Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Aile Mahkemesi

SAYISI : 2019/510 E., 2021/617 K.

KARAR : Kısmen kabul, kısmen ret

Taraflar arasındaki iptal ve tescil, mümkün olmadığı takdirde katılma alacağı davasından dolayı bozma sonrası yapılan yargılama sonunda, Mahkemece asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; davacı erkeğin açtığı birleşen dava yönünden kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;

Bölge Adliye Mahkemeleri, 5325 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 25 inci ve geçici 2 nci maddeleri uyarınca kurulmuş ve Adalet Bakanlığının 07.11.2015 tarihli ve 29525 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kararı uyarınca tüm yurtta 20.07.2016 tarihinde göreve başlamışlardır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemelerinden verilen nihai kararlar istinaf yoluna tabidir.

Dosyanın incelenmesinde; sadece davacı erkeğin açtığı asıl dava yönünden Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarih ve 2016/14979 Esas, 2018/18670 Karar sayılı kararı ile kararın bozulmasına karar verildiği, yapılan bozma işleminden sonra davacı erkeğin açtığı birleşen davanın işbu dava ile birleştirilmesine karar verildiği, birleşen dava yönünden bir bozma kararı olmadığı ve birleşen dava yönünden 20.07.2016 tarihinden sonra ilk defa nihai karar verildiği anlaşılmaktadır.

Davalı kadın vekilinin temyizi üzerine dosya Dairemize gelmiş ise de, davacı erkeğin açtığı birleşen dava hakkında 20.07.2016 tarihinden sonra 22.10.2021 tarihinde nihai karar verildiğinden Mahkemece verilen karar istinaf incelemesine tabi olup Bölge Adliye Mahkemesince istinaf incelemesi yapılması gerektiğinden, ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere davacı erkeğin açtığı birleşen dava yönünden dosyanın Mahkemesine geri çevirilmesine karar vermek gerekmiştir.

Davalı kadın vekilinin asıl dava yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı erkek vekili dava dilekçesinde; evlilik birliği içinde kredi ile davalı adına 222 ada 15 parselde kayıtlı dairenin satın alındığını, taksitlerin müvekkili tarafından ödendiğini, kredi ödemelerinin devam ettiğini, yine müşterek ödenen kredi ile davalı adına ... plakalı aracın satın alındığını, müvekkiline ait yazlığın satılarak bedelinin davalı adına kayıtlı 861 ada 13 parsel 6 nolu daire için çekilen kredinin borcunun ödendiğini belirterek; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik edinilmiş malların yarı hissesinin müvekkili adına tescilini, mümkün olmaması halinde 10.000,00 TL'nin dava tarihininden itibaren faizi ile bilrikte müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı kadın cevap dilekçesinde; babasının adına kayıtlı taşınmazı eniştesine satarak kredi kullanılarak 222 ada 15 parselde kayıtlı taşınmazın edinilmesine yardım ettiğini, kredi borçlarını ailesinin yardımı ile ödemeye devam ettiğini, 861 ada 13 parsel 6 nolu daireyi ablası ile ortak aldığını belirterek; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI

1. Dava boşanma davasında karşı dava olarak açılmış olup boşanma dava dosyasından 20.02.2014 tarihli (4) nolu celsede ayrılmasına karar verilmiştir.

2. Mahkemenin 19.04.2016 tarih ve 2014/180 Esas ve 2016/325 Karar sayılı kararı ile, davalının babasının kendisine ait 932 ada 12 parsel 4 nolu dairesini 09.05.2006 tarihinde sattığı, tasfiye konusu 222 ada 15 parselde kayıtlı dairenin, satıştan iki gün sonra 11.05.2006 tarihinde satın alınarak davalı adına tescil edildiği, davalının tanıklarının da davalının babasının kendi dairesini satarak bu daireyi aldığını, hatta eksik kalan parayı da kendisinin tamamladığını söylediği, tanık beyanları ve devir-edinme tarihlerindeki yakınlık birlikte değerlendirildiğinde, tasfiye konusu taşınmazın davalının babasının evinin satılması sonucu elde edilen para ile alındığı, bağış ve davalının kişisel malı olduğu; tasfiye konusu 861 ada 13 parsel 6 nolu dairenin edinilmiş mal olduğu, katılma alacağı hesabı yönünden düzenlenen 01.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda davacının 16.275,00 TL katılma alacağı tespit edildiği; ... plakalı aracında edinilmiş mal olduğu, katılma alacağı hesabı yönünden düzenlenen 01.03.2016 tarihli bilirkişi raporunda davacının 1.531,97 TL katılma alacağı hesaplandığı; davacının toplam 17.806,97 TL katılma alacağı olduğu, taleple bağlı kalınarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle; davanın kabulüyle, 10.000,00 TL katılma alacağının tasfiye tarihinden (19.04.2016) itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ

A. Bozma Kararı

1. Mahkeme kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarih ve 2016/14979 Esas, 2018/18670 Karar sayılı kararı ile, davacı vekilinin tasfiye konusu 222 ada 15 parselde kayıtlı daireye ilişkin temyiz itirazlarını yönünden, Mahkemece 222 ada 15 parseldeki dairenin davalının kişisel malı olduğu kabul edilmişse de, bu kabulün dosyadaki delillerle uyuşmadığı; davalının babasının kendisine ait daireyi diğer damadına sattığı, satış sırasında kredi kullanıldığı, kredi ödemelerine ait dekontlarda ödemelerin eldeki davanın davacısı ve davalısı olan eşler tarafından yapıldığı, tanık Seyhan'ın beyanında da babasına ait daire için çekilen kredinin taraflarca ödendiği ifade ettiğinden, tasfiye konusu 222 ada 15 parseldeki dairenin davalının kişisel malı olmadığının yani edinilmiş malı olduğunun kabulü gerektiği; tasfiye konusu dairenin alınmasında kullanılan davalının babasına ait daire için çekilen krediye ait tüm evraklar getirtilerek, evlilik birliği içine ve boşanma dava tarihi sonrasına isabet eden ödemeler olup olmadığı gözetilerek, tasfiye konusu dairenin (karar bozulmakla değer güncelliğini yitirdiğinden) bozma sonrası yeni karar tarihine en yakın tarihteki piyasa rayiç (sürüm) değeri tespit edilerek, bu değerden hareketle artık değere katılma alacağının hesaplanması gerektiği belirtilerek davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulüyle hükmün bozulmasına, davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar

Mahkemenin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda 222 ada 15 parseldeki daire yönünden davacının 90.476,10 TL katılma alacağı bulunduğunun tespit edildiği; 861 ada 13 parsel 6 nolu daire ve araç yönünden toplam 17.806,97 TL davacının katılma alacağının olduğu, talebin 10.000.00 TL'lik kısmının kabul edilmiş olmakla eksik kalan 7.806,97 TL'lik kısmının önceki bilirkişi raporunda belirlendiği gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, asıl dava ve birleşen dava yönünden tasfiye konusu 222 ada 15 parseldeki daire için davacının 90.476,10 TL katılma alacağının karar tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline; birleşen davanın kısmen kabulüyle, tasfiye konusu 861 ada 13 parsel 6 nolu daire ve araç için 7.806,97 TL katılma alacağının ilk karar tarihi olan 19.04.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuran

Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı kadın vekili temyiz dilekçesinde; boşanma davasının 21.05.2014 tarihinde kesinleştiğini, birleşen davanın zamanaşımına uğradığını, 222 ada 15 parseldeki taşınmazın müvekkilinin babasına ait taşınmazın satış bedeli ile alındığını, babasının satış bedelini miras hissesine mahsuben verdiğini, yargılama giderlerinin iki maddede tekrar edilerek mükerrer tahsilata nedeni olunduğunu belirterek kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, taşınmazın kişisel mal olup olmadığı, zamanaşımının dolup dolmadığı ve yargılama giderlerinin doğru hükmedilip hükmedilmediği, usuli kazanılmış hak noktasında toplanmaktadır. Dava, iptal ve tescil, mümkün olmaması halinde katılma alacağı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 26 ncı maddesi, 190 ıncı maddesi, 297 nci maddesi, geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi, 202 nci maddesi, 219 uncu maddesi, 222 nci maddesi, 225 inci maddesinin ikinci fıkrası, 229 uncu maddesi, 230 uncu maddesi, 231 inci maddesi, 235 inci maddesinin birinci fıkrası, 236 ıncı maddesinin birinci fıkrası; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ve devamı; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararı.

3. Değerlendirme

1. 6100 sayılı Kanun'un 26 ıncı maddesi uyarınca, hakim, tarafların talep sonucu ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Ayrıca, aynı Kanun'un 297 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca da, hükmün sonuç kısmında her bir talep hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı ve taleplerden her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.

2. Vermiş olduğu bir hüküm Yargıtay tarafından bozulan ve Yargıtay’ın bu bozma kararına gerek iradi ve gerekse kanuni şekilde uymuş olan hukuk mahkemesi, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Mahkeme, bozma kararından dönerek direnme kararı veremeyeceği gibi, hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan bölümleri hakkında da yeni bir hüküm kuramaz. Bu müesseseye usuli müktesep hak veya usule ilişkin kazanılmış hak denir. Usuli müktesep hak, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş, usul hukukunun ana ilkelerindendir ve kamu düzeni ile ilgilidir. Açıkça bozmaya uyulmasına karar verilmesiyle, taraflardan birisi yararına usule ilişkin kazanılmış hak doğar. Bundan sonra mahkemenin yapacağı iş, bozma kararı uyarınca ve o doğrultuda işlem yapmak ve gerekli kararı vermekten ibarettir. Kural olarak, hakim ara kararından dönebilirse de, bozmaya uyulmasına ilişkin karar bunun istisnalarındandır. Farklı anlatımla; bozma kararına uyan Mahkeme, bununla bağlıdır.

3. Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi, bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir (Prof. Dr. Baki Kuru, Usuli Müktesep Hak (Usule İlişkin Kazanılmış Hak), Dr. A. Recai Seçkin’e Armağan, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayınları, No 351, 1974, s. 395 vd.).

4.Yukarıda açıklanan yasal düzenleme ve ilkeler uyarınca yapılan incelemede; öncelikle, somut olayda, Mahkemece davacı erkeğin açtığı asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulmamıştır. O halde, Mahkemece davacı erkeğin açtığı asıl dava yönünden incelenecek açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde denetime elverişli bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.

5. Diğer yandan, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 14.11.2018 tarihli kararında hükmün 222 ada 15 parsel sayılı taşınmaz yönünden bozulmasına karar verildiği, davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddine karar verildiği, bozma kapsamı dışındaki talepler yönünden açıkça onama kararı bulunmadığı anlaşılmaktadır. O halde, Mahkemece, bozma ilamına uyulduğuna göre, infazda tereddüt oluşmaması ve bozma kapsamı dışında kalması yolu ile taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek davacının asıl davadaki talepleri yönünden ayrı ayrı yeniden hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde sadece bozma kapsamındaki yönlerden karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, hükmün bu sebeple de bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

A. Birleşen Dava Yönünden

Birleşen dava yönünden istinaf incelemesi yapılması için ilgili Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmek üzere dosyanın Mahkemesine GERİ ÇEVİRİLMESİNE,

B. Asıl Dava Yönünden

Temyiz olunan Mahkeme kararının asıl dava yönünden BOZULMASINA; bozma sebebine göre, davalı kadın vekilinin asıl davaya yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde asıl dava yönünden karar düzeltme yolu açık olmak üzere,03.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***