"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/1705 E., 2023/2326 K.
KARAR : Bozmaya uyularak hüküm tesisi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen karşılıklı boşanma davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı erkek vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı erkek vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; tarafların 4 yıldır evli olduklarını, bu evlilikten bir ortak çocuklarının olduğunu, çocuğun davalı annenin yanında kaldığını ancak 3 yıldır çocuğun babasına gösterilmediğini, davalı kadının ortak konutu terk ettiğini ve babasının yanında yaşamaya başladığını, tartışma ve sorunlar çıkararak evde huzursuz mutsuz ortama sebebiyet verdiğini, basit konuları büyüttüğünü, tarafların ruhen ve fikren anlaşamadıklarını, evlilik birliğinin getirdiği yükümlülüklerin hiç birini yerine getirmediğini, hakaret, küfür, tehdit ve beddualar ettiğini, kadınlık görevlerinden kaçındığını iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesi gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babasına verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı kadın vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline izafe edilebilecek en ufak bir kusur bulunmadığını, davacı erkeğin sadakat yükümlülüğüne uymadığını, müvekkiline fiziksel ve psikolojik baskı uyguladığını, müvekkilinin hamileliğini ve doğumunu tek başına yaşadığını, davacı erkekten bebeğin hatırına dahi olsa en ufak bir destek görmediğini, davacı erkeğin müşterek çocuğun dünyaya gelmesini istemediğini, kürtaj olması hususunda müvekkiline baskı ve şiddet uyguladığını, şiddet sırasında hamile olduğunu, çocuğa zarar gelebileceğini uyaran müvekkiline çocuğun umurunda olmadığını söylediğini, davacı erkeğin velâyet talebinin çelişkili ve kötü niyetli olduğunu, bir çocuğa bakacak şartları taşımadığını savunarak davanın reddini istemiş, davanın kabulüne karar verilmesi halinde, ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, çocuk yararına aylık 750,00 TL tedbir ve iştirak, kadın yararına aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakalarına, 50.000,00 TL maddî, 50.000,00 TL manevî tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.12.2021 tarihli kararı ile davalı kadının, evin temizlik ve düzenini sağlamadığı, davacı erkeğin ise; davalıyı aldattığı, ortak çocuğu aldırmak istediği, çocuğun doğumunda davalı kadının yanında olmadığı ve çocuğu arayıp sormadığı, ortak haneyi boşaltmayı teklif ettiği ve kabul edilmediği için evi terk ettiği hususlarında kusurlu oldukları, erkeğin ağır, kadının az kusurlu davranışları ile evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı, ortak çocuğun yüksek yararı gereğince dosya arasındaki sosyal inceleme raporu da gözetilerek velâyetinin annesine verilmesi gerektiği, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olaylara tazminat isteyen davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların onun kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanma sonucu bu eşin, en azından diğerinin maddî desteğini yitirdiği, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alınarak davalı kadın yararına uygun miktarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerektiği, boşanmakla yoksulluğa düşen kadın yararına yoksulluk nafakası koşulları oluştuğu, boşanma davası açılınca hakimin davanın devamı süresince, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine, eşlerin mallarının yönetimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re'sen alması gerektiği, kadın ve çocuklar yararına tedbir nafakasına hükmedilmesinin koşulları oluştuğu, velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorunda olduğu, çocuk yararına iştirak nafakası koşulları oluştuğu gerekçesi ile davanın kabulü ile tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin annesine verilmesine, baba ile kişisel ilişki kurulmasına, ortak çocuk yararına hükmedilen aylık 250,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle 400,00 TL olarak belirlenmesine, iştirak nafakası olarak devamına, kadın yararına hükmedilen aylık 250,00 TL tedbir nafakasının karar tarihi itibariyle 600,00 TL tedbir olarak belirlenmesine, yoksulluk nafakası olarak devamına, kadın yararına 15.000,00 TL maddî ve 25.000,00 TL manevî tazminata karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı kadın vekili, müvekkiline kusur yüklenmesinin doğru olmadığını, davanın reddi gerektiğini, müvekkili yararına hükmedilen nafaka ve tazminat miktarlarının az olduğunu, çocuk yararına hükmedilen nafaka miktarlarının da yetersiz olduğunu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 25.11.2022 tarihli kararı ile toplanan deliller ve dosya kapsamına göre tarafların İlk Derece Mahkemesince kabul edilen kusurlarının gerçekleştiği, boşanmaya neden olan olaylarda davacı erkeğin ağır kusurlu, davalı kadının az kusurlu olduğu, delillerin değerlendirilmesinde, gerekçede ve kusur belirlemesinde hata edilmediği, erkeğin boşanma davasının kabulüne dair kararın doğru olduğu, tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre hükmedilen yoksulluk ve iştirak nafakası ile maddî ve manevî tazminat miktarlarının az olduğu gerekçesi ile kadının tazminat ve nafaka miktarlarına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (2) inci alt bendi gereğince kabulü ile yeniden esas hakkında hüküm kurmak suretiyle kadın yararına aylık 850,00 TL yoksulluk nafakasına, çocuk yararına aylık 650,00 TL iştirak nafakasına, 30.000,00 TL maddî, 30.000,00 TL manevî tazminata, diğer yönlere ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairenin 28.09.2023 tarih, 2023/1156 Esas, 2023/4318 Karar karar sayılı ilamıyla ; "...4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinde "evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerin her birinin boşanma davası açabileceği" hükme bağlanmıştır. Bu hükmü, tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamak ve değerlendirmek doğru değildir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonra da mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir. Öyle ise boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp, daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır. Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki, bu sonuca ulaşılması tamamen davacı erkeğin tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, İlk Derece Mahkemesince davalı kadına kusur yüklenmişse de dinlenen davacı tanığı ....'nin sözlerinin bir kısmı evlilik birliğinin temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak ve birbiri ile çelişkili izahlardan ibarettir. Davalı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan, ortak çocuğu aldırmak isteyen, çocuğun doğumunda davalı kadının yanında olmayan ve çocuğu arayıp sormayan, ortak haneyi boşaltmayı teklif edip kabul edilmediği için evi terk eden davacı erkek tam kusurludur. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir..." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararla; İlk Derece Mahkemesince davalı kadına kusur yüklenmişse de dinlenen davacı tanığı ....'nin sözlerinin bir kısmı evlilik birliğinin temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan, inandırıcı olmaktan uzak ve birbiri ile çelişkili izahlardan ibaret olduğu, davalı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmediği,evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda, sadakat yükümlülüğüne aykırı davranan, ortak çocuğu aldırmak isteyen, çocuğun doğumunda davalı kadının yanında olmayan ve çocuğu arayıp sormayan, ortak haneyi boşaltmayı teklif edip kabul edilmediği için evi terk eden davacı erkeğin tam kusurlu olduğu anlaşıldığından davacının davasının reddine, dava tarihinden itibaren 4721 sayılı Kanun'un 169uncu maddesi kapsamında davalı kadın için aylık 600,00 TL, ortak çocuk ... için aylık 400,00 TL tedbir nafakası bağlanmasına, yargılama gideri ve vekâlet ücretinden davacının sorumlu tutulmasına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı erkek vekili temyiz dilekçesinde özetle;kadının birlik görevlerini yerine getirmediğini belirterek reddedilen davasının tümü yönünden temyiz kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında görülen 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı boşanma ve fer'ileri istemine ilişkin davada bozmaya uygun karar verilip verilmediği, davanın reddi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 190 ıncı, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 4721 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 166 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararında ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olduğu, anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı erkek vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.