Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/500 E., 2023/1148 K.

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Aile Mahkemesi

SAYISI : 2021/43 E., 2022/808 K.

Taraflar arasındaki ipoteğin kaldırılması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, dava açmakta haklı olan davacı yararına yargılama gideri ve vekâlet ücretine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı banka vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalılardan ...'nın eşi olduğunu, müvekkili ile ...'nın birlikte yaşadığı, ... Mah. ... Bulvarı No:107 C/18 .../ Antalya adresinde bulunan konutun, Antalya ili, ... ilçesi, ... Mah. 6236 Ada, 1 Parsel C Blok 18 Nolu bölüm olarak tapuya kayıtlı olduğunu, söz konusu taşınmazın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 194 üncü maddesine göre tarafların aile konutu olduğunu, davacı erkek eşin rızasının alınmadan davalı banka lehine 500.000,00 TL ipotek konulduğunu, tesis edilmiş bulunan 500.000,00 TL'lik ipoteğin fekkini, taşınmaz üzerine aile konutu şerhi konulmasını, yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; usul ve kanuna aykırı davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kızı ...'nın bankalarından kullandığı kredi karşılığında teminat olarak yine davacının eşi olan ... adına kayıtlı Antalya ili, ... ilçesi, ... Mah., 6236 Ada, 1 Parsel 18 Nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazın tapu kaydına 500.000,00 TL bedelli ipotek tesis edildiğini, söz konusu taşınmazın aile konutu olmadığını, tapu kaydında böyle bir şerh olmadığını, hem davacının hem ipotek veren ...'nın kredinin kefilleri olduğunu, dava konusu ipoteğin şekil şartlarına uygun olarak tesis edildiğini, ayrıca dava konusu taşınmazın tapu kaydında müvekkili bankanın dışında ... San. ve Tic. Ltd. Şti. nin de ipoteği bulunduğunu, ayrıca dava konusu ipotek tesis edilirken ipotek veren ...'nın eşi olan davacının muvafakatinin alındığını, bu muvafakatnamede davacının dava konusu taşınmazın aile konutu olmadığı, aile konutu olması veya sonradan aile konutuna dönüştürülmesi durumunda dahi ipotek tesisine muvafakat ettiği yönünde imzalı beyanı yer aldığını, bu nedenlerle öncelikle müvekkilinin mağduriyetine sebep olan 10.11.2017 tarihli tensip kararı ile teminatsız olarak verilen Antalya 2. İcra Müdürlüğü'nün 2017/9086 Esas sayılı icra dosyasındaki takibin durdurulması yönündeki tedbir kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

2.Davalı ... kendisine çıkarılan tebligatlara rağmen davaya yanıt vermemiş ve duruşmalara katılmamıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

1.İlk Derece Mahkemesinin 08.07.2019 tarihli ilk verdiği kararı ile, davacının 16.06.2015 tarihli muvafakat belgesi ile 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi uyarınca dava konusu taşınmaz ile ilgili gerek eşi, gerekse 3. şahıslar lehine açılmış ve açılacak her türlü kredilerin teminatı olmak üzere banka lehine dilediği bedel ve şartlar ile ipotek tesis edilmesine peşinen muvafakat ettiğinden bahisle ipoteğin fekki davasının reddine karar verilmiş ise de; Bölge Adliye Mahkemesince davacının süresinde sunduğu 05.01.2018 tarihli cevaba cevap dilekçesinde muvafakat belgesi altındaki imzayı kabul etmediğini beyan ettiği halde adı geçen belgedeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yapılmadığı, adı geçen muvafakat belgesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı konusunda herhangi bir inceleme yapılmadan karar verilmiş olması nedeniyle davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin toplandığından ve bu delillerin değerlendirildiğinden söz edilemeyeceği, bu durumda kararın ipoteğin fekki yönünden kaldırılmasına, kaldırılmasına karar verilen yönlerle ilgili gerekçede belirtilen eksiklikler giderilmek suretiyle yeniden karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, istinaf başvurusunun kabul sebebine göre diğer istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu icra dosyasında ipoteğin kaldırıldığı, taşınmazın güncel sorgulamasında taşınmaz üzerinde hali hazırda aktif bir ipotek bulunmadığı, taşınmazın 26.07.2022 tarihinde davalı banka lehine tescil edildiği, davanın konusuz kaldığı, karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği ancak yagılama gideri ve vekâlet ücreti konusunda haklılık durumuna göre karar verilmesi gerektiği, aile konutu şerhi konulmuş olmasa da eşlerin birlikte yaşadıkları aile konutu üzerindeki fiil ehliyetleri sınırlandırıldığı, sınırlandırma aile konutu şerhi konulduğu için değil, konutun aile konutu vasfı bulunduğu için getirildiği, bu sebeple tapuya aile konutu şerhi verilmese bile o konut aile konutu özelliğini taşıdığı, anılan madde hükmü ile getirilen sınırlandırmanın emredici nitelikte olduğu, dolayısıyla bu haktan önceden feragat edilemeyeceği gibi, eşlerin anlaşmasıyla da ortadan kaldırılamayacağı ve açık rızanın ancak “belirli olan” bir işlem için verilebileceği, diğer söyleyişle aile konutunun maliki olan eşin, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde tek başına aile konutunu bir ayni hakla sınırlandıramayacağı, bu sınırlandırmanın ancak diğer eşin açık rızası alınarak yapılabileceği, somut olaya gelince, ipotek alacaklısı bankanın taşınmazın aile konutu niteliğini bilerek, ipotek tesisi sırasında taşınmaz maliki olmayan eşin muvafakatini sağlamak için yazılı belge aldığı, her ne kadar muvafakatnamedeki imzanın davacı erkeğe ait olup olmadığı anlaşılamasa da, ipotek tesisi için eşin rızasını alma yönünde girişimi olan bankanın taşınmazın aile konutu niteliğini bildiği ve artık eşin açık rızasını geçerli bir şekilde alma yükümlülüğü altında olduğu ve imzanın sıhhatini denetlemek zorunda olduğu, dolayısıyla muvafakat belgesindeki imzanın rızası gereken davacı eşe ait olup olmadığını denetlemeden (araştırmadan) aile konutu üzerine ipotek tesis ettiren ipotek alacaklısı bankanın kanunun “açık rıza” alınması gerektiğine yönelik düzenlemesi karşısında tapuya güven ilkesinden yararlanmasının mümkün olmayacağı, bu itibarla, aile konutu niteliğinde olduğu hususunda duraksama bulunmayan taşınmaz için davacı kadının açık rızası alınmadan, 4721 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesinin birinci fıkrasına aykırı olarak ipotek tesis edilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve dava açmak da haklı olan davacı erkek eş lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... davalı banka vekilleri istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davanın açıldığı tarihte duruma göre ipoteğin fekkine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek ipoteğin kaldırılmaması yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

2.Davalı banka vekili istinaf dilekçesinde; eksik ve yetersiz inceleme ve usulüne uygun alınmayan imza örnekleri ile yapılan bilirkişi raporuna dayanarak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesi istemi ile istinaf başvurusunda bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dosyası içeriğine, dosyadaki yazılara göre İlk Derece Mahkemesi kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir aykırılığın bulunmadığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, bu nedenle inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı erkek ve davalı ...Ş vekilinin tüm istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ... davalı banka vekilleri temyiz isteminde bulunulmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Davalı banka vekili temyiz dilekçesinde; eksik ve yetersiz inceleme ve usulüne uygun alınmayan imza örnekleri ile yapılan bilirkişi raporuna dayanarak yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönlerinden kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davacı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde; yerel mahkeme kararını onamış olmasının ipoteğin yolsuz tescil edildiğini de onadığı, ipoteğin fekkine karar verilmesi gerekirken, bu yöndeki istinaf başvurusunun reddinin usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek ipoteğin kaldırılmaması yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, konusuz kalan ipoteğin kaldırılması davası yönünden davacının haklılığını ispatlayıp ispatlayamadığı ve dolayısıyla yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönlerinden hangi tarafın sorumlu olacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı, 323 üncü, 326 ncı ve 331 inci maddesinin birinci fıkrası, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun’un 6 ncı ve 194 üncü maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı ... davalı banka vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***