"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1193 E., 2022/203 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziosmanpaşa 1. Aile Mahkemesi
SAYISI : 2016/582 E., 2018/1249 K.
Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince her iki davanın kabulüne ve ferilerine karar verilmiştir.
Kararın davalı karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesi kararı davacı karşı davalı erkek vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.06.2023 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davacı karşı davalı ... vekili Av. ... ve karşı taraf davalı karşı davacı ... ile vekili ... ... ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı-karşı davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle ; müvekkilinin bir gece davalının başka bir erkekle telefonda konuştuğuna şahit olduğunu, davalının bu duruma kaçamak cevap verdiğini, müvekkilinin şüphelendiğini, davalının 2 numarayı bayan ismi ile kaydettiğini, bu iki numara ile görüştüğünü, müvekkilinin ablasının davalıyı dışarıda başka bir erkek ile konuşup görüştüğünü gördüğünü, davalının evden ezcane market vs yerlere gitmek için çıktığını, bu yerlerin eve çok yakın olduğunu ancak davalının saatler sonra eve geldiğini, müvekkilinin 2016 yılında davalının babasının çalıştığı işyerine konuşmaya gittiğini, boşanma isteğini söylemek için oraya gittiğini, davalının babasının tartışma ortamı oluşturduğunu, müvekkilinin bu durumda oradan ayrılmak istediğini, ancak sonradan davalının diğer akrabalarının adrese geldiklerini ve müvekkilini darp ettiklerini, tarafların bu olaydan sonra ayrı yaşamaya başladıklarını, müvekkilinin şu an müşterek çocuklar ile birlikte yaşadıklarını, davalının çocuklarını aramadığını, görmek istemediğini iddia ederek, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin müvekkiline verilmesine, çocuklar için ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili yararına 15.000,00 TL maddî ve 30.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı-karşı davacı kadın vekili cevap ve birleşen dava dilekçesinde özetle; erkeğin müvekkiline çirkin iftiralarda bulunduğunu, müvekkilinin evlendiği günden beri eşine ... olduğunu, erkeğin müvekkiline fiziksel şiddet uygulaması sonucunda bebeklerinin öldüğünü, erkeğin bahsetmiş olduğu hattın müvekkiline ait olmadığını, erkeğe ait olduğunu, müvekkilinin evlendiğinden beri aynı telefonu kullandığını, aile apartmanında oturduklarını, bu nedenle müvekkilinin telefon kullanmasına izin verilmediğini, müvekkilinin başka erkekler ile görüştüğü ve eczane vs yerlere gidip uzun saatler gelmediği yönündeki iddiaların tamamen yalan olduğunu, müvekkilinin dışarıya hiçbir zaman yalnız çıkmadığını, çocukları yada eşinin yengesi ile gittiğini, davacının müvekkilini evden kovduğu günden bu yana müvekkilinin yakınlarına ulaşmaya çalıştığını, telefon açtığını, mesaj gönderdiğini, müvekkilini sevdiğini söylediğini, davacının facebook'da başka kadınlar ile yazıştığını, müvekkilinin bu durumu sorduğunda davacının "dul bir kadın beni evine çağırıyor" gibi cevaplar verdiğini, davacının müvekkiline evliliğin başından beri şiddet uyguladığını, 2011 yılında karnında 4 aylık bebeği varken şiddete uğradığını, hastaneye götürülmesi için davacıya yalvarıldığını ancak götürmediğini, 10 gün sonra bebeğin öldüğünün anlaşıldığını, müvekkilinin çocukları aramadığı iddiasının gerkçek dışı olduğunu, müvekkilinin çocukları görmek için gittiğini ancak davacı ve abisi tarafından taş ile kovulduğunu, davacının müşterek çocukları müvekkiline göstermediğini, çocukların anne bakımına muhtaç olduklarını beyanla asıl davanın reddine, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesi birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, çocuklar için ayrı ayrı aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili yararına aylık 500,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100.000,00 TL maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının evlilik birliği içerisinde güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, erkeğin haberi olmaksızın başka erkeklerle konuştuğunun belirlendiği, yine son yaşanan olayda kadının bu sebeple babasının evine gittiği, her ne kadar evliliğin başından beri kadının şiddet gördüğü iddia edilmiş ise de bu konuda görgüye dayalı tanık bilgisi bulunmadığı, tanıkların son yaşanan olay şeklinde anlattıkları ve darp olduğunu gördüklerine dair beyanlarına itibar edilse bile sürekli ve devam edegelen bir şiddetin varlığından söz edilebilmesinin mümkün olmadığı, kadının 2016 yılında giderek üç yıl önce şiddet gördüğünü söyleyerek erkekten şikayetçi olduğu ancak üç yıl önce gerçekleştiğini iddia ettiği olaya ilişkin beyan dışında bir delilinin bulunmadığı, dinlenen tanık beyanlarından her ne kadar kadının daha önce de telefonda başkaları ile görüşmesi sebebi ile telefonunun elinden alınması gibi bir durum olsa da bu durumun uzun sürmediği ve kadının ailesi ile iletişimini eşinin telefonu ile sağlayabildiği, yine dinlenen tanık beyanları uyarınca ailesi ile görüştürmeme yönünde bir baskı olmadığı, meydana gelen olaylarda kadının ağır kusurlu olduğundan nafaka talebinin reddine, kadının eylemleri erkeğin kişilik haklarına saldırı mahiyetinde olduğundan ve erkeğin mevcut ve beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelendiğinden ekeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, ortak çocuğun velâyetinin uzman raporu uyarınca anneye verilmesine, çocuklar ile baba arasında kişisel ilişki tesisi ile çocukların yaşı ihtiyaçları, babanın gelir durumu ve hakkaniyet ilkesi gözetilerek çocuklar lehine nafaka takdirine hükmedildiği gerekçesi ile her iki boşanma davasının da kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye verilmesine, çocuklar için ayrı ayrı aylık 100,00 TL tedbir ve 200,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 150,00 TL tedbir nafakasına, kadının yoksulluk nafakası ve tazminat taleplerinin reddine, erkek yararına 7.000,00 TL maddî, 7.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-karşı davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin birliğin temelinden sarsılmasında kusurlu bir davranışının olmadığını, erkeğin fiziksel şiddet ve birlik görevlerini ihmal etmesi nedeni ile evliliğin bu hale geldiğini, müvekkilinin sadakatsizlik iddialarının iftiradan ibaret olduğunu, müvekkilinin telefonla ailesi ile dahi görüşmesinin engellendiğini, iddiaların gerçek dışı olduğunu, erkeğin davasının reddinin gerektiğini, mahkemece takdir edilen iştirak nafakasının çok düşük olduğunu, kişisel ilişki süresinin de çok uzun olduğunu, erkek yararına hükmedilen tazminatların hukuka aykırı olduğunu, müvekkili yararına tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirtilerek, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, müvekkili aleyhine hükmedilen tazminatlar, baba ile çocuklar arasında kurulan kişisel ilişki, iştirak nafakalarının miktarı, müvekkilinin reddedilen tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri yönünden ilk derece mahkemesinin kararının lehine kaldırılmasını talep ederek istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi tarafından evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kadının ağır kusurlu olduğunun kabul edildiği ancak erkeğe hangi maddî vakıalar nedeniyle az da olsa kusur yüklenildiğinin açıklanmadığı, dosya kapsamına göre; evlilik birliğinin temelden sarsılmasına neden olan olaylarda dayanılan ve ispatlanan maddî vakıalar yönünden; kadın eşe fiziksel şiddet uygulayan, ailesiyle telefon görüşmelerini dahi kontrol altında yapmasına neden olan, ailesinin müdahalesine sessiz kalan erkeğin tam kusurlu olduğu, kadına yüklenebilecek bir kusurun ispatlanmadığı, hatalı kusur belirlemesiyle erkeğin davasının da kabulüne karar verilmesi doğru değil ise de taraflarca istinaf kanun yoluna müracaat edilmediğinden boşanmaya ilişkin kararın 20.05.2019 tarihinde kesinleştiği, bu nedenle yanılgıya işaret edilmekle yetinildiği, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, hatalı kusur değerlendirmesi yapılarak kadının tazminat taleplerinin reddi ile erkeğin tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi ve boşanma sonucunda yoksulluğa düşecek olan kadının bu talebinin de reddinin hatalı olduğu, tarafların ortak çocuklar için takdir edilen nafaka miktarının az olduğu gerekçesi ile kadının kusur belirlemesi, reddedilen yoksulluk nafakası ve tazminat talepleri ile iştirak nafakasının miktarı, erkeğin kabul edilen tazminatlarına ilişkin istinaf taleplerinin kabulü ile evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda tam kusurlu olan erkeğin maddî ve manevî tazminat talebinin reddine, ortak çocuklar için ayrı ayrı aylık 300,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 300,00 TL yoksulluk nafakasına, 30.000,00 TL maddî ve 20.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı-karşı davalı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü kararının hatalı olduğunu, birliğin temelinden sarsılmasında kadının tam kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kadının kusurlarının tanık beyanları ile sabit olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince tazminat ve nafaka yönünden verilen kaldırma kararının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kusur belirlemesi, müvekkili aleyhine hükmedilen nafaka ve tazminatlar ile reddedilen tazminat talepleri yönünden Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların kusur durumları, kadın yararına hükmedilen maddî ve manevî tazminat, nafakalar ve miktarları ile erkeğin maddî ve manevî tazminat taleplerinin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 362 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun'un 4 üncü, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu maddesi, 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları, 175 inci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 50 nci ve 51inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Duruşma için takdir olunan 8.400,00 TL. vekâlet ücretinin Garip'ten alınıp Fatma'ya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.