Logo

2. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

...

MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2023/1530 E., 2023/1766 K.

DAVA TARİHİ : 05.05.2003

KARAR : Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi

SAYISI : 2012/289 E., 2023/126 K.

Taraflar arasındaki katkı payı alacağı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı kadın vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı kadın vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

1.Davacı kadın vekili dava dilekçesinde; tarafların yıllardır yurt dışında çalıştıklarını, müvekkilinin 1980 yılından beri çalışmasından elde ettiği geliri davalı eşine verdiğini, tarafların maaşların birbiri ile hemen hemen aynı olduğunu, yaz tatilinde Türkiye'ye gelindiğinde davalı tarafından tarafların kazancından yapılan birikimlerin T.C. Merkez Bankası'na yatırılarak değerlendirildiğini, ancak davalının bu yatırımların tümünü kendi adına yaptığını, müvekkilinin bilgisi dahilinde olan bu beş adet hesapta değerlendirilen birikim toplamının 1.396.285,10 Mark olduğunu, işleyen vadelerden dolayı da ayrıca gelirler elde edildiğini, ancak bu gelirlerin rakamlarının müvekkili tarafından bilinmediğini; tarafların gelirleri ile 2910 parselde kayıtlı arsa üzerine konut yapıldığını, 42 BL 152 plakalı aracın edindiğini belirtilerek; ortak birikimlerin üzerinde müvekkilinin yarı nispette hak sahipliğinin hükme baglanması suretiyle davalı elinde bulundugu belgelenen 1.396.285,10 Mark nakit tasarrufun yarısının müvekkile ait olmasından dolayı bu paranın davalıdan tahsilini; taraflar 2001 yılı Agustos ayından bu yana ayrı olmakla bu tarihten ortak birikimlerin tümü müvekkilinin istek ve iradesi dışında davalı tarafından değerlendirilmekte olduğundan bu tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte söz konusu paranın tahsilini; tarafların ortak gelirden yaptırdıkları ve halen davalının ikamet etmekte olduğu ev değeri üzerinden (evin tahmini maliyet degeri 60.000,00 Mark) olmakla bu ev değerinin yarısının müvekkiline ait olduğunun hükme bağlanmasını ve davalıdan 2001 Ağustos ayından itibaren işleyecek faizi ile birlikte tahsilini; ortak tasarruflardan davalın satın aldığı 42 BL 152 plakalı aracın değerinin yarısının (tahmini araç degeri 20.000.000.0000 TL) müvekkiline ait olduğunun belirlenmesi suretiyle bu değerin aracın satın alındığı tarihten itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.

2.Davacı kadın vekili 18.04.2014 tarihli dilekçesinde; 08.06.2007 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin banka hesabındaki birikimden 401.161,78 Euro alacağının hesaplandığını, dava tarihi itibariyle TL karşılığının 692.712,52 TL olduğunu, taşınmaz ve araç yönünden ise hesaplama yapılmadığını belirterek; 08.06.2007 tarihli bilirkişi raporunda banka hesabı yönünden dava tarihi itibariyle 692.712,52 TL'nin kabulüne karar verilmesini ve taşınmaz ile aracın dava tarihindeki değerlerinin tespiti ve müvekkilinin katkı payı oranının belirlenmesi için dosyanın bilirkişiye gönderilmesini talep etmiştir.

3. Davacı kadın vekili 21.12.2022 tarihli ıslah dilekçesinde; 09.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda toplam 790.294,98 TL alacağın hesaplandığını, dava açılırken farazi değerler üzerinden harcın yatırıldığını, müvekkilinin taşınmaz, araç, banka hesapları konusunda bir bilgisi olmaksızın harici duyumları ile elde ettiği bilgiler çerçevesinde fazlaya dair haklarını saklı tutarak davanın açıldığını ve toplam 592.514.040.000 eTL (592.514,04 TL) tahmini tutar üzerinden harcın yatırıldığını belirterek; araç için 6.000,00 TL, taşınmaz için 29.500,00 TL, 6013312 - 6154952 - 6154951 nolu hesaplara ilişkin 623.280,004 TL, ortak hesaplara ilişkin 131.514,976 TL alacak olmak üzere toplam 790.294,98 TL alacağın dava tarihinden başlamak üzere yasal faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP

1. Davalı erkek vekili cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.

2. Davalı erkek vekili 16.01.2023 tarihli dilekçesinde; davacının ıslah dilekçesini kabul etmediklerini, on yıllık zamanaşımının dolduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR

1.Dava, ilk Konya 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış olup, Mahkemenin 09.12.2003 tarih ve 2003/436 Esas, 2003/1398 Karar sayılı karar ile, yetkisizlik kararı verilmiş, karar temyiz edilmeksizin 06.02.2004 tarihinde kesinleşmiştir.

2. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davanın 05.05.2003 tarihinde açıldığı, kısmi dava niteliğinde olduğu, dava dilekçesinde 592.514,04 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, davacının 02.01.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle talep miktarını toplam 790.294,98 TL'ye yükselttiği, davacının ıslah yoluyla kısmi dava konusu yaptığı miktarları, bilirkişi raporu doğrultusunda arttırmasından sonra davalı vekilinin zamanaşımı def'inde bulunduğu; kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olmasının, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmediği; boşanma davasının 16.06.2009 tarihinde kesinleştiği, ıslahın yapıldığı 02.01.2023 tarihinde on yıllık zamanaşımının dolduğu; tasfiye konusu 42 BL 152 plaka sayılı araç, 2910 parselde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilen bina ve T.C. Merkez Bankası nezdindeki 6013312, 6154952 ve 6154951 nolu hesaplardaki parada davacının toplamda 790.294,98 TL katkı payı alacağı olduğuna ilişkin 09.12.2022 tarihli raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğu; boşanma sebeplerinin belirgin şekilde ortaya çıkmasından sonra, davalı tarafından şahsi hesaplarından toplamda 722.680,35 Euro çekilmesi ve bu çekilen paranın nereye harcandığına dair geçerli bir açıklamada bulunulmaması hususları birlikte dikkate alındığında, davalının banka hesabındaki paralara mal kaçırmak amacıyla, kötüniyetli olarak çektiği kanaatine varıldığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulü ile, 592.514,04 TL alacağın (davalı adına kayıtlı olan 42 BL 152 plakalı araç, 2910 parselde kayıtlı arsa üzerinde inşa edilen bina ve T.C. Merkez Bankası nezdindeki 6013312, 6154952 ve 6154951 nolu hesaplardan kaynaklı) dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı kadın vekili istinaf dilekçesinde; davanın belirsiz alacak davası olduğunu, ıslahın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle kısmen ret kararının hatalı olduğunu, ıslaha karşı zamanaşımı def'inde bulunulamayacağını belirterek davanın ıslah edilen miktar üzerinden kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, belirsiz alacak davasının hukukumuza ilk olarak 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) ile yürürlüğe girdiği, işbu davanın 05.05.2003 tarihinde açıldığı, eldeki davada dava dilekçesinin Mahkemeye verilmesi ve gerekli harçların yatırılması ile dava açma işlemi tamamlanmış olduğunda o tarihte henüz yürürlükte bulunmayan 6100 sayılı Kanun ile getirilen belirsiz alacak davasına ilişkin hükümlerin işbu davada uygulanmasının mümkün olmadığı, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) yürürlükte olduğu dönemde fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava şeklinde açılan işbu davanın 6100 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmesiyle kendiliğinden belirsiz alacak davasına dönüşeceğinin kabul edilemeyeceği gibi kısmi veya tam ıslahla dahi davanın belirsiz alacak davası halinde getirilmesinin mümkün olmadığı; açılan dava kısmi dava olup kısmi davada dava edilmeyen alacak kesimi için fazlaya ilişkin hakkın saklı tutulmuş olmasının zamanaşımını kesmeyeceği, talep konusu yapılmayan geri kalan kısım bakımından ise zamanaşımının işlemeye devam edeceği; davacının 31.12.2022 tarihli ıslah dilekçesinin boşanma kararının 16.06.2009 tarihinden on yıl geçikten sonra verildiği, dava konusu edilmeyen alacak kesimi için zamanaşımının 16.06.2019 tarihinde dolduğu, hal böyle olunca dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak karar verilmesinde isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle; başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı kadın vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı kadın vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmi dava olarak açılmadığını, dava dilekçesinde gerçek alacak rakamının belirlenemeyecek mahiyette olduğunu ve bu sebeple belirlenecek değer üzerinden müvekkilinin haklarının tahsilinin talep edildiğini, rakamların harca esas değer için bildirildiğini, dava dilekçesinde belirlenecek değerleri yarı oranında tahsili talep edildiğinde ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası niteliğinde olduğunu, ıslah edilen tutar yönünden zamanaşımı dolduğundan ret kararı verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davanın türü, dava değeri, zamanaşımının dolup dolmadığı noktasında toplanmaktadır. Dava, katkı payı ve katılma alacağı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesi, 33 üncü maddesi, 107 nci maddesi, 176 ncı maddesi ve devamı, 190 ıncı maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 448 inci maddesi, 1086 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi; 4722 Sayılı Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 10 uncu maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 5 inci maddesi, 6 ncı maddesi, 179 uncu maddesi; 743 Sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 170 inci maddesi, 186 ncı maddesinin birinci fıkrası, 189 uncu maddesi; 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 146 ncı maddesi, 544 üncü maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 146 ve devamı maddeleri, 646 ncı maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen ..., tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı kadın vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

***