"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/282 E., 2024/472 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 13. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2018/705 E., 2022/419 K.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen boşanma davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının zina davası yönünden bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; başvurunun kısmen kabulü ile yeniden hüküm tesisine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-davalı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; davalı-davacının müvekkiline ve ortak çocuklara karşı şiddet, tehdit, hakaret ve haksız fiillerde bulunduğunu, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmediğini, bu nedenle 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına ortak çocukların velâyetinin müvekkiline verilmesine, ortak çocuklar için ayrı ayrı aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili için aylık 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 100.000,00 TL manevî, 250.000,00 TL maddî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı-davacı erkek vekili, cevap ve birleşen dava dilekçesinde özetle; kadının, davalı-davacıya ve ailesine karşı soğuk davranması, kadının sürekli erkeği ve ailesini küçük görmesi, erkeği aşağılaması, evliliğin son dönemlerinde de kadının sürekli elinde telefonla birisiyle mesajlaşması, bu sebeple evini, erkeği ve çocuklarını ihmal etmesi sebebiyle defalarca tartışma çıktığını, erkeği ve ailesini küçümsemeye, erkeğe ve ailesine hakaret etmeye başladığını, sevmediğine ilişkin cümleler kurduğunu, evliliğin son dönemlerinde kadının sürekli elinde telefonla gezer olduğunu, evlilik birliğinin kendisine yüklediği vazifeleri yerine getirmediğini, sadakatsiz davrandığını, bu nedenle asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle tarafların boşanmalarına, ortak çocukların velâyetlerinin müvekkiline verilmesine, 15.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davalı-davacı erkek vekili, birleşen dava dilekçesinde özetle; kadının sadaktsiz davrandığını, birlik görevlerini yerine getirmediğini bu nedenle 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi uyarınca zina nedeniyle tarafların boşanmalarına ortak çocukların velâyetinin müvekkiline verilmesine, 100.000,00 TL manevî, 50.000,00 TL maddî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 25/03/2022 tarihli ve 2018/705 Esas, 2022/419 Karar sayılı kararıyla; kadının evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerden kaçınmak için ortak haneyi terk etmekle ve sadakatsiz davranışlarda bulunmakla yaşanan geçimsizlikte kusurlu olduğu, kadının hesap numarasını dayısına gönderdiği ve dayısının para transferinde bulunduğu, tanıkların beyanları, mesaj kayıtları, banka makbuzları göz önünde bulundurulduğunda hem davacı-davalı kadının dayısının söz konusu beyanı hem de davacı-davalı kadın ile dayısı arasındaki bu ilişkinin hayatın olağan akışına aykırı nitelikte olduğu, davacı-davalı kadının eylemleri zinaya delalet ettiği, bu bakımdan hem zina olgusu ispatlandığından hem de davacı-davalı kadının tam kusurlu davranışları nedeniyle evlilik birliği temelinden sarsıldığından 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca karşı davanın ve 161 inci maddesi uyarınca birleşen davanın kabulü ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması ve zina nedeniyle tarafların boşanmalarına, asıl dava yönünden; davanın açılmamış sayılmasına, ortak çocukların velâyetlerinin babaya verilmesine, anne ile çocuklar arasında kişisel ilişki tesisine, boşanma hükmünün kesinleşmesinden itibaren erkek yararına 20.000,00 TL maddî tazminat ile 20.000,00 TL manevî tazminatın kadından alınarak erkeğe verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-davalı kadın vekili, asıl davanın kabulüne, erkeğin birleşen davalarının reddine karar verilmesi istemi ile tamamı yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin30.11.2022, 2022/1440 Esas, 2022/1890 Karar sayılı kararıyla; birleşen zinaya dayalı davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin kanuna aykırı olduğu, erkeğin zina nedenli davasının kabulü yönünden kadının istinaf talebinin kabulüne İlk Derece Mahkemesinin ilgili hükmünün kaldırılarak erkeğin zinaya dayalı birleşen boşanma davasının reddine, birleşen evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına dayalı davanın kabulü ile, kadının davasının takip edilmemesi üzerine açılmamış sayılma kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, erkeğin zinaya dayalı davasının reddedilmesi, kabul edilen davasında da maddî tazminat talebi bulunmaması nedeniyle erkek lehine hükmedilen maddî tazminata yönelik kadının istinaf talebinin kabulüne, erkeğin zinaya dayalı davasının reddedilmesi, kabul edilen davasında 15.000,00 TL manevî tazminat talep etmesi nedeniyle erkek lehine manevî tazminata hükmedilmesine yönelik istinaf talebinin reddine, manevî tazminat miktarına yönelik istinaf talebinin kabulüne, Mahkeme kararının ilgili hükmünün kaldırılarak erkek lehine 15.000,00 TL manevî tazminata, kadının yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat, ziynet ve para taleplerine yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, Mahkemece bu konularda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğinden boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri dikkate alınarak kadının tedbir, yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, ziynet ve para iadesi talebi hakkında usulünce açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, kadının diğer istinaf taleplerinin ise esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı-davalı kadın vekili, erkeğin birleşen davasının kabulü yönünden, davalı-davacı erkek vekili, zina nedenli davalarının reddi, kusur belirlemesi, vekâlet ücreti, tazminatlar yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairenin 09.11.2023 tarihli kararı ile Ülkemizde görülen ve dünya sağlık örgütünce pandemi olarak ilan edilen durum karşısında 7226 sayılı Kanun'un geçici birinci maddesi ile Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; “a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 06.01.1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Kanun ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler... 13.03.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30.04.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır" hükmü düzenlendiği, 7226 sayılı Kanun ile salgının önüne geçilmesinin belirlenen sürelerde mümkün görülmemesi karşısında bu kez 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen durma süresi, "Durma Süresinin Uzatılmasına Dair" Cumhurbaşkanlığı Kararı ile 01.05.2020 (bu tarih dâhil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatıldığı, o halde davalı-davacı erkeğin zina hukuki nedenli boşanma davası belirtilen bu uzatma sürelerine göre süresinde görülmüş olup tarafların istinaf başvurularının bu çerçevede incelenmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasın, tarafların sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; erkeğin asıl davada verdiği cevap dilekçesi ve birleşen davalardaki dava dilekçelerindeki beyanlara göre 2018 yılı ortalarına kadar kadından kaynaklanan kusurlu davranışların affedilmiş en azından hoşgörü ile karşılanmış sayılacağı, bu nedenle bu tarihten önceki olaylar nedeniyle kadına kusur yüklenemeyeceği, mahkeme karar gerekçesinin dosya kapsamındaki delillerle uyumlu olmadığı, en son kadının ortak haneyi terk ettiği, erkeğin barışma tekliflerini kabul etmediği, konuta dönmek istemediğini ve sevgilisi olduğunu söylediği, zina eyleminde bulunduğu, belirtilen nedenlerle kadının evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerden kaçınmak için ortak haneyi terk etmekle ve sadakatsiz davranışlarda bulunmakla ve zina yapmakla yaşanan geçimsizlikte kusurlu olduğu anlaşıldığından kusur tespitine yönelik istinaf talebinin reddine, yüklenen vakıalara yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, birleşen 2020/284 Esas sayılı davanın kabulüne yönelik istinaf talebinin reddine, birleşen 2018/938 Esas sayılı davanın kabulüne yönelik istinaf talebinin reddine, kadının davasının takip edilmemesi üzerine açılmamış sayılma kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmamakla asıl davaya yönelik istinaf talebinin reddine, Bölge Adliye Mahkemesinin 2022/1440 Esas, 2022/1890 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının 2020/284 Esas sayılı davanın kabulü yönünden kaldırılması nedeniyle birleşen 2020/284 Esas sayılı dava dosyasında açılan davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi gereğince boşanmalarına, 20.000,00 TL maddî, 20.000,00 TL manevî tazminatın kadından alınarak erkeğe verilmesine, kadının yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat, ziynet ve para taleplerine yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, mahkemece bu konularda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediğinden boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri dikkate alınarak kadının yoksulluk nafakası, maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, ziynet ve para iadesi talebi hakkında usulünce açılmış bir dava olmadığından karar verilmesine yer olmadığına, tedbir nafakasına yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, kadının tedbir nafakası talebinin reddine, kadının diğer istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı-davalı kadın vekili; gerekçesiz şekilde hüküm kurulması, erkeğin zina davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminatlar, velâyet, boşanma sebepleri, nafaka, vekâlet ücreti yönünden usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflarca açılan boşanma ve fer'îleri istemine ilişkin davada taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğin zinaya dayalı boşanma davasının kabulü kararının yerinde olup olmadığı, tazminat ve nafaka şartlarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediği, miktarlarının uygun olup olmadığı, velâyet ve vekâlet ücretinin karar tarihi itibariyle miktar yönünden doğru hesaplanıp hesaplanmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 6 ncı, 161 nci maddesi, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175 inci maddesi, 182 nci, 324 üncü, 327 nci, 328 inci, 329 uncu, 330 uncu ve 336 ncı maddeleri, 6100 sayılı Kanun'un 323 üncü, 326 ncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci ve 51 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Davalı-davacı erkek vekili birleşen dava dilekçeleri ile 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası ve 161 inci maddesi uyarınca zina nedeniyle tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Dairemizin 09.11.2023 tarihli bozma kararından sonra Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar ile; kadının evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerden kaçınmak için ortak haneyi terk etmekle ve sadakatsiz davranışlarda bulunmakla ve zina yapmakla yaşanan geçimsizlikte kusurlu olduğu gerekçesi ile yüklenen vakıalara yönelik istinaf talebinin kısmen kabulüne, birleşen 2020/284 Esas sayılı davanın kabulüne yönelik istinaf talebinin reddine, birleşen 2018/938 Esas sayılı davanın kabulüne yönelik istinaf talebinin reddine, kadının davasının takip edilmemesi üzerine açılmamış sayılma kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmamakla asıl davaya yönelik istinaf talebinin reddine, Bölge Adliye Mahkemesinin 2022/1440 Esas, 2022/1890 Karar sayılı ilamıyla İlk Derece Mahkemesi kararının 2020/284 Esas sayılı davanın kabulü yönünden kaldırılması nedeniyle birleşen 2020/284 Esas sayılı dava dosyasında açılan davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 161 inci maddesi gereğince boşanmalarına ve ferilerine, kadının diğer istinaf taleplerinin reddine karar verilmiştir. Zina olayının mevcut sayılabilmesi için en önemli koşulu, “cinsel ilişkinin” varlığının kesin veya güçlü karinelerle kanıtlanmış olmasıdır. Yapılan incelemede; davacı-davalı kadının bir başka erkekle cinsel ilişkiye girdiği kesin veya güçlü karinelerle kanıtlanmış değildir. Buna göre davalı-davacı erkeğin birleşen zina davasının reddi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının davacı-davalı kadın yararına erkeğin zinaya dayalı birleşen davasının kabulü yönünden BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,