"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/605 E., 2022/1541 K.
DAVA TARİHİ : ...
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm
kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 19. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2020/987 E., 2022/8 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve boşanmanın fer'îlerine karar verilmiştir.
Kararın her iki taraf vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkek vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; davalının evlilik birliğinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yemek ve temizlik yapmadığını, davalının kendisine hiç bir zaman saygı, sevgi ve güler yüz göstermediğini, evliliklerinin ilk gününden itibaren kendisine manevî, fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iddialarının doğru olmadığını, davacının tüm geliri elinde toplayarak kendi ihtiyaçları için harcadığını, davacının evi terk ettiğini davanın reddine karar verilmesini, aksi taktirde müvekkil lehine 750,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile faiziyle birlikte 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, erkeğin evin geçimini ihmal ettiği, dönem dönem çalışmadığı, evin geçiminin daha ziyade kadın üstünde olduğu, kadının da ''onu süründüreceğim'' dediği, ayrıca kadının erkeğin çamaşırlarını yıkamadığı, erkeğin yattığı odanın kalorifer peteklerini kapattığı, erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, davalı kadın yararına kararın kesinleşme tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 350,00 TL yoksulluk nafakasına, kadın yararına 30.000,00 TL maddî tazminatın kararın kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte kadına ödenmesine, davacı erkeğin maddî ve manevî tazminat, davalı kadının ise manevî tazminat talebinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde her iki taraf vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; daha önceki reddedilen boşanma davalarının açılmasının müvekkiline kusur olarak yüklenemeyeceğini, davalı kusurlu olduğu halde davalı lehine maddî tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalının iddialarının kanıtlayamadığını, müvekkilinin ağır kusurlu kabul edilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, maddî tazminat miktarının fahiş olduğunu, davalı lehine yoksulluk nafakasına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, boşanma ile yoksulluğa düşmeyeceğini beyanla bu yönlerden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2.Davalı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline yüklenen kusurları kabul etmediklerini, davanın reddi gerektiğini, aksi halde lehine hükmedilen miktarlar düşük olduğu gibi manevî tazminat talebinin reddi kararının da doğru olmadığını, hükmün gerekçesinde tedbir nafakasına hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği belirtildiği halde hükümde lehine tedbir nafakasına hükmedilmediğini, lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla kabul edilen davanın tamamı yönünden istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkek tarafından 20.02.2017 tarihinde açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davasının yapılan yargılaması neticesinde Ankara 7. Aile Mahkemesinin 2017/162 Esas 2017/721 Karar sayılı ilamı ile "şiddetli geçimsizliğin varlığı ve buna davalının sebebiyet verdiği ispatlanamadığından" davanın reddine karar verildiği, iş bu kararın 11.01.2018 tarihinde kesinleştiği, daha sonra davacı erkek tarafından 13.06.2018 tarihinde evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanma davası açıldığı, bu davanın yapılan yargılaması neticesinde Ankara 2. Aile Mahkemesinin 2018/1096 Esas, 2019/781 Karar sayılı ilamı ile "evlilik birliğinin temelinden sarsıldığının ispatlanamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın 12.02.2020 tarihinde kesinleştiği, eldeki boşanma davasının da davacı erkek tarafından 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasına dayalı olarak 28.09.2020 tarihinde açıldığı, tarafların ilk açılan boşanma dava tarihinden bu yana ayrı oldukları, fiilen bir araya gelmedikleri, erkek tarafından daha önce açılan boşanma davalarının ispatlanamadığından reddine karar verildiği bu durumda, reddedilen boşanma davalarından önceki olayların her iki taraf açısından bu davadaki kusur değerlendirilmesinde esas alınamayacağı, İlk Derece Mahkemesince erkeğe yüklenen evin geçimini ihmal ettiği, dönem dönem çalışmadığı, evin geçiminin daha ziyade kadının üstünde olduğu vakıalarının ve kadına kusur olarak yüklenen erkeğin çamaşırlarını yıkamadığı, erkeğin yattığı odanın kalorifer peteklerini kapattığı vakıalarının taraflara kusur olarak yüklenilmesinin mümkün olmadığı, taraflara yüklenilen bu vakıların gerekçeden çıkarılması gerektiği, yine İlk Derece Mahkemesince kadına kusur olarak yüklenilen " onu süründüreceğim" dediği vakıasına ilişkin davacı tanık beyanının sebep ve saiki açıklanmayan beyan olduğu, zamanın da belirtilmediği, erkek tarafından daha önce iki kez boşanma davası açıldığından, bu sözün zamanının belli olmadığı, bu nedenle bu vakıanın da kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, fiili ayrılık döneminde de kadının kusurlu bir davranışının varlığının ispatlanamadığı, evlilik birliğinin sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda davalı kadına atfı kabil kusurlu bir davranışının bulunmadığı, erkeğin ise yukarıda da belirtildiği üzere daha önce iki kez boşanma davası açtığı, açılan davaların ispatlanamadığı gerekçesiyle reddedildiği, bu davalardan sonra ortak hayatın yeniden kurulmadığı, bu durumda ortak hayatı kurma görevinin reddedilen boşanma davası açan davacı erkeğe ait olduğu, taraflar yeniden biraraya gelmediklerine göre erkeğin ortak hayatı tesis etmediği, birlikte yaşamaktan kaçındığı boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tamamen kusurlu olduğu, davanın reddi gerekirken yanılgılı kusur belirlemesine bağlı olarak boşanmaya karar verilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğu, yine İlk Derece Mahkemesince 18.10.2021 tarihli ara kararla, davalı kadının tedbir nafakası talebinin reddine karar verildiği, hükümde de davalının tedbir nafakası talebi konusunda bir karar verilmediği ancak kararın gerekçesinde kadının tedbir nafakası talebinin kısmen kabulüne karar verildiği belirtilmek suretiyle çelişki oluşturulduğu, ne var ki davalı kadının çalıştığı, düzenli ve sürekli bir gelirinin bulunduğu, oturduğu evin kendisine ait olduğu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarının birbirlerine denk olduğu, bu durumda davalı kadın lehine 4721 sayılı Kanun'un 169 uncu maddesi koşullarının oluşmadığı belirtilerek; davacı erkeğin kusur belirlemesine yönelik, davalı kadının ise boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, tedbir nafakasında çelişki oluşturulmasına yönelik istinaf taleplerinin kabulüne, kusur belirlemesinin yukarıda açıklanan şekilde düzeltilmesine, İlk Derece Mahkemesi kararının tamamının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın reddine, davalının tedbir nafakası talebinin reddine, davanın reddine karar verildiğinden diğer boşanmanın ferileri hakkında karar verilmesine yer olmadığına, harç, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine, tarafların sair istinaf taleplerinin ise esastan reddine, tedbir nafakası dışında kalan tarafların boşanmanın fer'ilerine yönelik istinaf itirazlarının ise kaldırma sebebine göre incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; yapılan kusur belirlemesi ve buna bağlı olarak açmış oldukları boşanma davasının reddinin hatalı olduğunu beyanla reddedilen boşanma davası yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
2.Dosya temyiz incelemesi aşamasındayken her iki taraf ve vekilleri tarafından dosyaya 21.07.2023 tarihli tarafların imzalarını taşıyan anlaşmalı boşanma protokolünün sunulduğu, protokol doğrultusunda tarafların boşanmalarına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
C. Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı erkek tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, davanın reddi kararının doğru olup olmadığı, çekişmeli olarak açılan ve reddedilen boşanma dosyasında sunulan protokol hükümleri uyarınca anlaşmalı boşanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi, 166 ıncı maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Davacı erkek tarafından açılan evlilik birliğinin sarsılması hukuki nedenine dayalı boşanma davasının İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm taraflarca istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, tüm dosya kapsamından davalı kadının boşanmaya sebebiyet verecek bir kusurunun varlığının ispat edilemediği, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davalı kadının istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının tüm yönleriyle kaldırılmasına ve esas hakkında yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi ve reddedilen boşanma davası yönünden temyiz edilmiştir.
2. Dosya temyiz incelemesi aşamasında iken davacı ve davalı asıl ile vekilleri tarafından dosyaya 21.07.2023 tarihli anlaşmalı boşanma protokolü sunulmuş, taraflarca anlaşmalı boşanma protokolü doğrultusunda boşanmaya karar verilmesi talep edilmiştir. İş bu "Anlaşmalı Boşanmaya Dair Protokol" başlıklı dilekçeden, tarafların boşanma ve boşanmanın mâli sonuçları ile ev eşyaları, ziynet eşyaları, katılma alacağı, yargılama giderleri konusunda anlaşmaya vardıkları anlaşılmaktadır. O halde anılan protokol hükümleri dikkate alınarak, taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle boşanma ve boşanmanın fer'îleri yönünden sonucu uyarınca bir karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...