Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/103 E., 2023/41 K.

DAVA TARİHİ : 05.03.2020

KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma

İLK DERECE MAHKEMESİ : Sivas 2. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2020/150 E., 2022/649 K.

Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükümlerinin kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; erkeğin sadakatsiz olduğunu, aşağıladığını, hakaret ettiğini, şiddet uyguladığını, bağımsız konut sağlamadığını, hakaret ve tehditte bulunduğunu, ailesi ile görüşmesini engellediğini, telefonunu aldığını, en son polis eşliğinde ortak konuttan ayrılabildiğini belirterek tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, her bir çocuk için 1.000,00'er TL tedbir ve iştirak nafakasına, kendisi için 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ve 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin eşini ailesiyle görüştürmediği telefonla konuşturmadığı, dışarıda fazla vakit geçirdiği, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tam kusurlu olduğu gerekçesi ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince

boşanmalarına, 2017 ve 2020 doğumlu çocukların velâyetinin anneye verilmesine, baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk Aybüke Hafsa için dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 250,00 TL, 16.07.2021 tarihinden itibaren 450,00 TL, 27.09.2022 tarihinden itibaren ise aylık 750,00 TL tedbir nafakasına, karar kesinleştiğinde tedbir nafakasının iştirak nafakası olarak devamına, ortak çocuk Serranur lehine doğum tarihi olan 26.07.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 200,00 TL, 16.07.2021 tarihinden itibaren 400,00 TL, 27.09.2022 tarihinden itibaren de aylık 700,00 TL tedbir nafakasına, karar kesinleştiğinde tedbir nafakasının iştirak nafakası olarak devamına,davacı için dava tarihinden itibaren aylık 300,00 TL, 16.07.2021 tarihinden itibaren 500,00 TL, 27.09.2022 tarihinden itibaren aylık 800,00 TL tedbir nafakasına, karar kesinleştiğinde tedbir nafakasının yoksulluk nafakası olarak devamına, 40.000,00 TL maddî tazminatın davalı alınarak davacıya verilmesine, davacının manevî tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı kadın istinaf dilekçesinde özetle; kusur tespiti, nafaka ve maddî tazminat miktarı, manevî tazminat talebinin reddi yönünden istinaf etmiştir.

2.Davalı erkek istinaf dilekçesinde özetle; boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, iştirak nafakası miktarı, yoksulluk nafakası miktarı, kadın lehine hükmedilen maddî tazminat, lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi yönünden istinaf buşvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; erkeğin; eşinin telefonunu elinden alarak ailesiyle konuşmasını ve görüşmesini engelleyip baskı uyguladığı, annesinin hakaret etmesine ve evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı, eşine şiddet uygulayıp ailesine zarar vermekle tehdit ettiği bu davranışları ile tam kusurlu olduğu, kadının kusurunun varlığının ispat edilemediği, İlk derece mahkemesince kadının babasına ve kardeşine zarar vereceğine ilişkin sözler nedeniyle erkeğin eşini tehdit ettiği olayların akışından anlaşıldığı, erkeğin beraat etmesinin bu durumu değiştirmeyeceği erkeğe tehdit vakıasının yüklenmesi gerektiği gibi kadının babası tarafından teslim alındığında vücudunda şiddet izlerinin olduğu yönündeki beyanlarının da şiddet iddiasını doğruladığı, bunun da erkeğe kusurlu vakıa olarak yüklenmesi gerektiği, İlk Derece Mahkemesi tarafından ortak çocuklar ve kadın için belirlenen tedbir nafakaları düşük olduğu, davacı kadın yararına maddî tazminat hükmedilmesi doğru ise de miktarının düşük belirlendiği, kişilik hakları saldırıya uğrayan kadın yararına manevî tazminata hükmedilmemesi isabetsiz olduğu gerekçesi ile davalı erkeğin tüm istinaf taleplerinin esastan reddine, davacı kadının kusurlu vakıa belirlenmesi, hükmedilen iştirak-tedbir-yoksulluk nafakalarının miktarı, hükmedilen maddî tazminat miktarı, reddedilen manevî tazminat talebine yönelik istinaf başvurularının kabulü ile ilgili bentlerin kaldırılmasına, 70.000,00 TL maddî, 60.000,00 TL manevî tazminatın, davalı erkekten alınarak davacı kadına verilmesine, kadın lehine belirlenen aylık 2.000,00 TL tedbir nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren aynı miktar nafakanın yoksulluk nafakasına dönüştürülerek devamına, ortak çocukları; Aybüke Hafsa için ilk derece dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 1.000,00 TL, Senanur için doğum tarihi olan 26.07.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 1.000,00 TL tedbir nafakasının (İlk Derece Mahkemesinde bu çocukları için hükmedilen tedbir nafakaların tahsilde tekerrür etmemesine) her ay davalıdan alınarak davacıya verilmesine, boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten itibaren aynı miktar nafakaların iştirak nafakasına dönüştürülerek devamına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı erkek vekili; kusur belirlemesi, velâyet, kısmen kabule karar verildiği halde lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi, tazminatların ve nafakaların mıktarının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacı kadın tarafından 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak açılan boşanma ve fer'îleri istemine ilişkin davada taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, tedbir ve yoksulluk, iştirak nafakası ile tazminat şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, miktarlarının uygun olup olmadığı, vekâlet ücretinin doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 182 nci, 324 üncü, 327 nci, 328 inci, 329 uncu, 330 uncu ve 336 ncı maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 190 ıncı, 323 üncü, 326 ncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle mahkemece davalı erkeğe kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet vakıasının ispatlanmadığının, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı erkeğin yine de tam kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***