"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi
SAYISI : 2021/219 E., 2023/283 K.
DAVA TARİHİ : 26.10.2010 - 07.12.2021
HÜKÜM/KARAR : Ret
KARAR DÜZELTME İSTEYEN : Davacı-karşı davalı kadın vekili
Taraflar arasındaki karşılıklı açılan boşanma ve tedbiren velâyet davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı- karşı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı -karşı davalı kadın vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
1.Davacı -karşı davalı kadın dava dilekçesinde özetle; evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını iddia ederek, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davacı -karşı davalı kadın vekili bozma sonrası sunduğu dava dilekçesinde özetle; erkeğin annesinin tarafların evliliğinin başından itibaren müvekkiline yönelik sürekli eleştirel tutum ve davranışlarda bulunduğunu, erkeğin şiddet ve hakaretine maruz kaldığını, erkeğin kadının yaptığı işleri beğenmediğini, müvekkilini sürekli eleştirdiğini, müvekkilin kendi ailesi ile görüşmesini engellemeye çalıştığını, tehdit ettiğini, müvekkilinin evlilik birliği öncesinde ve sonrasında öğretmen olarak çalıştığını, buna rağmen erkeğin kazandığı maaş ve ihtiyaçlarına yönelik harcamalarına dahi müdahale ettiğini, erkeğin evlilik birliği içerisinde üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini, ortak çocuklara karşı gereken baba şefkatini göstermediğini iddia ederek tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye tevdiine, çocuklar için aylık 750,00'şer TL tedbir, iştirak, nafakanın TÜFE oranında artırılmasına, 200.000,00 TL maddî, 200.000,00 TL manevî tazminata nafakasına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı erkek vekili bozma sonrasında sunduğu cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacı- karşı davalı eşin annesinin kışkırtma ve yönlendirmeleriyle müvekkilinin bulunduğu çevrede birçok olay çıkararak küçük düşürdüğünü, iddiaların asılsız olduğunu, kadın eşin annesinin bizzat müvekkilinin yanında " çok konuştuğunda da kapıları duvara vur gürültü çıkar. Onu burada utandır, gör bak nasıl taşınır" dediğini, kadının, annesinin kapısını tekmelediğini ve iki hafta sonra da müvekkilinin ailesinin evine giderek 10 yıldır vitrinde aynı yerde duran müvekkile ait fotoğrafları çerçeveden çıkararak yırttığını, müvekkilinin ailesinin tepki gösterdiğinde ise "benim kocamın fotoğrafı annesi ile aynı yerde olamaz" cevabını verdiğini, kadın eşin bu olayın devamında eşyalarının bir kısmını toplayarak aile konutu terk ederek babasının evine taşındığını, kadının müvekkili ve aile çevresine karşı fiziksel ve psikolojik şiddet uygulaması, kanundan kaynaklanan yükümlülükleri yerine getirmemesi sebebiyle tamamen kusurlu olduğunu iddia ederek kadının davasının reddine, ortak çocukların velâyetinin müvekkiline verilmesini, müvekkili yararına 100.000,00 TL maddî, 100.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 29.12.2010 tarih ve 2010/1676 Esas, 2010/1869 Karar sayılı kararıyla; tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca boşanmalarına, taraflar karşılıklı olarak birbirlerinden tedbir nafakası dahil herhangi bir şekilde nafaka, tazminat, eşya, eşya bedeli ve mal istemediklerinden bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı kadın tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2.Dairemizin, 27.04.2021 tarihli ve 2021/2403 Esas, 2021/3514 Karar sayılı ilâmıyla; tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin 3 üncü maddesi uyarınca boşandıkları, hükmün davacı kadın tarafından temyiz edildiği, anlaşmalı boşanma yönünde oluşan karar kesinleşinceye kadar eşlerin bu yöndeki diğer bir ifadeyle gerek boşanmanın mali sonuçları, gerekse çocukların durumu hususunda kabul edilen düzenlemeleri kapsayan irade beyanından dönmesini engelleyici yasal bir hüküm bulunmadığı, boşanmalarına karar verilse dahi davacının anlaşmalı boşanma hükmünü gerçekleşen anlaşmaya rağmen temyiz etmesi davadan açıkça feragat etmedikçe anlaşmalı boşanma yönündeki iradesinden rücu niteliğinde olduğu, bu halde anlaşmalı boşanma davasının "çekişmeli boşanma" olarak görülmesi gerektiği, açıklanan sebeple mahkemece taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, kadın tarafından açılan ve çekişmeli boşanma davasına dönüşen asıl davada, asıl dava tarihinden yani 26.10.2010 tarihinden öncesine ilişkin iddia olunan vakıalar, tarafların yeniden bir araya gelmeleri ve 11 yıla yakın süre birlikte yaşamaları, 3 çocuklarının bu süreçte doğması nedeni ile, artık bu olayların affedilmiş en azından hoşgörü ile karşılanmış sayılması gerektiği, erkeğe kusur olarak yüklenmesi mümkün olmadığı, her davanın açıldığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği, boşanma davasından sonraki olayların da davalıya kusur olarak yüklenemeyeceği, karşı dava dilekçesinin harcı yatırılmak suretiyle verilmiş ise de, karşı dava dilekçesinde boşanma talebi olmaksızın boşanmaya bağlı velâyet, maddî ve manevî tazminat talep edildiği, oysa ki ortak çocukların velâyeti ve tazminat taleplerinin boşanma davasından bağımsız olarak talep edilemeyeceği gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, ortak çocukların velâyetinin tedbiren anneye verilmesine, ortak çocuklar ile baba arasında tedbiren yatılı kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuklar için 01.04.2022 tarihli ara karar ile hükmolunan 500,00'er TL tedbir nafakasının, karar tarihinden itibaren 250,00 'şer TL artırılmasına, ortak çocukların her biri için ayrı ayrı ve her ay olmak üzere 750,00' şer TL tedbir nafakasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- karşı davalı kadın vekili, reddedilen davası ve ortak çocuklarla baba arasında tedbiren kurulan kişisel ilişki yönünden temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Dairenin 02.11.2023 tarihli ve 2023/7373 Esas, 2023/5095 Karar sayılı kararıyla, Mahkeme kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ve bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin hukuken mümkün bulunmadığı anlaşılmakla kadının tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı- karşı davalı kadın vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davacı -karşı davalı kadın vekili ileri sürerek; temyiz sebeplerini tekrar ederek kararın düzeltilmesini ve onama kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı kadının boşanma davasının kabulü koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği ve ortak çocuklar ile baba arasında tedbiren kurulan yatılı kişisel ilişkinin çocukların üstün yararına uygun düşüp düşmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
4721 sayılı Kanun'un 6 ncı, 166 ncı, 169 uncu ve 323 üncü maddeleri. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı ve 194 üncü maddeleri. 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi 3 üncü, 9 uncu ve 12 nci maddesi. Çocuk Haklarının Kullanılmasına dair Avrupa Sözleşmesi 3 üncü, 4 üncü ve 6 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Yargıtay kararının düzeltilmesi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Mahkemece verilen karar, Dairemizce yasal ve hukuki dayanakları gösterilmek suretiyle onanmış olup temyiz ilamında bildirilen gerektirici sebeplere, göre karar düzeltme istemi 1086 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesindeki nedenlerden hiçbirisine dayanmamaktadır. Bu nedenle yerinde olmayan istemin reddi gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Karar düzeltme talebinin REDDİNE,
1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin son fıkrası ve 4421 sayılı Kanun'un 2 nci ve 4 üncü maddesinin (b) bendinin (1) inci alt bendi delaletiyle takdiren 1.470,00 TL para ceza ile 891.50 TL karar düzeltme ret harcının düzeltme isteyenden tahsiline,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.