Logo

20. Hukuk Dairesi

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Çekişmeli ... ili, ...ilçesi, ... mahallesinde bulunan 410 ada 23 parsel sayılı 14.569,95 m2 yüzölçümündeki taşınmaz tarla niteliğiyle Hazine adına tapuda kayıtlıdır.

Davacı vekili Hazine adına tapuda kayıtlı ... ili, ...ilçesi, ... mahallesinde bulunan 410 ada 23 parsel sayılı taşınmazın 9143,88 m2'sinin müvekkili tarafından 30 yılı aşkın bir süredir kullanıldığını, kadastro çalışmaları sırasında karakolun güvenlik sahasında kaldığı için Hazine adına tesbit gördüğünü, Hazine ile ilgisinin bulunmadığını beyanla taşınmazın 9134,88 m2'sinin tapu kaydının iptali ile müvekkil adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sonunda mahkemece davacının kadastrodan önceki 20 yıllık zilyetliğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından süresi içinde temyiz edilmiştir.

Dava, tapu iptali ve tescil davasıdır.

Taşınmazın bulunduğu yörede 2009 yılında arazi kadastrosu çalışmaları yapılmış, ... kadastrosu çalışması yapılmamıştır.

Davacı vekili dava konusu taşınmazın 30 yılı aşkın bir süredir müvekkilinin zilyetliğinde bulunduğundan bahisle müvekkili adına tescilini talep etmişse de, mahkemece yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişiler ve davacı tanıklarının beyanlarından, davacı ve ailesi göç etmeden önce dava konusu taşınmazın davacının değil babasının zilyetliğinde olduğu, babasının davacı haricinde de mirasçılarının bulunduğu, bu nedenle davacının kendi adına tescil isteyemeyeceği, mirasçılar arasındaki ilişkinin TMK'nın 701. maddesi uyarınca elbirliği mülkiyeti olduğu ve aynı kanunun 702. maddesi uyarınca tasarrufi işlem niteliğinde olan dava açmanın tüm mirasçıların oybirliği ile karar vermeleri gerektiği nazara alınarak davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, temyiz harcının istek halinde iadesine 15/11/2018 günü oy birliğiyle karar verildi.

***