"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/827 E., 2022/692 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Elbistan Aile Mahkemesi
SAYISI : 2019/682 E., 2021/64 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine, birleşen davanın ise reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-davacı erkek tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı erkek tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 19.09.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen 19.09.2023 gününde duruşma için tayin olunan bugün tebligata rağmen taraflar adına gelen olmadı. İşin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı- davalı kadın dava dilekçesinde özetle; tarafların 2009 yılında evlendiğini, bu evliliklerinden ortak çocukları olduğunu, erkeğin, sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğini, hakaret ettiğini, duygusal şiddet uyguladığını iddia ederek davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk yararına aylık 1.000,00 TL tedbir nafakası, 1.000,00 TL iştirak nafakası, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir nafakası, 1.000,00 TL yoksulluk nafakası, 50.000,00 TL maddî tazminat ve 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.... kadına, birleşen dava dilekçesi usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen ... kadın tarafından birleşen davada cevap dilekçesi sunulmamıştır.
II. CEVAP
1.Davalı-davacı erkek asıl davada sunduğu cevap dilekçesinde özetle; asıl davada dayanılan vakıaların gerçeği yansıtmadığını, kadının, psikolojik rahatsızlığı olduğunu, intihara teşebbüs ettiğini iddia ederek asıl davanın reddini, aksi kanaatte olunması durumunda ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı-davacı erkek birleşen dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında şiddetli geçimsizlik olduğunu ve bu sebeple ayrı yaşadıklarını iddia ederek birleşen davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ve kadının üzerine yürümek suretiyle duygusal şiddet uyguladığı bu vakıaların dinlenen tanık beyanları ile ispatlandığı, erkeğe ait olan telefon kayıtlarının yapılan incelemesine göre ise erkeğin güven sarsıcı davranışta bulunduğu, davalı-davacı erkek tarafından her ne kadar kadın aleyhine boşanma davası açılmışsa da birleşen dava dilekçesinde, fikri uyuşmazlık ve ayrı yaşama vakıalarına dayandığı, dayanılan bu vakıaların boşanma sebebi olamayacağı, ayrıca erkek tarafından kadın aleyhine evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma davası açıldığı ve 15.08.2019 tarihinde o davadan feragat edildiği, birleşen boşanma davasını ise feragat tarihinden bir ay sonra açtığı, erkeğin feragat tarihinden önceki kadının kusurlu davranışlarını affettiği, en azından hoşgörü ile karşıladığı, feragat tarihinden sonra gerçekleşen yeni bir vakıaya da dayanmadığı, bu hali ile kadına yüklenebilecek kusurlu bir davranışın varlığının ispatlanamadığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu belirtilerek; asıl davanın kabulü ile tarafların evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebiyle boşanmalarına, birleşen davanın reddine, velâyet düzenlemesi yönünden ise her ne kadar ortak çocuğun alınan beyanlarında, babası ile yaşamak istediğini belirtmiş ve alınan sosyal inceleme raporu da bu yönde olsa da davalı-davacı erkeğin nakliye işi ile uğraştığı ve şehir dışındayken ortak çocuğa, önceki evliliğinden olan çocuğu Mesut'un bakacağını belirttiği, ancak dosya kapsamında emniyet kayıtlarının incelenmesinde, Mesut'un defalarca evden kaçtığının tespit edildiği ve bu hali ile davalı-davacı erkeğin velâyet görevini gereği gibi yerine getiremeyeceği, ortak çocuğun yaşı ve ihtiyaçları itibariyle anne ilgi ve şefkatine muhtaç olduğu, anne yönünden alınan sosyal inceleme raporunda, annenin velâyet görevini yerine getirmesine engel herhangi bir durumun olmadığının belirtildiği, ortak çocuğun üstün yararı dikkate alınarak velâyetinin anneye verilmesine ve ortak çocukla baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuğun yaşı, ihtiyaçları, tarafların ekonomik ve sosyal durumu dikkate alınarak ortak çocuk yararına aylık 400,00 TL iştirak nafakası, kadının çalışmadığı, boşanmakla yoksulluğa düşeceği dikkate alınarak kadın yararına aylık 300,00 TL yoksulluk nafakası, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kusurlu davranışının kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, kadının mevcut ve beklenen menfaatleri, evlilikte geçen süre dikkate alınarak kadın yararına 20.000,00 TL maddî tazminat, 20.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
V. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-davacı erkek istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi tarafından kusur belirlemesinin hatalı yapıldığı, kadın tarafından süresinde dayanılmayan delillerin hükmü esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, kadının aynı gerekçe ile dava açtığı asıl davayı açmakta hukuki yararı olmadığı ve asıl davanın reddine karar verilmesi gerektiği, kadının boşanmakla yoksulluğa düşmeyeceği ve kadın yararına yoksulluk nafakası takdirinin hatalı olduğu, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kadının tam kusurlu olduğu ve tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği, velâyet düzenlemesinin hatalı yapıldığı, kadın tarafından telefon kayıtlarına süresinde delil olarak dayanılmamasına rağmen hükme esas alınmasının adil yargılanma hakkını ihlal niteliğinde olduğu, tanık beyanlarının taraflı olduğu ve hükme esas alınamayacağı belirtilerek; her iki dava ve fer'îleri yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan kusur belirlemesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda erkeğin tam kusurlu olduğu, kadına yüklenebilecek herhangi bir kusurlu davranışın bulunmadığı, yargılamada usul ve esasa ilişkin herhangi bir eksikliğin bulunmadığı, delillerin değerlendirilmesinde, kanunun olaya uygulanmasında, gerekçede hata edilmediği, tarafların boşanmaya neden olan olaylardaki kusur dereceleri, tarafların evlilik süresi, tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, kişilik haklarına yapılan saldırı ile boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı, paranın alım gücü, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre; İlk Derece Mahkemesince kadın yararına takdir edilen nafaka ve tazminat miktarının hakkaniyete uygun olduğu, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı-davacı erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı erkek temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-davacı erkek tarafından Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararının hatalı olduğu belirtilerek istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle her iki dava ve fer'îleri yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, karşılıklı boşanma davası olup, uyuşmazlık taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının davasının kabulü ile erkeğin davasının reddinin yerinde olup olmadığı, kadın tarafından usulünce tanık ve telefon kaydı delillerine dayanılıp dayanılmadığı, kadın yararına tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde isabetsizlik olup olmadığı, ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesinin çocuğun üstün yararına, yaşına, gelişimine uygun olup olmadığı, çocuk yararına hükmedilen nafaka miktarının tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaya uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 119 uncu maddesi, 141 inci maddesi, 190 ıncı maddesi, 194 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri; 4721 sayılı Türk Medeni Kanun`un 4 üncü maddesi, 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 175 inci maddesi, 182 inci maddesi, 327 inci maddesi, 328 inci maddesi, 330 uncu maddesi, 335 inci ve devamı maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, delillerin takdirinde hata görülmemesine ve özellikle İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan telefon kayıtlarına, ... kadın tarafından dilekçelerin karşılıklı verilmesi aşamasında delil olarak dayanılmadığının, dayanılmayan bu delilin de kusur belirlemesinde hükme esas alınamayacağının, bu nedenle erkeğe telefon kayıtlarından dolayı güven sarsıcı davranış vakıasının kusur olarak yüklenemeyeceğinin, ne varki yapılan yargılama ve toplanan delillerden erkeğin İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince kabul edilen kusurlu davranışları uyarınca boşanmaya sebep olan olaylarda yine de tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı-davacı erkek tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.