"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1427 E., 2022/1720 K.
KARAR : Başvurunun kısmen kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurma
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
SAYISI : 2021/133 E., 2022/495 K.
Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile hükmün kaldırılarak dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Gönderme kararı sonrasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve karşı davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kısmen kaldırılarak bu yönlerden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı- karşı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı erkek dava dilekçesinde özetle; kadının üç aylık hamile olduğunu, kendisinin bir işte çalışmadığını, eşinin ev hanımı olduğunu, evlilik birliğinin aralarında baş gösteren anlaşmazlıklar nedeni ile çekilmez bir hal aldığını, yaklaşık bir aydır fiilen ayrı yaşadıklarını belirterek sunmuş olduğu protokol hükümleri doğrultusunda davalı kadın ile anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2.Davacı- karşı davalı erkek vekili kaldırma kararından sonraki dava dilekçesinde özetle; kadının çok kıskanç, geçimsiz bir karakteri olduğunu, evliliği baba evinden kurtulmak, daha özgür yaşamak için yaptığını, evlilik hayatını başından beri benimsemediğini, müvekkiline ve ailesine hakaret ettiğini, müvekkilinin ailesi ile görüşmesine engel olduğunu, müvekkilini aşağıladığını, hiç bir konuda destek olmadığını, başına buyruk davrandığını, kitap satma bahanesi ile sürekli evden çıkıp başka erkeklerle görüştüğünü, müşterek haneye geç saatlerde döndüğünü, müvekkiliyle ve ortak çocukla ilgilenmediğini, başka erkeklerle evli kadına yakışmayan yakınlaşmalarının olduğunu, yaşanan olayda bir öğle arası kadının müvekkilinin telefonunu açmaması üzerine müvekkilinin ortak haneye gittiğini, kapının açılmamasından şüphelenip komşunun evinden kendi evine girdiğinden kadın ve birlikte olduğu kişinin önce telefonlarını gördüğünü, sonrasında da birisinin elinde çaydanlıkla diğerinin ise kahvaltı tepsisi ile odaya girdiklerini gördüğünü, bu sırada taraflar arasında arbede yaşandığını, kadının müvekkiline tava ile vurup bayılttığını, müvekkil uyandığında ise adamın kaçmış olduğunu anladığını, müvekkilinin sadece doğduğu gün çocuğunu gördüğünü, sonrasında ortak çocuğu müvekkiline hiç göstermediğini belirterek evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, çocuk yararına aylık 500,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili yararına 50.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata hükmedilmesini, ev eşyalarının tespiti ile çiftin arasında paylaştırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı cevap dilekçesinde özetle; imzalamış olduğu protokolü kendi hür iradesi ile imzalamadığını, kendisine zorla imzalattırıldığını belirterek tarafına aylık 500,00 TL tedbir nafakasına, ev eşyalarının yarısının ve ziynet eşyalarının tarafına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Davalı- karşı davacı kadın vekili kaldırma kararından sonra verdiği cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan iddiaların asılsız olduğunu, erkeğin yengesi ile aşırı samimi olduğunu, yengesinin müvekkiline hitaben "Ben kendi kocamdan çok Mustafa'yı severim, oğluma onun ismini verdim, kimseyi karıştırmadım" dediğini, fiziki olarak gereğinden fazla şakalaşmalarının olduğunu, müvekkilinin bu durumdan rahatsızlık duyduğunu erkeğe ilettiğini, ancak eşinin samimi davranışlarına devam ettiğini, keyfi olarak işten ayrıldığını, evlilik birliğinin yükümlülüklerini yerine getirmediğini, erkeğin müvekkiline sürekli hakaret ettiğini, aşağıladığını, ailesinin olumsuz söylemlerinin evlilikleri boyunca devam ettiğini, babasının müvekkiline ahlaksız ithamlarda bulunduğunu, erkeğin, babasının söz konusu söylemlerini durdurmak yerine onunla birlik olup müvekkilinin namusuna karşı karalayıcı söylemlerini devam ettirdiklerini, evlilikleri boyunca müvekkiline fiziksel şiddet uyguladığını, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranarak mahrem konuları komşuları ile paylaştığını, müvekkilinin hamile kalması ile sorumsuzlaştığını, müvekkili beş aylık hamile iken evi terk ettiğini, ortak çocuğun doğumuna dahi gelmediğini belirterek asıl davanın reddine, karşı davanın kabulü ile evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, çocuk yararına aylık 750,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili yararına aylık 750,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, nafakanın yıllık ÜFE-TÜFE oranında arttırılmasına, müvekkili yararına 80.000,00 TL maddî ve 200.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
A. İlk Derece Mahkemesinin Birinci Kararı
İlk Derece Mahkemesinin 21.06.2018 tarih ve 2016/586 Esas, 2018/306 Karar sayılı kararı ile; dosyada anlaşmalı olarak boşanma talebi ile dava dilekçesi ve eki protokolü ibraz edildiği ancak kadının 09.03.2017 tarihli duruşmada bizzat protokol hükümlerinin iradesini yansıtmadığını belirttiği ve bu nedenle boşanmayı talep ettiği ancak bir kısım feri istemlerde bulunduğu böylelikle davanın 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereği çekişmeli boşanma davasına çevrildiği, erkeğin düzenli gelir getiren bir işi olmadığı, bulduğu işlerde sürekli çalışmadığı ve işine sebat etmediği, bu nedenle evin ekonomik ihtiyaçlarına duyarsız kaldığı, kadına düğün merasimi tesis etmediği gibi bu yönde evlilikten önce kadına yapmış olduğu ahdi yerine getirmediği, ortak haneyi terk ederek kadını yalnız başına bıraktığı hususlarının tanık anlatımları ile doğrulandığı, davalı kadının ise,erkeğin ailesine karşı sinkaflı beyanlarının olduğu bu hususu ikrar ettiği, erkeğin ailesi ile görüşmesine ... göstermediği, erkeğin ailesini ortak haneye almadığı, evliliğin tesisinden evvel gerçekleşen olaylardan ötürü erkeğin ailesine duyduğu öfkeyi evlilik birliğini sarsacak şekilde dışa vurduğu, kadının kıskanç bir yapıda olduğu, erkeğin iş hayatını da etkileyecek biçimde evlilik içerisinde sorun teşkil edecek boyutta kıskançlık yaptığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin davalı anneye verilmesine, baba ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına aylık 150,00 TL tedbir ve aylık 250,00 TL iştirak nafakasına, kadın yararına bağlanan aylık 200,00 TL tedbir nafakasının karar kesinleşinceye kadar devamına, kararın kesinleşmesinden itibaren tedbir nafakasının kaldırılmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Gönderme Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili tarafından hükmün tamamı yönünden istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin 10.02.2021 tarih ve 2018/2638 Esas, 2021/239 Karar sayılı kararı ile; anlaşmalı boşanma davasının dilekçesinde, davacının, evlilik birliğinin sarsılmasına dayanak vakıaları bildirmesi gerekmediği gibi, böyle bir vakıa bildirmiş olsa bile bunun hangi delillerle ispat edileceğine ilişkin bir delil bildirmesinin de gerekmediği, davalının anlaşmalı boşanma talebine karşı çıkmasıyla davanın kendiliğinden çekişmeli hale geldiği, açıklanan sebeple İlk Derece Mahkemesince taraflara iddia ve savunmalarının dayanağı bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerini içeren beyan ile iddia ve savunmanın dayanağı olarak ileri sürülen her bir vakıanın ispatını sağlayacak delillerini sunmak ve dilekçelerin karşılıklı verilmesini sağlamak üzere süre verilip ön inceleme yapılarak tahkikata geçildikten sonra usulüne uygun şekilde gösterilen deliller toplanarak gerçekleşecek sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, 02.05.2017 tarihli ön inceleme duruşmasında davanın çekişmeli boşanmaya dönüştüğü kabul edildiği halde uyuşmazlığın anlaşmalı boşanma dava dilekçesine göre belirlenmesi hatalı olup davacıya çekişmeli hale gelen boşanma davasını kanıtlaması için dayandığı vakıaları, delilleri ile varsa boşanma davasının fer'ilerine yönelik istemlerini sunması için süre tanınıp, buna ilişkin dilekçenin davalıya tebliğ edilerek, dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi aşamasından sonra yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu hususun yerine getirilmeden tarafların sadece beyanları alınarak ön inceleme aşaması bitirilerek tahkikat aşamasına geçilmesinin ve yargılamaya devamla karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, gerekçe de belirtilen eksiklikler giderilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine kararın kaldırılma sebebine göre davalının diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
C.İlk Derece Mahkemesinin Son Kararı
İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kadının erkeğe tokat attığı ve hakaret ettiği, düğün yapmaya söz verdiği halde yapmadığı, erkeğin de düzenli olarak çalışmadığı, çalışmadığı dönemlerde evin ihtiyaçları ile ilgilenmediği, ortak haneye eşya almadığı, evden ayrıldıktan sonra kadını ve çocuğunu arayıp sormadığı, ihtiyaçları ile ilgilenmediği, çocuğunu görmeye gitmediği, geçimsizliğe sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu gerekçesiyle asıl ve karşı davanın kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin anneye verilmesine, ortak çocuk ile baba arasında kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına aylık 350,00 tedbir ve iştirak nafakasına, kadın yararına aylık 350,00 TL tedbir ve toptan 4.000,00 TL yoksulluk nafakasına, eşit kusurlu olduklarından tarafların maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı- karşı davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde özetle; kusur belirlemesi, kişisel ilişki, nafaka miktarları ve tazminat taleplerinin reddi yönünden istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; boşanmaya sebep olan olaylarda taraflara yüklenen kusurlu davranışların gerçekleştiği, düğün yapmama kusurunun iddianın ileri sürülüş biçimi ve gerçekleşen duruma göre, erkeğe yüklenen kusur olduğu, İlk Derece Mahkemesince söz konusu kusurun yüklendiği taraf hususunda maddî hata yapıldığı, kadının iştirak nafakası ve toptan hükmedilen yoksulluk nafakası miktarına ilişkin isteminin kabulüne, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre küçüğün ihtiyaçlarına nazaran takdir edilen iştirak nafakası miktarının az olduğu gerekçesiyle ortak çocuk yararına aylık 700,00 TL iştirak nafakasına, tarafların evli kaldığı süre, kadının henüz gelir elde etmese de bir mesleğinin bulunması ve hakkaniyet ilkesi birlikte gözetildiğinde,İlk Derece Mahkemesince yoksulluk nafakasının toptan takdirinde isabetsizlik bulunmasa da; tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen toptan yoksulluk nafakası miktarının az olduğu gerekçesiyle kadın yararına toptan 25.000,00 TL yoksulluk nafakasına, kadının diğer yönlere ilişkin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı- karşı davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı- karşı davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde özetle; erkeğin ağır kusurlu olduğunu, tazminat taleplerinin reddinin hatalı olduğu, nafakaların miktarının az olduğu gibi yoksulluk nafakasına da dava dilekçesindeki talebi gibi aylık şeklinde devam edilmesi gerektiğini, babanın çocukla ilgilenmediği halde aralarında kişisel ilişki kurulmasının çocuğun üstün yararına zedeleyeceğini ileri sürerek kusur belirlemesi, kişisel ilişki, nafaka miktarları ve tazminat taleplerinin reddi yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşanmaya sebep olan olaylarda kusurun hangi tarafta olduğu evlilik birliğinin sarsılması sebebine dayalı boşanma davasında hükmedilen nafaka miktarlarının dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olup olmadığı, ortak çocukla baba arasında kişisel ilişki kurulmasının çocuğun üstün yararına uygun olup olmadığı, kadın lehine maddî ve manevî tazminat verilmesi koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4721 sayılı Kanun’un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 175, 176,182 nci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-karşı davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.