava olduğu, Ticaret Mahkemesi’nin görevli olduğu, mahkemenin görevsizlik kararı vermesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece usul bozmasına uyularak davaya ticaret mahkemesi sıfatı ile bakılmış ve yapılan yargılamaya göre, ispat yükünün davacıda olduğu, davacının yazılı delil ibraz edemediği, ancak iş hayatında işçilerden güvence olarak senet alındığı, buna yönelik mahalli uygulamanın tespiti için tanık dinlenebileceği, dinlenen tanık beyanlarına göre davalının işyerine aldığı personelden güvence olarak boş senet aldığı, taraflar arasında herhangi bir borç ilişkisinin bulunmadığı, davaya konu senedin davacıdan işvereni tarafından teminat olarak alındığı, davacının borcunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, takibe konu bono nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı takip ve dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, davalı ise bononun davacı tarafından davalıya olan borcu nedeni ile verildiğini iddia etmiştir. Bu durumda ispat külfeti davacıda olup dava konusu senedin teminat senedi olduğunu yazılı delille ispatlamalıdır. 6102 sayılı TTK'nun 776. maddesi uyarınca bonolar kayıtsız ve şartsız belli bir bedeli ödeme vaadini içermekte olup, bunun aksine bononun teminat bonosu olduğunun yazılı bir şekilde ispatı gerekir. Mahkemece ispat külfetinin davacı da olduğu kabul edilmiş ise de yazılı delil ile ispatı gereken bir hususun mahalli uygulamaların tespiti amacıyla tanık dinlenerek, tanık beyanları esas alınarak davanın ispatlandığı şeklindeki kabulü doğru değildir.Mahkemece yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine, 10.03.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.