Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1225 E., 2023/699 K.

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Muş 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

SAYISI : 2020/311 E., 2022/225 K.

Taraflar arasındaki boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne, tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir.

Kararın davalı erkek vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı kadın vekili dava dilekçesinde özetle; tarafların 2001 yılında evlendiklerini, evlendikleri tarihten bu yana davalı tarafın gerek müvekkile gerekse de ortak çocuklar ile davacının ailesine yönelik tehdit, hakaret, küçük düşürme gibi eylemleri olduğunu bu durumun evlilik birliğini çekilmez hale getirdiğini, davalı tarafından davacıya fiziksel ve psikolojik şiddet uygulandığını, davalı erkeğin müvekkili birçok defa ortak konutun dış kapısının önüne çıplak bir şekilde koyup cezalandırdığını, bu nedenle tarafların boşanmalarına, müvekkili yararına 2.000,00 TL tedbir ve yoksulluk, çocuklar yararına ayrı ayrı aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına ve ortak çocukların velâyetinin davacı anneye verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP

Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde özetle; kusurlu tarafın davacının olduğunu, davacının müvekkile yüklediği suçlamaların bir iddiadan öteye gitmediğini, evlilik birliğinin kendisine yüklediği özen ve sorumlulukları yerine getirmediğini, sadakat yükümlülüğü denilince eşler arasındaki gerçekleri gizlememe, yalan söylememe, sır saklama gibi benzer yükümlülüklerin de düşünülmesi gerektiğini, karşı tarafın başka bir erkekle samimi ve uygunsuz fotoğrafların sadakat yükümlülüğüne uymadığını gösterdiğini, hiçbir şekilde çocuklarına gereken bakım ve özeni göstermediğini, bu kapsamda Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesinde 2018/89 Esas sayılı dosyasında ortak çocuk ... dayısı tarafından taciz edildiğine ilişkin davası bulunduğunu ancak davacının hala çocuğunu dayısının bulunduğu ortama götürdüğünü, açılan boşanma davasının kabulüne, ortak çocuklar velâyetlerinin müvekkile verilmesine, nafaka taleplerinin reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak açılan boşanma davası ve fer'î lerine ilişkin olup tarafın 20.01.2004 tarihinde evlendikleri, davalı erkeğin davacı kadına fiziksel şiddet uyguladığı, bu durumun tanık Vahit S.'nin "...ben kızımın boğazında ve ellerinde tırnak izleri gördüm." beyanı ve ortak çocuk ....'nin "... Ben bizzat babamın anneme vurduğunu gördüm." beyanı ile sabit olduğu, davalı erkeğin davacı kadına psikolojik şiddet uyguladığının ortak çocuk ....'nin "...babamın anneme ve annemin ailesine hakaret ve küfür ettiğini, genellikle dedeme kötü sözler söylediğini duydum. Babam anneme ithafen ... kızı derdi." şeklindeki beyanı ile ispatlandığı, bu haliyle; taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsılmasında davalı erkeğin tam ve ağır kusurlu olduğu, davacı kadına yüklenebilecek herhangi bir kusurun bulunmadığı gerekçesi ile davacının davasının kabulü ile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, tarafların ortak ve ergin olmayan çocukları velâyetlerinin tedbiren ve nihai olarak davacı anneye verilmesine, velâyeti tedbiren ve nihai olarak davacı anneye verilen ortak çocuklar ile baba ile ortak çocuklar arasında kişisel ilişki tesisine, davacı taraf yararına dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere aylık 200,00 TL tedbir nafakası takdirine, boşanmaya ilişkin karar kesinleştikten sonra aylık 300,00 TL yoksulluk nafakası olarak devamına, velâyeti tedbiren ve nihaki olarak davacı anneye bırakılan ortak çocuklar yararına harcanmak üzere dava tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ayrı ayrı aylık 200,00'er TL olmak üzere toplam 600,00 TL'nin davalıdan alınarak ortak çocukların bakım ve ihtiyaçlarında harcanmak üzere velâyeten davacı anneye verilmesine, karar kesinleştikten sonra her bir çocuk yararına ayrı ayrı aylık 300,00'er TL iştirak nafakası olarak devamına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı erkek vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmün tamamı yönlerinden istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı erkek vekili temyiz başvuru dilekçesinde özetle hükmün tamamı yönünden bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, kadın tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, kadının davasının kabulü ile şartlarının oluşup oluşmadığı ve fer'îleri noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

4721 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi, 166 ncı maddesi, 174 üncü maddesi. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası, 370 inci maddesi ile 371 inci maddesi. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 50 nci ve 51 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı erkek vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Adli yardımdan yararlanması sebebi ile başlangıçta alınmamış olan aşağıda yazılı karar ve ilam harcı ile temyiz başvuru harcının temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***