"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2023/417 E., 2023/759 K.
KARAR : Bozmaya uyularak hüküm tesisi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi esastan ret kararının ortadan kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının kısmen onanmasına, kısmen bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; iştirak nafakasına ve kadın yararına tazminatlara karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı kadın dava ve cevaba cevap dilekçesinde özetle; davalı ile 2009 yılında evlendiklerini, ortak bir erkek çocuklarının bulunduğunu, kansızlık hastalığı olduğunu ve bu hastalığını davalıya söylediğini, davalının ve ailesinin hamileliğinde yapılan tahlil sonuçlarından sonra kendisine hastalıklısın, kansersin, neden evlendin, tahsilin yok diyerek sürekli hakarette bulunduğunu, çocuk olduğunda aylarca hastanede kaldıkları halde davalının kendisine ve çocuğa ilgi göstermediğini, boşanacağım diyerek evine gönderdiğini, bir yıl ayrı kaldıktan sonra barıştıklarını, ancak davalının ailesi ile birlikte hakaretlere devam ettiğini, çalışmadığını, ihtiyaçları karşılamadığını, sürekli küserek konuşmadığını, oğluna da annen hasta diyerek hakaret etmesini istediğini, annen hasta diyerek ailesinin yanına gönderdiğini, iki yıldır arayıp sormadığını, çocuğu görmesine engel olmadığını, davalının ailesinin ihtiyaçlarını karşılamadığını, iddialarının asılsız olduğunu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını beyanla tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin kendisine verilmesine, ortak çocuk için aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, kendisi için 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı erkek davaya cevap ve ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacının evlilik birliğinin üzerine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediğini, evlenmeden önce ağır derecede anemi hastası olduğunu sakladığını, riskli hamilelik geçirerek çocuğun hayatını tehlikeye attığını, çocukla ilgilenmediğini, özen göstermediğini, çocuğun kalp rahatsızlığı ortaya çıkınca doktora götürmeye müsade etmediğini, çocuğa yaklaşmasına izin vermeyip tehdit ettiğini, sebepsiz yere evi terk ettiğini, çocuğa kötülediğini, ailesini ve kendisini tehdit edip aşağıladığını, ailesine de saygısının bulunmadığını beyanla boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetin kendisine verilmesine, lehine 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata, ortak çocuk için aylık 500,00 TL nafakaya hükmedilmesine, davacının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.09.2018 tarihli ve 2017/405 Esas, 2018/465 Karar sayılı kararıyla; davalının evinin ihtiyaçlarını karşılamadığı, evine harçlık bırakmadığı ve eve pek uğramadığı, evlilik birliğinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, davalının ve ailesinin, davacının hastalığı nedeni ile hakarette bulunduğu, davalının evlilik birliğinin gereği olan sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, bu nedenlerle davalının tam kusurlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin davacı anneye verilmesine, davacı lehine bağlanan aylık 400,00 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra aylık 400,00 TL yoksulluk nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ortak çocuk lehine bağlanan aylık 200,00 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra aylık 200,00 TL iştirak nafakasının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının maddî ve manevî tazminat taleplerinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddî tazminatın karar kesinleştikten sonra davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, 10.000,00 TL manevî tazminatın karar kesinleştikten sonra davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, davalının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili tarafından nafaka ve tazminatların miktarı yönünden, davalı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, kadın lehine hükmedilen tazminatlar ile nafakalar ve velâyet düzenlemesi yönünden istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.05.2022 tarihli ve 2021/548 Esas, 2022/790 Karar sayılı kararıyla; davalı erkeğin evin ihtiyaçlarını karşılamadığı, evlilik birliğinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediği, davacının hastalığı nedeni ile davalının ve ailesinin davacıya hakarette bulunduğu, evine harçlık bırakmadığı, eve pek uğramadığı şeklinde kusurlarının olduğu, İlk Derece Mahkemesinin evlilik birliği gereği sadakat yükümlülüğüne aykırı davranması davalıya kusur olarak yüklenilmiş ise de bu durumun cinsel anlamda olmayıp, evliliğin yükümlülüklerini yerine getirmeme ile evi ve ailesiyle ilgilenmemek olarak değerlendirildiği, meydana gelen olaylarda ve ayrılmalarında davalı erkeğin tam kusurlu olduğu, Mahkemenin kusur tespiti ve davacının boşanma davasının kabul kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, davacı kadının daha ağır kusurlu olmadığı ve herhangi bir gelirinin bulunmadığı, boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği, davacının boşanma sonucu en azından davalının maddî desteğini yitirdiği, Mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışların davacı kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, boşanma yüzünden zedelenen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamı, hakkaniyet ilkesi dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddî ve manevî tazminat miktarlarının uygun olduğu, boşanmaya neden olan olaylarda davalı erkek tam kusurlu olduğundan, davalının maddî ve manevî tazminat talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesi ile tarafların istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı kadın vekili tarafından maddî ve manevî tazminatlar ile nafakaların miktarı yönünden, davalı erkek vekili tarafından ise kusur belirlemesi, velâyet, nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 18.01.2023 tarihli ve 2022/11482 Esas, 2023/312 Karar sayılı ilamı ile; tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumlarına, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur derecelerine, paranın alım gücüne, ihlal edilen mevcut ve beklenen menfaatlerin kapsamına nazaran, davacı kadın yararına hükmolunan maddî ve manevî tazminat miktarları ile tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre ortak çocuk 2010 doğumlu Halim'in ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası miktarının az olduğu gerekçesiyle daha uygun miktarda tazminat ve iştirak nafakasına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle hükmün bozulmasına, sair yönlerden onanmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; ortak çocuk yararına hükmolunan tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle 300,00 TL artırılarak aylık 500,00 TL tedbir nafakası ile kararın kesinleşmesinden sonra aynı miktar üzerinden iştirak nafakası ödenmesine, kadın yararına 50.000,00 TL maddî, 48.000,00 TL manevî tazminat ödenmesine, kesinleşen hususlarda ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; kadın yararına hükmedilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, dosya kapsamında ispatlanmış bir kusuru bulunmadığını ileri sürerek kararın kusur belirlemesi ve tazminatların miktarı yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında tam kusurlu erkek aleyhine hükmedilen tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olup olmadığı ile tarafların kusur durumlarının yeniden incelenmesine imkan bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 161 inci maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 174 üncü maddesinin ikinci fıkrası,.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinin artık mümkün olmadığı gibi bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak oluşturan yönlerin de yeniden incelenmesinin hukuken mümkün olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı erkek vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
11.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.