"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/229 E., 2023/299 K.
...
...
KARAR : İstinaf başvurusunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında
hüküm kurulması
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tire 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2018/215 E., 2020/398 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma ve ziynet alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı boşanma davalarının kabulüne, usulüne uygun olarak açılmayan ziynet alacağı davası konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı kadın vekili dava ve cevaba cevap - karşı davaya cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında karı koca ilişkisinin kalmadığını, aynı evde yaşamalarına rağmen konuşamadıklarını, sürekli kavga ettiklerini, erkeğin sürekli cep telefonu ile görüştüğünü, müvekkilinin bu nedenle erkeğin başka kadınlarla ilişkisi olduğunu düşündüğünü, davalı-karşı davacı erkeğin, müvekkilinin maaş kartını zorla aldığını ve geri vermediğini, evin ve kadının ihtiyaçları ile ilgilenmediğini, tarafların çocuklarının erkekten kaynaklı sebeplerle olmadığını ancak erkeğin bu konuda gerekli tedaviyi olmayı denemediğini, boşanma davasının açılmasından bir gün önce evlilik birliği içerisinde ortak edinilen taşınmazdaki hissesini müvekkilinin bilgisi dışında satarak mal kaçırmaya çalıştığını, bankadaki parayı da çektiğini, erkeğin müvekkilini tehdit etmesi nedeni ile hakkında uzaklaştırma kararı verildiğini iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, kadın yararına yasal faizi ile birlikte 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminat ile düğünde takılan ziynetlerin aynen iadesine, olmadığı takdirde yasal faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki bedeline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı erkek vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; asıl davanın reddini istemiş, kadının kadınlık görevlerini yerine getirmediğini, sürekli müvekkilini aşağıladığını, rızası ile maaş kartının müvekkiline verilip, emekli maaşının çekilerek evin ortak ihtiyaçlarında kullanıldığını, müvekkilinin kendi parası ile aldığı taşınmaz üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunabilmesinin mümkün olduğunu, ziynet davasının boşanmanın ferisi olmadığını, ziynetlerin kadında bulunduğunu, müvekkilinin çocuk sahibi olmak için Avusturalya'da ameliyat olduğu gibi Türkiye'de de tedavi gördüğünü, son 5 yıldır tarafların ayrı odalarda yatıp kadının cinsel ilişkiden kaçındığını ileri sürerek karşı davanın kabulü ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, müvekkili yararına, 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin, kadına hakaret ettiği, kadının maaş kartlarını alarak maaşı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunmasını engellediği, kadının ailesine saygı göstermediği, kadının kendi ailesine yönelik sorumluluklarını yerine getirmesine yardımcı olmadığı, kadın ile yaşadığı uzun süreli cinsel soğukluğu bahane edip başka kadınlarla yakınlık kurarak güven sarsıcı davranışlar içine girdiği, kadının çocuk sahibi olma isteğini dikkate almadığı; kadının da eşine saygısız davrandığı, erkeğin yüzüne karşı ve gıyabında hakaret ettiği, erkeğin annesine davalı erkek aleyhinde uygunsuz sözler söylediği, on yıldan fazla süre boyunca cinsel birlikteliğe yanaşmamak suretiyle psikolojik şiddet uyguladığı, tarafların ortak konut içinde birbirleriyle irtibatlarını kalmadığı, evlilik hayatının fiilen sona ermiş olduğu gerekçesi ile boşanmaya sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu oldukları bu nedenle taraflar yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinin yasal koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile asıl ve karşı davanın kabulüne, evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebi ile tarafların boşanmalarına, eşit kusurlu olduklarından tarafların tazminat taleplerinin reddine, kadın tarafından ziynetler yönünden usulüne uygun açılmış bir dava bulunmadığından ziynet talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı-karşı kadın davalı kadın vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; karşı davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve ziynet alacağı davası yönlerinden kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı-karşı erkek davacı erkek vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; asıl davanın kabulü, kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi kararın kaldırılmasına, müvekkili yararına tedbir ve yoksulluk nafakasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dilekçeler aşamasında dayanılmayan vakıaların taraflara kusur olarak yüklenilmesi ile dayanılan ve ispatlanan vakıaların da kusur belirlemesinde dikkate alınmamasının hatalı olduğu, davacı-karşı davalı kadının erkeğin yüzüne ve gıyabında ona hakaret ettiği, uzun zamandır cinsellikten kaçındığı, buna karşılık davalı-karşı davacı erkeğin de mahkemenin de kabulünde olduğu üzere kadının maaş kartlarını alarak maaşı üzerinde serbestçe tasarrufta bulunmasını engellediği, kadın ile yaşadığı uzun süreli cinsel soğukluğu bahane ederek başka kadınlarla yakınlık kurarak güven sarsıcı davranışlar içine girdiği, bunlara ilaveten boşanma davası açılmadan önce eşinin bilgisi olmadan banka hesabında bulunan paraları çekerek ve Torbalı'daki taşınmazdaki hissesini satarak güven sarsıcı davranışta bulunduğu, gerçekleşen bu durum karşısında, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, ancak, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin kadına oranla ağır kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, kadın yararına 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinde düzenlenen maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinin yasal koşullarının oluştuğu, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat ve evlilikte geçen süre dikkate alınarak kadın yararına maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, dava dilekçesi ile ziynet alacağının talep edilmediği, cevap dilekçesi ile talep edilemeyeceği, bu sırada peşin harç yatırmış olmasının da sonucu değiştirmeyeceği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, tedbir nafakasının yargılamanın her aşamasında talep edilebileceği ancak erkek yararına tedbir nafakasına hükmedilmesini gerektirir bir durumu olmadığı, süresinden sonra erkek tarafından talep edilen yoksulluk nafakası konusunda karar verilemeyeceği gerekçesi ile tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararın kusur gerekçesinin düzeltilmesine, İlk Derece Mahkemesi kararının ilgili bölümlerinin kaldırılmasına yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle, kadın yararına 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata, erkeğin tedbir nafakası talebinin reddine, yoksulluk nafakası talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına, tarafların diğer istinaf taleplerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı-karşı davalı kadın vekili; müvekkiline kusur yüklenmesinin hatalı olduğunu, ziynet alacağı davasının usulüne uygun açıldığını, talepleri kadar tazminata karar verilmesi gerektiğini, beyanla Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı-karşı davacı erkek vekili; müvekkilinin kusursuz olduğunu, asıl davanın ferileri ile birlikte reddi gerektiğini, karşı davanın da ferileri ile birlikte kabulü gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, karşılıklı boşanma davası olup uyuşmazlık, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının davasının kabulü koşullarının oluşup oluşmadığı, kadın yararına tazminata hükmedilmesinin yasal koşullarının oluşup oluşmadığı ve miktarlarının dosya kapsamına, hakkaniyete, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun olup olmadığı, erkeğin tazminat ve tedbir nafakası talebinin reddinin ve süresinden sonra talep edilen yoksulluk nafakası konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin isabetli olup olmadığı, dava açılırken bahsedilmeyen ziynet alacağı davasının cevap dilekçesi ile açılmış sayılıp sayılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı, 169 uncu, 174 üncü, 175 inci, maddeleri, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı, 194 üncü, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, kişilik haklarına yapılan saldırının ağırlığı ile ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı-karşı davalı kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat azdır. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51 inci madde hükümleri nazara alınarak, 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları uyarınca daha uygun miktarda maddî ve manevî tazminat takdiri gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının maddî ve manevî tazminat miktarları yönünden davacı-karşı davalı kadın yararına BOZULMASINA,
2. Davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının sair temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ...'a yükletilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatıran ...'e iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
(...)
...